Rutkowski ve Diğerleri / Polonya – 72287/10 vd. - 7 Temmuz 2015 tarihli karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kudla / Polonya ([BD], 30210/96, 26 Ekim 2000, 23 sayılı Bilgi Notu) davasına ilişkin verdiği kararının ardından, Polonya yargılamaların uzunluğuna ilişkin davalarla ilgili olarak iç hukuk kapsamında bir yol sunmak amacıyla 17 Haziran 2004 tarihli kanunu (“2004 Kanunu”) yürürlüğe koymuştur. Mahkeme sonrasında, 2005 yılında karara bağlanan davalarda[1], bu hukuk yollarının Sözleşme’nin 35 § 1 ve 13. maddeleri anlamında etkin olduğunu tespit etmiştir. Ancak bazı başvuruların iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle 2005 yılında reddedilmesine rağmen, zamanla uygulamada söz konusu hukuk yollarının yetersiz olduğu ve 2004 Kanunu kapsamındaki hukuk yollarını tüketmiş olan kişiler tarafından Mahkeme önünde yargılamaların uzunluğuna ilişkin olarak sağlam temelli çok sayıda başvuru yapılmış olduğu görülmüştür.
Mahkeme 2012 yılının sonunda ve mevcut davada pilot karar usulünün sonuca varacağı süre içerisinde, yargılamaların aşırı uzun sürdüğünün iddia edildiği Polonya başvurularını askıya almıştır. Mevcut davadaki kararın kabul edildiği tarihten itibaren, hukuk davalarının (157 dava) ve ceza davalarının (493 dava) uzunluğu hakkındaki şikâyetleri temel olarak veya kısmen kapsayan 650 dava Mahkeme önünde derdestti.
Mevcut davada üç başvuranın tamamı dâhil oldukları iç hukuktaki yargılamaların uzunluğu hakkında şikâyette bulunmuşlardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmadan önce, 2004 Kanunu kapsamında yerel mahkemeler önünde taleplerini dile getirmişlerdir. Birinci başvurana yaklaşık sekiz yıl süren ceza yargılamalarıyla ilgili olarak 500 avro değerinde tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. İkinci ve üçüncü başvuranların 11 ve 13 yıldan fazla süren hukuk yargılamalarına ilişkin şikâyetleri reddedilmiştir. Yerel mahkemeler 2005 ve 2013 yılları arasındaki bir dizi kararda Polonya Yüksek Mahkemesi tarafından belirlenen “yargılamaların bölünmesi” ilkesini uygulayarak; yargılamaların tamamının uzunluğunu göz önünde bulundurmamışlardır. Birinci ve üçüncü başvuranların davalarında, yalnızca 2004 Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayan süreci; ikinci başvuranın davasında ise yalnızca temyiz mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını bozduktan sonraki süreci dikkate almışlardır.
Polonya Yüksek Mahkemesi 28 Mart 2013 tarihli kararında, Sözleşme standartları ışığında, “yargılamaların bölünmesi” ilkesinin artık herhangi bir temeli kalmadığını ve 2004 Kanunu kapsamında gerçekleştirilen bir şikâyetin, yargılamaların güncel aşamasıyla sınırlı olması durumunda, Sözleşme’nin 13. maddesi anlamında “etkin bir hukuk yolu” olmadığını tespit etmiştir.
Üç başvuranın tamamı, AİHM önündeki işlemlerde, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında Polonya mahkemeleri nezdindeki yargılamalarının uzunluğu hakkında; 13. madde kapsamında ise, Polonya mahkemelerinin 2004 Kanununu eksik şekilde uyguladıkları; bu mahkemelerin yargılamaların aşırı uzun sürdüğünü kabul etmedikleri ve sonuç olarak başvuranlara uygun ve yeterli tazminat imkânı sunmadıkları konusunda şikayette bulunmuşlardır.
Hukuki değerlendirme– Madde 6 § 1: Üç başvuranın davalarında, Polonya mahkemeleri önündeki yargılamaların uzunluğu makul değildir. Birinci başvuranın davası çok sayıda sanığı kapsaması bakımından daha karmaşık olmasına rağmen, bu durum tek aşamalı yargı önünde 7 yıl 10 ay boyunca devam eden davayı haklı gerekçelere dayandırmamaktadır. İkinci ve üçüncü başvuranların davaları, karmaşık olmamakla birlikte; yargılamaların 11 yıl 8 ay ve 13 yıl 2 ay boyunca devam etmesine sebep olan gecikmelerle ilgili olarak haklı gerekçe bulunmamaktadır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 13: 2004 Kanununun yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra, Mahkeme bu Kanun kapsamında ortaya konulan hukuk yollarını incelemiş ve bu hukuk yollarının Sözleşme’nin 13 ve 35 § 1 maddeleri anlamında “etkin” olduğunu tespit etmiştir. Ancak, mevcut davanın koşulları ve Polonya’daki yargısal uygulamalarda meydana gelen gelişmeler ışığında, 2004 Kanunu kapsamında tazminat olanağı sunan hukuk yolunun etkinliği hususunda önceki görüşünü yeniden değerlendirmesi bakımından iyi bir gerekçe tespit etmiştir.
Mahkeme’nin yargılamaların uzunluğunun makul olup olmadığının değerlendirilmesine ilişkin yerleşik içtihatlarının aksine, 2004 Kanunu kapsamındaki tazminat başvurularını değerlendiren Polonya mahkemeleri, yargılamaların uzunluğunun tamamı yerine, yalnızca seçilmiş kısımlarını incelemiştir. Bu nedenle, birinci ve üçüncü başvuranların davalarında, 2004 Kanununun yürürlüğe girmesinden önceki süreçleri göz ardı etmişlerdir. İkinci başvuranın davasında ise, değerlendirmelerini esas yargılamaların devam ettiği yargı aşamasıyla sınırlı tutmuşlardır. Bu yaklaşım 2005 ve 2012 yılları arasında verilen çeşitli kararlarda Yüksek Mahkeme tarafından belirlenen “yargılamaların bölünmesi” ilkesini yansıtmıştır. “Yargılamaların bölünmesi” tamamen reddedilen veya ikinci başvuranın davasında kısmen kabul edilen tazminat taleplerinin sonucu bakımından belirleyici etkiye sahip olmuştur.
Yargılamaların uzunluğuna ilişkin davalar konusunda işlemleri hızlandırmak ve tazminat olanağı sunmak amacıyla tasarlanmış hukuk yolları sunan Devletler, Mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen miktarların daha aşağısında miktarlar ödenmesine hükmedebilirler. Ancak bu miktarlar Mahkeme’nin benzer davalarda hükmettiği miktarlarla karşılaştırıldığında makul olmayan bir şekilde düşük olmamalıdır. İkinci ve üçüncü başvuranların talepleri haklı gerekçelere dayanmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Oysaki ilgili tarihte söz konusu yargılamalar on bir yıldan daha fazla süre boyunca devam etmekteydi ve Mahkeme içtihatları uyarınca, başvuranların her birine 11.000 zilotiye ulaşan tazminat ödenmesiyle sonuçlanmalıydı. Benzer şekilde, birinci başvurana verilen tazminat miktarı, herhangi bir hukuk yolu bulunmaması durumunda Mahkeme’nin hükmedeceği miktarın yalnızca %5.5’ine eşdeğerdir. Bu nedenle bu miktarın, Mahkeme tarafından belirlenen standartlar ışığında açıkça makul olmadığı değerlendirilmelidir.
Özet olarak, 2004 Kanunu kapsamında dile getirilen bir şikâyet, yargılamaların aşırı uzunluğuna ilişkin olarak yeterli bir telafi olanağı sunmak bakımından “uygun ve yeterli bir tazminat” teşkil etmemiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 46: Polonya’da 2004 Kanunu kapsamında hukuk yolunun oluşturulmasından bu yana; Mahkeme, başvuranların Polonya mahkemeleri tarafından ihlal gerçekleştiğinin kabul edildiği bir karar verilmesi ve bu bağlamda tazminat ödenmesi yönündeki girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı davalarda, makul süre koşuluna aykırılık bulunduğunu tespit ettiği 280 karar vermiştir. Ayrıca, 358 benzer davada, Hükümet tarafından ihlal olduğu kabul edilmiş ve dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon koşulları kapsamında tazminat ödenmiştir. Mahkeme önünde yaklaşık 650 benzer dava derdestti ve adli yargılamaların aşırı uzunluğuna ilişkin Polonya hakkındaki 300’den fazla başvuru Bakanlar Komitesi önünde icra aşamasında beklemekteydi.
Mahkeme, Polonya’da yargılamaların aşırı uzunluğu sorununun yoğunluğunu ve yeterli telafi imkânı bulunmamasını dikkate alarak; başvuranların şikâyet ettiği durumun, Sözleşme’ye aykırı bir uygulama olduğunu ve sistematik bir problemin mevcut olduğunu ortaya koyduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle, pilot-karar usulünün uygulanması uygundur.
(a) Madde 6 § 1 bakımından gereken önlemler (makul süre) – Başvuranların davasında tespit edilen sistematik problem; çeşitli düzeylerdeki makamları ilgilendiren kapsamlı ve geniş çaplı yasal ve idari eylemlerde bulunulmasını gerektirmektedir. Mahkeme detaylı olarak alınması gereken tedbirleri belirtmekten kaçınmaktadır. Ancak, Bakanlar Komitesi alınması gereken tedbirleri denetlemesi bakımından daha doğru bir konumdadır. Kudla kararının icrası sırasında daha önce alınan tedbirler memnuniyetle karşılanırken; Polonya’daki sorunun boyutu ve karmaşıklığı, yerel mahkemelerin madde 6 § 1’de belirtilen “makul süre” koşuluna uymasını sağlamak amacıyla, davalı Devlet tarafından daha fazla, tutarlı ve uzun vadeli olarak çaba harcanmaya devam edilmesini gerektirir.
(b) Madde 13 bakımından gereken önlemler (etkin hukuk yolu) –Mahkeme mevcut davada 13. Maddenin ihlal edilmesinin arkasında birbiriyle bağlantılı iki temel neden tespit etmiştir: Polonya mahkemeleri tarafından “yargılamaların bölünmesi” sisteminin uygulanması ve AİHM tarafından ödenmesine hükmedilen miktarlara uygun olarak tazminat ödenmemesi.
Mahkeme, Polonya Yüksek Mahkemesi’nin Mart 2013’te, Sözleşme standartları ışığında “yargılamaların bölünmesi” ilkesinin artık temelden yoksun olması yönünde verdiği kararın, hatalı yargısal uygulamaların düzeltilmesi ve Polonya mahkemelerinin ilgili Sözleşme standartlarına uymalarının sağlanmasını hedefleyen önemli bir tedbir olarak değerlendirilebileceğini kabul etmektedir. Ancak, bu tedbir başvuranların davasında tespit edilen sistematik duruma bir son vermek için yeterli olamamıştır; zira, alt derece mahkemelerinin bu tedbiri uygulamaya koydukları henüz tespit edilememiştir. Aksine, Mahkeme’nin 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin dava yükündeki değişikliklere bakıldığında, yargılamaların uzunluğu ve iç hukukta yeterli adil tazmin olanağı sunulmamasına ilişkin bir mükerrer dava akışı olduğu görülmüştür. Ayrıca 2013 tarihli karar, Mahkeme önünde derdest olan ve geçmişte açılmış olan yüzlerce davaya ilişkin sorunları da çözmeye yeterli olmamıştır.
Bu nedenle Polonya, 2004 Kanunu kapsamındaki şikâyetlerle ilgilenen Polonya mahkemeleri tarafından 2013 tarihli kararın etkin şekilde uygulanmasını, bu mahkemelerin yargılamaların uzunluğunun makul olup olmadığını değerlendirirken Mahkeme standartlarına uygun davranmalarını, makul süre içerisinde yargılanma hakkına ilişkin ihlaller bakımından “uygun ve yeterli telafi” olanağı sunmalarını sağlamak amacıyla uygun şekilde genel önlemler almak durumundadır.
(c) Usuli hususlar– Benzer davalarda izlenecek usul hususunda ve pilot-karar usulünün sonucunun ortaya çıkacağı süreçte, yargılamaların uzunluğuna ilişkin Polonya davalarının işleme konulmasının, uygulamada 2012 yılının sonundan itibaren ertelendiği dikkate alındığında; Mahkeme ikincillik ilkesi uyarınca, hem başvuranların çıkarlarını hem de Polonya Devletinin başvuranların şikâyetlerini doğuran soruna yanıt veren uygun tedbirleri gecikmeksizin alma gereğini kapsayan usuli bir çözüm aramıştır. Derdest davaların oldukça büyük sayıda olduğu ve küresel ve hızlı olarak eylemde bulunma ihtiyacı göz önüne alındığında; Mahkeme, temel hususun yargılamaların uzunluğuyla ilgili olduğu derdest bütün başvuruları, pilot karar usulü çerçevesinde davalı Hükümete derhal tebliğ etmeye karar vermiştir.
Tebliğ edilen başvuruları işleme tabi tutması ve tüm mağdurlara tazminat sunması amacıyla Hükümete iki yıllık süre sınırı vermek gereklidir. Bütün davalardaki çekişmeli yargılamalar böylelikle, pilot kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde ertelenecektir.
Pilot kararın verilmesinin ardından açılan davalar hususunda; çekişmeli yargılamalar bir yıllığına ertelenecektir ve sonraki gelişmeler ışığında söz konusu aşamada bir sonraki usul hakkında ve özellikle, mevcut kararın icrası hususunda Polonya tarafından alınacak tedbirlerle ilgili karar alınacaktır.
Madde 41: Birinci başvurana manevi tazminata ilişkin olarak 9.200 avro; ikinci başvurana 8.800 avro ve üçüncü başvurana 10.000 avro.
Davalı devlet yerel mahkemeler önündeki hukuk yargılamalarının uzunluğuna ilişkin şikâyetler bakımından etkin hukuk yolları ortaya koymak durumundadır
[1] Charzyński / Polonya (k.k.), 15212/03, 1 Mart 2005, 73 sayılı Bilgi Notu; Ratajczyk / Polonya (k.k.), 11215/02, 31 Mayıs 2005, 75 sayılı Bilgi Notu; ve Krasuski / Polonya, 61444/00, 14 Haziran 2005, 77 sayılı Bilgi Notu.
Full & Egal Universal Law Academy