© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme’nin İçtihatları ile ilgili Bilgi Notu No.181
Ocak 2015
Rohlena v. Çek Cumhuriyeti [BD] - 59552/08
Karar 27.1.2015 [BD]
7. Madde
7. Madde Fıkra 1
Daha ağır ceza
Kanunsuz ceza olmaz (Nullum crimen sine lege)
Ceza kanununda suç olarak düzenlenmesinden önce icra edilmiş eylemleri içeren ‘zincirleme suç’tan mahkumiyet: ihlal bulunmamaktadır.
Olaylar: Başvurucu 2000 yılından 2006 yılının Şubat ayına kadar eşini fiziksel ve zihinsel olarak mükerreren taciz etmekle suçlanmaktadır. 2007 yılında davaya bakan mahkeme başvurucuyu 1 Haziran 2004 tarihinden itibaren yürürlükte olan Ceza Kanunu’nun 215 (a) maddesinde düzenlenen, aynı çatı altında yaşayan kişiyi mütemadiyen taciz etmekten suçlu bulmuştur. O tanımın, başka bir suçu oluşturduğu ölçüde, o tarihten önce gerçekleştirilen fiilleri kapsadığına işaret etmiştir. Mahkumiyet kararı Temyiz Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme tarafından onanmıştır.
Yüksek Mahkeme geçmiş içtihatlarına atıfla, söz konusu suçun tek bir fiil olarak kabul edilen zincirleme suç olması durumunda, o suçun cezai niteliğinin suçu oluşturan son eylemin gerçekleştiği anda yürürlükte olan kanuna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu kanun, önceden yürürlükte olan kanunda bu eylemlerin suç sayılmış olması şartıyla, önceki eylemlere de uygulanmıştır. Mevcut davada, başvurucunun Ceza Kanunu’nun 1 Haziran 2004 tarihli değişikliğinden önceki eylemleri, ilgili ceza kanununun 197 (a) maddesine göre bireye veya bir grup bireye karşı şiddet suçunu ve o kanunun 221. maddesine göre ise saldırı suçunu oluşturmuştur.
Anayasa Mahkemesi başvurucunun 2008 yılında yapmış olduğu temyiz başvurusunu, mahkemelerin kararlarının Anayasa’da yasaklanmış olan geçmişe yönelik hüküm doğurma etkisinin olmadığı gerekçesiyle açıkça temelsiz bularak reddetmiştir.
Avrupa Mahkemesi’nin 18 Nisan 2013 tarihli kararında (bkz. Bilgi Notu 162) Mahkeme oy birliği ile yerel mahkemelerin kararının Sözleşme’nin 7. maddesini ihlal etmediği sonucuna varmıştır
Hukuk - 7. madde: Başvurucu 2004 tarihli kanun değişikliğiyle getirilen Ceza Kanunu’nun 215 (a) maddesince o tarihten önce icra ettiği eylemlerin oluşturduğu suçtan da hüküm giymiştir. Yerel mahkemeler zincirleme suçun, hukuki sınıflandırmasının son eylemin tamamlanma anında yürürlükte olan kanuna göre değerlendirilmesi gereken tek bir suç olarak düşünülmesi gerektiği tespitinde bulunmuştur. Ancak önceki herhangi bir kanun kapsamında icra edilen eylemlerin, o kanuna göre de cezalandırılabilir olması şartı mevcuttur. Dolayısıyla, 215 (a) maddesi, bir önceki kanunda suç teşkil etmesi sebebiyle başvurucunun 2004 yılından önce gerçekleştirdiği saldırı eylemlerine de uygulanmıştır. Yerel mahkemeler iç hukuku yorumlarken, aynı saiki taşıyan münferit eylemlerden oluşan, aynı suçu oluşturan ve aynı veya benzer şekilde işlenmiş olması sebebiyle birbiriyle bağlantılı, birbirine yakın zamanlarda meydana gelen ve aynı amacı güden zincirleme suç kavramına atıfta bulunmuşlardır. Başvurucunun 1 Haziran 2004 öncesindeki eylemi o zaman yürürlükte olan iç hukuka göre cezalandırılabilir suç teşkil etmiştir ve dolayısıyla 215 (a) maddesindeki kurucu unsurları ihtiva etmiştir. Bu sebeple, başvurucunun ilgili madde kapsamında o tarihten önce işlenen eylemlerden sorumlu tutulması, Sözleşme tarafından yasaklanan daha olumsuz etkisi olan ceza kanunun geçmişe yönelik uygulanmasını oluşturmamıştır.
Bu şartlar altında ve yerel kanun maddelerinin ifadesindeki ve milli mahkemeler tarafından yorumlanmasındaki açıklık da göz önünde bulundurulduğunda, başvurucu 2004 yılından önceki dönem için de cezai olarak zincirleme suçtan sorumlu tutulabileceğini öngörebilecek ve buna göre hareketlerini ayarlayabilecek durumdaydı. Bu sebeple, başvurucunun mahkum edildiği suçun, Sözleşme’nin 7. maddesinin öngörülebilirlik koşulunu sağlayan, yeterince açık bir biçimde tanımlanmış ‘işlendiği dönemde yürürlükte olan milli hukukta...’ dayanağı bulunmaktadır.
Son olarak, Mahkeme başvurucunun, 2004 değişikliklerine göre ceza verilmesinin daha ağır bir cezayla sonuçlandığı yönündeki iddiasını reddetmiştir. Nitekim yerel mahkemelerin yaklaşımının başvurucunun cezasını ağırlaştıracak nitelikte olumsuz bir etkisinin olduğunu gösteren her hangi bir emare bulunmamaktadır. Bunun aksine, başvurucunun 1 Haziran 2004 tarihinden önce gerçekleştirdiği eylemler, sonraki eylemlerinden ayrı değerlendirilmiş olsaydı, başvurucu en az hakkında verilmiş olan cezaya veya daha ağır bir cezaya çarptırılabilecekti.
Sonuç: ihlal bulunmamaktadır (oy birliği ile)
(Ayrıca Bkz. Del Río Prada/İspanya [BD], 42750/09, 21 Ekim 2013, Bilgi Notu 167; ve Maktouf ve Damjanović/Bosna Hersek [BD], 2312/08 ve 34179/08, 18 Temmuz 2013, Bilgi Notu 165)
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy