Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2014/76
ROSSI AND VARIALE/İTALYA
(2911/05, 3/6/2014)
Karar Metni
İlgili Maddeler
AİHS 6 § 1 ve P1-1
Hak ve Özgürlükler
Adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı.
Anahtar Kelimeler
Mülkiyet hakkı, acele kamulaştırma yoluyla el koyma, inşai kamulaştırma, yasallık, öngörülebilirlik.
Davanın Özü
Mülkiyetten yoksun bırakmanın ne zaman ve ne şekilde gerçekleştiğinin, ancak derece mahkemelerinin nihai kararlarıyla belirli hâle gelmekte, bunun önceden öngörülemeyeceği durumlarda, mülkiyet hakkına yapılmış olan müdahaleler, “yasallık” ilkesi şartını taşımaması nedeniyle hakkın ihlali sonucunu doğurabilmektedir.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
İtalyan vatandaşı olan başvurucular, Crispano’da bulunan 8,950 metrekare yüzölçümlü bir arazinin mirasçısıdırlar. 1982 yılında, Crispano Belediye Başkanı, acele kamulaştırma prosedürünü takiben, kamu yararı gerekçesiyle, yol yapımına başlanması için anılan arazinin 416 metrekarelik bölümüne Belediye tarafından el konulmasına karar vermiştir. 23/3/1982 yılında, yetkililer araziye fiilen el atmışlardır. Başvurucular, arazinin işgalinin hukuk dışı olduğu, usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmadan ve tazminat ödenmeden yol yapım çalışmalarının tamamlandığını ileri sürerek, 30/3/1990 tarihli dilekçeyle zararlarının tazmini için Belediye aleyhine yerel mahkemede dava açmışlardır. Başvurucular, arazinin piyasa değeri, hem yasal hem de yasa dışı işgal sırasında arazinin kullanımından yoksun kalmaları nedeniyle ortaya çıkan zarar ile binaların yıkılması ve bitkilerin telef edilmesine karşılık gelen bir miktar tazminat talep etmişlerdir. Yerel mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırmış, 5/11/1996 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda, arazinin geri döndürülemeyecek şekilde değişime uğradığı tarih itibarıyla piyasa değeri hesaplanmıştır. 31/5/2000 tarihinde verilen hükümle, Yerel mahkeme, Temyiz Mahkemesi içtihadıyla ortaya çıkan “inşai kamulaştırma kuralı”nı dikkate alarak, başlangıçta verilen yetkiye dayalı olarak gerçekleşen el atmanın, süresinde kamulaştırma yapılmaksızın arazinin geri döndürülemez bir şekilde değişikliğe uğratıldığı 23/3/1990 tarihi itibariyle hukuk dışı hâle geldiği, bu tarih itibarıyla başvurucuların, mülkiyetlerinden yoksun bırakıldıkları sonucuna varmıştır. Yerel mahkeme, başvurucular lehine tazminata hükmetmiş, bu kapsamda arazinin piyasa değerini, işgalin hukuk dışı hâle geldiği tarih (23/3/1990) itibarıyla belirlemiştir. Yerel mahkeme, enflasyon farkıyla yasal faize de karar vermiştir. Ayrıca başvurular lehine, hukuka uygun işgalin başladığı tarihten (23/3/1982) mülkiyetin kaybedildiği tarihe (23/3/1990) kadar devam eden süre boyunca araziye erişememelerinden kaynaklanan zarar ile binaların yıkılması ve bitkilerin telef edilmesine karşılık gelen bir miktar ek tazminata da hükmedilmiştir. Belediye 31/5/2001 tarihinde karar aleyhine istinafa başvurmuştur. İstinaf mahkemesi, 27/5/2003 tarihli kararıyla, başvurucular lehine aynı prensiplerle aynı kalemlerde ancak miktar farklılığıyla tazminata, enflasyon farkına ve yasal faize hükmetmiştir. Karar, 31/10/2004 tarihinde kesinleşmiştir.
İddialar:
Başvurucular, P1-1’in gereklilikleriyle uyumlu olmayan şartlar altında arazilerinden yoksun bırakıldıklarını ileri sürmüşlerdir.
Hükümetin Savunması:
Hükümete göre, usulüne uygun bir kamulaştırma kararı bulunmamasına ve arazi kamusal faaliyetler sonucu geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde değişime uğramış olmasına rağmen, şikâyet konusu işgal, kamu yararına dayanan idari bir prosedürün yasal çerçevesi içinde gerçekleşmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, başvuruyu AİHS 6 § 1 ve P1-1’den ele almıştır.
P1-1 yönünden;
Mahkeme, inşai kamulaştırmaya ilişkin ortaya koyduğu ilkelerin ayrıntıları ve ilgili hukuk yönünden İtalya ile ilgili verdiği önceki kararlarına atıf yapmıştır (İtalyan yasalarında, kamu yararının gerektirdiği bazı hâllerde, idareye, özel mülkiyete tabi taşınmazlara kamulaştırma olmaksızın el koyma izni verilmiş ancak bu durumda belli süre içinde kamulaştırmanın gerçekleştirilmesi şartı öngörülmüştür. Bu süre içinde kamulaştırma yapılmamış olmasına rağmen yapım çalışmaları nedeniyle taşınmazın geri döndürülemez şekilde değişime uğramış olması hâlinde ne yapılacağı ise Temyiz Mahkemesi tarafından inşai kamulaştırma kuralı olarak anılan içtihatla belirlenmiştir. Anılan kurala göre, taşınmazın geri döndürülemez bir şekilde değişime uğradığı tarihte, özel mülkiyete son verilmiştir. Taşınmazın maliklerine buna karşılık tazminat ödenmesi gerekir).
Mahkeme, inşai kamulaştırma kuralı uyarınca, ulusal mahkemelerin, başvurucuların 23/3/1990 tarihinde arazilerinden yoksun bırakıldıklarına hükmettiği tespitini yapmıştır. Mahkeme, ancak nihai kararla, somut olaya inşai kamulaştırma kuralının etkili bir şekilde uygulanıyor olduğunun ortaya çıktığını, bu kuralın bizzat kendisinin “öngörülebilir” olarak kabul edilemeyeceğini değerlendirmiş, kararın kesinleştiği 31/10/2004 tarihine kadar, mülkiyet hakkından yoksun bırakılmış olduklarının başvurucular yönünden belirsiz olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, belirtilen nedenlerle şikâyet konusu müdahalenin, “yasallık” ilkesiyle uyumlu olmadığını, dolayısıyla başvurucuların mülkiyet hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
AİHS 6 § 1 yönünden;
Mahkeme, başvurucunun bu şikâyetini incelemenin gereksiz olduğuna karar vermiştir.
AİHS 41 yönünden;
Mahkeme, başvurucunun maddi ve manevi zararlarına karşılık belli bir miktar tazminata hükmetmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy