© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2014. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2014. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2014. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme’nin İçtihatlarına İlişkin Bilgi Notu No. 164
Haziran 2013
Sabanchiyeva ve Diğerleri - Rusya - 38450/05
Karar 6.6.2013 [I. Bölüm]
Madde 8
Madde 8-1
Aile hayatına saygı
Özel yaşama saygı
Defin için teröristlerin cesetlerinin teslimi üzerindeki kanuni yasak: ihlal
Madde 3
İnsanlık dışı muamele
Başvurucuların ölen akrabalarının cesetlerinin muhafaza koşulları: ihlal yok
Olgular – 13 Ekim 2005 sabahı erkenden Nalçik kentindeki kolluk kuvvetlerine silahlı direnişçiler tarafından saldırı yapılmıştır. Çatışma, çoğunluğu saldırganların saflarından olmak üzere, 100’ün üzerinde ölü bırakarak sonraki gün de devam etmiştir. Başvurucular, ölen direnişçilerin bazılarının akrabalarıdır.
Akrabalarını teşhiste yer alan başvurucular, cesetlerin çok kötü şartlarda tutulduğunu (üst üste yığıldıklarını, çıplak ve yeterli soğutma olmadığı için çürümekte olduğunu) iddia etmişlerdir. Ekim 2002’de Moskova’daki Nord-Ost Tiyatrosuna yapılan terörist saldırı sonrasında Rusya’da kabul edilen mevzuata göre, teröristlerin cesetleri akrabalara teslim edilmemekte ve gömüldükleri yer açıklanmamaktadır. Nisan 2006’da, direnişçilerin saldırıya katılımını saptadıktan sonra, soruşturma makamı, saldırıdaki şüphelilerin ölümü nedeniyle ceza soruşturmasını durdurmuştur. Haziran 2006’da, ölenlerin cesetlerini akrabalarına teslim etmeme kararına uygun olarak, terörist olduğu varsayılan 95 ceset yakılmıştır. Başvurucuların bazıları teröristlerin defnedilmesini düzenleyen mevzuata itiraz etmişlerdir. Haziran 2007’de Anayasa Mahkemesi, teröristlerin defnedilmesinin terörist fikirler bakımından bir propaganda amacı olarak hizmet edeceği ve aynı zamanda, etnik ve dinsel gruplar arası gerilimin artmasının ön şartlarını yaratarak, söz konusu eylemlerin kurbanı olan kişilerin ailelerinde gücenmeye neden olacağı için, söz konusu tedbirin haklı olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme tartışmalı tedbiri Anayasa ile uyumlu olduğu için onaylamıştır fakat aynı zamanda, tedbiri, yetkili makamın kararı yetkili bir mahkeme tarafından teyit edilmedikçe, cesetlerin gömülmemesini gerektirdiği şeklinde yorumlamıştır.
Karar – Madde 3: Başvurucuların akrabalarının muhafaza edilme şartları, başvurucuların ıstırap çekmesine neden olmuş olabilir, Hükümetin de kabul ettiği üzere yerel imkanlar saldırıdan sonraki ilk dört gün süresince bütün cesetleri muhafaza etmek bakımından yetersizdi ve hatta daha sonrasında soğutulmuş taşıma arabalarında muhafaza amacıyla birbirlerinin üzerine yığılmak zorunda kalmıştır. Öte yandan, bu eksiklikler Ekim 2005 olaylarının neden olduğu lojistik sıkıntıların ve ölenlerin çok fazla olması sonucunda oluşmuştur. Başvurucuları kasıtlı olarak insanlık dışı muameleye tabi tutma veya onlara manevi ıstırap çektirme amacı bulunmamaktaydı. Başka bir deyişle, başvurucuların duygusal sıkıntısı, benzer bir durumda, bir ölünün herhangi bir aile üyesinin yaşayacağı sıkıntı ile eşdeğerdedir.
Sonuç: ihlal yok (oybirliği).
Madde 8: Rusya’da defini düzenlemeye istekli olan ölen kişilerin akrabaları, genel olarak, ölüm nedeni saptandıktan sonra gömülmesi için hemen kendilerine teslim edilmesi bakımından kanuni güvenceden yararlanırlar. Bu nedenle, mevcut davada yetkililerin cesetleri teslim etmeyi reddetmesi, genel kurala bir istisna oluşturmaktadır. Bundan başka, bu tedbir akrabalarının cenazesini organize etme ve katılma ve potansiyel ziyaretler için mezarlarının nerede olduklarını bilme fırsatından başvurucuları açıkça yoksun bırakmıştır. Dolayısıyla, cesetleri ailelerine teslim etmeme kararları başvurucuların özel ve aile hayatına müdahale oluşturmuştur (kurbanlardan birisi ile resmi olarak evli olmayan fakat onunla birkaç ay birlikte yaşayan, davasındaki kararın sadece özel yaşamına müdahale oluşturduğu bir başvurucu istisnasıyla).
Yetkililerin cesetleri teslim etmeyi reddetmesi teröristlerin gömülmesini düzenleyen Terörizmin Önlenmesi Kanunu ile 2003 Kararnamesine dayanmıştır ve dolayısıyla Rusya hukukunda yasal bir temeli bulunmaktadır. Ret kararı meşru amaçlara; yani, defin süresince direnişçilerin destekçileri veya karşı çıkanlar tarafından çıkarılabilecek düzensizliği önlemek, terör kurbanlarının akrabalarının duygularını korumak ve nüfus üzerindeki psikolojik etkiyi azaltmak meşru amaçlarına sahiptir.
Devletler terörizm ve terör şiddeti nedeniyle belli zorluklarla yüz yüze kalırlar. Öte yandan, Mahkeme, her ne kadar meşru da olsa, Hükümet tarafından atıfta bulunulan hedeflerin, başvurucuların cenaze törenlerine katılımını veya en azından bir çeşit son saygılarını gösterme fırsatını reddetmek bakımından önemli gerekçe oluşturduğunu kabul etmenin zor olduğunu saptar. Gerçekten de, mezarların yerinin açıklanmasının tamamen yasaklanması, başvurucular ile ölü akrabalarından kalanlar arasındaki ilişkiyi daimi olarak kesmiştir. Bundan başka, cesetlerin teslim edilmemesi kararlaştırılırken, yetkililer olay bazında yaklaşımı kullanmamıştır veya her bir ölen ve bunların aile bireylerinin kişisel koşullarını dikkate almamışlardır, çünkü yürürlükteki hukuk bütün bu soruları ilgisiz olarak değerlendirmektedir. Aksine, kararlar tamamen otomatik alınmıştır ve yetkililerin, özel ve aile hayatına saygı hakkına herhangi bir müdahalenin haklı ve orantılı olmasını sağlama görevini göz ardı etmiştir. Böyle bir kişileştirilmiş yaklaşım yokluğunda, ret kararı, ölen kişinin faaliyetlerinin suçunun yükünü bu kişilerden alıp akrabalarına veya aile üyelerine aktararak, başvurucular üzerinde esas olarak cezalandırıcı bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Davalı Devlet, bu şekilde, bu açıdan kabul edilebilir olan herhangi bir takdir marjını aşmıştır.
Sonuç: ihlal (iki oya karşı beş oyla).
8. madde ile bağlantılı olarak 13. madde: Mahkeme yetkililerin cesetlerin ailelere verilmemesi kararlarına karşı herhangi bir etkili yargısal denetiminin olmayışını not etmiştir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi’nin 2007 kararı başvurucuların durumunu iyileştirmiş olsa da, Rusya mahkemeleri, böyle bir tedbire duyulan ihtiyacı değil, tedbirin sadece hukuka şekli uygunluğunu incelemekle yetkili kalmaya devam etmişlerdir. Bundan dolayı, mevzuat, keyfiliğe karşı yeterli usul güvencelerini başvuruculara sağlamamıştır. Gerçekten de, kendilerine kararların kopyalarını sağlamayı reddeden yetkililerin kararları ve bunları inceleyecek mahkemelerin sınırlı yetkileri nedeniyle etkin itiraz imkanından yararlanmamışlardır.
Sonuç: ihlal (iki oya karşı beş oyla).
Mahkeme oybirliği ile, Sözleşme’nin 8. maddesi ile birlikte 14. maddesinin ve 38. maddesinin 1. fıkrasının hiçbir ihlalini bulmamıştır.
Madde 41: Başvurucuların uğradıkları manevi zarar için ihlal bulgusu yeterli adil karşılık oluşturur.
(Aynı zamanda bakınız Maskhadova ve Diğerleri - Rusya, 18071/05, 6 Haziran 2013)
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2014.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2014.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2014.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy