AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
SAÇILIK VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE
(Başvuru no. 43044/05 ve 45001/05)
KARAR
(Veli Saçılık’a ilişkin adil tazmin hakkında)
STRAZBURG
14 Nisan 2015
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Saçılık ve Diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan,
András Sajó,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Egidijus Kūris,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 10 Mart 2015 tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonrasında, aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın temelinde, 25 Türk vatandaşı (“başvuranlar”) tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”) 30 Kasım 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu iki başvuru (43044/05 ve 45001/05 no’lu) bulunmaktadır. Başvuranlara ilişkin ayrıntılar ekli tabloda belirtilmiştir.
2. Mahkeme 5 Temmuz 2011 tarihinde verdiği bir kararda (“ana karar”), 25 başvuran açısından Sözleşme’nin 3. maddesinin hem esas, hem de usul yönünden ihlal edildiğine hükmetmiştir (Bk. Saçılık ve Diğerleri/Türkiye (Esas ve kısmi adil tazmin hakkında), no. 43044/05 ve 45001/05, § 108, 5 Temmuz 2011).
3. Mahkeme ana kararında, 5 Temmuz 2000 tarihinde başvuranların tutulduğu cezaevinde geniş çaplı bir güvenlik operasyonunun gerçekleştirildiğini kaydetmiştir. Operasyonun nedeni, başvuranlardan bazılarının da aralarında bulunduğu birtakım tutukluların önceki duruşmalara gidiş ve dönüş esnasında kendilerine eşlik eden jandarmalar tarafından dövüldükleri gerekçesiyle duruşmaları için adliyeye gitmeyi reddetmeleri olmuştur (aynı kararda §§ 6-7).
4. Başvuranların tümü çok sayıda jandarma tarafından yürütülen operasyon esnasında çeşitli yaralanmalara maruz kalmışlardır. Başvuranların bazılarının hayati risk taşıdığı değerlendirilen ciddi yaralanmalar dolayısıyla hastaneye yatırılmaları gerekmiştir. Ayrıca, operasyon sırasında cezaevinin duvarlarında kepçeyle bir delik açılırken kepçe başvuran Saçılık’ın sol kolunu dirsekten koparmıştır. Kopan kol muhafaza edilmek ve yerine dikilmek üzere yetkililer tarafından alınmamış olup, enkaz içerisinde bırakılmıştır. Kopan kol, daha sonra enkazda kolu bulan bir sokak köpeğinin ağzından alınmıştır (aynı kararda §§ 27, 9).
5. Cezaevinde tutuklu bulunan Saçılık 5 Temmuz 2000 tarihinde hastaneye götürülmüş ve 27 Temmuz 2000 tarihinde taburcu olmuştur. Saçılık’ın kolunun yerine dikilmesi mümkün olmamış ve doktorlar 60 günlük iyileşme süreci gerektiren yaranın hayati risk taşıdığını değerlendirmişlerdir (aynı kararda § 27).
6. Mahkeme ana kararında, mahpusların duruşmaya katılmalarını sağlamaya yönelik alternatif ve yaşamı tehdit etmeyen yöntemlerin ulusal makamlar tarafından değerlendirildiğini ortaya koyacak herhangi bir belgenin veya bilginin sunulmadığını gözlemlemiştir. Ayrıca, başvuranların askerlere karşı güç kullandıklarını veya Hükümet’in iddialarının aksine, askerlere ateş açtıklarını gösteren hiçbir delil bulunmamaktaydı. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranların yaralarına ilişkin makul açıklama yapma yükümlülüğü altında olan Hükümet’in, söz konusu yaralanmaların başvuranların kendi eylemlerinden kaynaklandığını ispatlayamadığı kanaatine varmıştır (aynı kararda §§ 93-97 ve 106-107).
7. Mahkeme, Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca, 25 başvuranın 24’ünün her birine manevi tazminat olarak 20.000 avro (EUR) ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca, 25 başvurana masraf ve giderlere karşılık olarak, adli yardım olarak verilen 850 avro düşülmek üzere toplam 21.000 avronun ödenmesine hükmetmiştir (aynı kararda §§ 118 ve 125 ve kararın hüküm kısmının 3 ve 4. maddeleri).
8. Mahkeme aynı kararda, Saçılık’ın İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı aleyhine açtığı idari davayı kazandığını ve kolunu kaybetmesi sonucunda uğradığı maddi ve manevi zarar açısından tazminat elde ettiğini gözlemlemiştir. Ulusal usul uyarınca, ilk derece mahkemesi tarafından Saçılık’a ödenmesine hükmedilen meblağlar, iki Bakanlık tarafından yapılan temyiz başvurusunun öncesinde ve dolayısıyla ilk derece mahkemesinin kararının kesinleşmesinden önce kendisine ödenmiştir (aynı kararda §§ 55-57).
9. Mahkeme, ana kararını verdiği tarihte bahse konu idari davanın halen derdest olduğunu belirtmiş ve ayrıca söz konusu davanın iki Bakanlığın lehine sonuçlanması halinde Saçılık’ın kendisine ödenmesine hükmedilen meblağları geri ödemesinin gerekebileceğini kaydetmiştir. Dolayısıyla Mahkeme, Saçılık’ın maddi ve manevi tazminat talepleriyle ilgili olarak Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması için henüz erken olduğunu ve bu hususun karara bağlanmaya hazır olmadığını değerlendirmiştir. Bu itibarla, Mahkeme söz konusu hususu saklı tutarak, Hükümet’i ve Saçılık’ı davanın sonucu hakkında kendisini bilgilendirmeye davet etmiştir. Mevcut karar sadece başvuran Veli Saçılık tarafından Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca yapılan taleplerle ilgilidir (aynı kararda § 112).
10. Daha sonra farklı tarihlerde Saçılık, avukatı Rahşan Aytaç Sala’nın yardımı ile bilgi ve belgeleri Mahkeme’ye ibraz etmiş ve idari davadaki gelişmeler hakkında Mahkeme’yi haberdar etmiştir. Aşağıdaki bilgi söz konusu belgelerde yer almaktadır.
11. Saçılık 2002 yılında Antalya İdare Mahkemesi önünde, 100.000 Türk lirası (söz konusu tarihte yaklaşık 80.000 avro) maddi tazminat ve 50.000 Türk lirası (yaklaşık 40.000 avro) manevi tazminat istemiyle Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı aleyhine idari dava açmıştır.
12. Antalya İdare Mahkemesi tarafından tayin edilen bir bilirkişi 2004 yılında, Saçılık’ın çalışamamasına neden olan yaralanma sonucunda maddi zarara uğradığını tespit etmiştir. Maddi zarar bilirkişi tarafından 121.240 Türk lirası olarak hesaplanmıştır.
13. Antalya İdare Mahkemesi 31 Mart 2005 tarihli kararında, bir cezaevinde ağır iş makinelerinin kullanılmasının sıra dışı olduğu sonucuna varmıştır. İş makinesinin kullanımının gerekli olduğu varsayılsa dahi, Saçılık o esnada askerler tarafından kullanılan gazlardan zehirlenmiş ve kepçe ile açılan delikten temiz hava almaya çalışmıştır. Saçılık’ın askerlere veya kepçe operatörüne karşı tehdit oluşturduğu iddia edilmemiştir. Gerçekten de, o sıradaki sağlık durumu nedeniyle Saçılık’ın tehdit teşkil etmesi olanaksızdı. Ayrıca kepçe operatörünün Saçılık’ı gördüğü; ancak buna rağmen ilerlemeye devam ettiği de açıktı. Dolayısıyla Bakanlıklar orantısız güç kullanımından kaynaklanan yaralanmadan sorumlu olmuşlardır.
14. İdare Mahkemesi yukarıda belirtilen bilirkişi raporunu dikkate almış ve Saçılık’ın uğradığı maddi zararın esasında kendisi tarafından talep edilen meblağdan daha fazla olduğunu kaydetmiştir. Ancak ulusal hukuk Saçılık tarafından talep edilenden fazla bir miktarın ödenmesine hükmedilmesine izin vermediğinden, İdare Mahkemesi Saçılık tarafından maddi zarara ilişkin olarak talep edilen miktarın tamamının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmetmiştir. İdare Mahkemesi ayrıca Saçılık’ın manevi zarara ilişkin olarak talep ettiği meblağ olan 50.000 Türk lirasının tamamının ödenmesine hükmetmiştir.
15. Bakanlıklar karara itiraz etmişlerdir. Uygulanabilir usul uyarınca, temyiz yargılamaları ilk derece mahkemelerinin kararlarının icrasını etkilememektedir. Dolayısıyla, İdare Mahkemesi tarafından ödenmesine hükmedilen meblağlar ve birikmiş faiz, Bakanlıkların itirazı karara bağlanmadan önce Saçılık’a ödenmiştir.
16. Bakanlıklar tarafından yapılan itiraz Danıştay tarafından 15 Şubat 2008 tarihinde karara bağlanmış ve Saçılık’a tazminat ödenmesine hükmedilen karar bozulmuştur. Saçılık’ın söz konusu kararın düzeltilmesine ilişkin talebi Danıştay tarafından 25 Şubat 2009 tarihinde reddedilmiştir.
17. Dava diğer bir idare mahkemesi, yani Isparta İdare Mahkemesi önünde yeniden başlamış ve Isparta İdare Mahkemesi 24 Haziran 2010 tarihinde Saçılık’ın tazminat talebinin reddine karar vermiştir. Isparta İdare Mahkemesi’ne göre, Saçılık cezaevindeki olaylara katkıda bulunmuş ve güvenlik güçleri mensupları cezaevindeki disiplini yeniden tesis etmek zorunda kalmışlardır. Dolayısıyla Saçılık’ın eylemleri güvenlik güçlerinin eylemleri ile sonrasında meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırmıştır.
18. Saçılık 26 Ağustos 2013 tarihinde Mahkeme’ye, Danıştay’a yapmış olduğu itirazın 26 Haziran 2013 tarihinde reddedildiğini bildirmiştir. Saçılık ayrıca, etkili bir hukuk yolu olmamasına rağmen Danıştay’ın kararının düzeltilmesi talebinde bulunduğu konusunda Mahkeme’yi bilgilendirmiştir.
19. Mahkeme 10 Eylül 2013 tarihinde Saçılık’ı adil tazmin taleplerini ibraz etmeye davet etmiştir. Mahkeme aynı tarihte Hükümet’i de Saçılık’a ödenen tazminatı geri ödemesinin Saçılık’tan talep edilip edilmeyeceği hususunu açıklığa kavuşturmaya davet etmiştir.
20. Saçılık 5 Ekim 2013 tarihinde adil tazmin taleplerini Mahkeme’ye ibraz etmiştir.
21. Hükümet 7 Ekim 2013 tarihinde, Saçılık’ın karar düzeltme talebine ilişkin yargılamanın halen derdest olduğu gerekçesiyle Danıştay’ın 26 Haziran 2013 tarihli kararının henüz kesinleşmediği konusunda Mahkeme’yi bilgilendirmiştir. Hükümet kendisinden talep edilen bilgi ve belgeleri ibraz etmeden önce Mahkeme’ye, söz konusu yargılamasonuçlanana dek ek süre talebinde bulunmuştur.
22. Mahkeme 15 Ekim 2013 tarihli yazısında, Isparta İdare Mahkemesi’nin 24 Haziran 2010 tarihli kararı kesinleşene kadar Hükümet’in kendisinden talep edilen bilgileri ibraz etmesi için izin verilen sürenin uzatılmasına karar verdiği hususunda tarafları bilgilendirmiştir.
23. Saçılık 19 Eylül 2014 tarihinde, karar düzeltme talebinin 16 Temmuz 2014 tarihinde reddedildiği ve dolayısıyla Isparta İdare Mahkemesi’nin kararının kesinleşmiş olduğu konusunda Mahkeme’yi bilgilendirmiştir. Saçılık artık kendisine iki Bakanlık tarafından ödenen tazminatı geri ödemesinin talep edilebileceğini iddia etmiştir.
24. Mahkeme 1 Ekim 2014 tarihinde, Saçılık’ın adil tazmin taleplerini sunduğu tarih olan 5 Ekim 2013’ten itibaren (bk. yukarıda 20. paragraf) geçen süre göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu talepleri güncellemek veya sürdürmek isteyip istemediği sorusunu Saçılık’a yöneltmiştir. Mahkeme aynı gün Hükümet’i, Saçılık’a halihazırda ödenen tazminatın geri ödenmesinin Saçılık’tan talep edilip edilmeyeceği hususunu açıklığa kavuşturmaya davet etmiştir.
25. Saçılık Mahkeme’nin 1 Ekim 2014 tarihli yazısını yanıtlamış ve 5 Ekim 2013 tarihinde sunduğu taleplerini sürdürmek istediği hususunda Mahkeme’yi bilgilendirmiştir. Hükümet, Mahkeme’nin 1 Ekim 2014 tarihli yazısına yanıt vermemiştir.
26. Saçılık’ın yazıları ve adil tazmin talepleri 6 Kasım 2014 tarihinde Hükümet’e iletilmiş ve Hükümet, söz konusu taleplere ilişkin olarak yapmak istediği tüm değerlendirmeleri ibraz edebileceği konusunda bilgilendirilmiştir. Hükümet’e ayrıca, Mahkeme’nin 1 Ekim 2014 tarihli talebine riayet etmediği hatırlatılmış ve Hükümet’ten talep edilen bilgi ve belgeleri ibraz etmesi istenmiştir.
27. Hükümet, Saçılık tarafından yapılan taleplere ilişkin yazılı görüşlerini 5 Aralık 2014 tarihinde ibraz etmiştir. Hükümet ayrıca, 15 Ekim 2014 tarihinde Adalet Bakanlığı tarafından Maliye Bakanlığına hitaben kaleme alınan bir yazıyı da ibraz etmiştir. Adalet Bakanlığı söz konusu yazıda, Isparta İdare Mahkemesi tarafından 24 Haziran 2010 tarihinde verilen kararın Saçılık’ın 16 Temmuz 2014 tarihinde yaptığı karardüzeltilme talebinin reddedilmesinin ardından kesinleştiğini ve artık Saçılık’a ödenen tazminatın geri alınması için işlemlerin başlatılabileceğini belirtmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
28. Sözleşme’nin 41. maddesi şu şekildedir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
A. Tazminat
1. Tarafların Beyanları
(a) Başvuran Veli Saçılık
29. Saçılık, kolunu kaybetmesi dolayısıyla kapasitesinde %66’lık kayıp meydana geldiği kanaatinde olan tıbbi ve diğer bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlara dayalı olarak maddi ve manevi zararın yerel mahkemeler tarafından hesaplandığını iddia etmiştir. Dolayısıyla, Antalya İdare Mahkemesi Saçılık’ın talep ettiği meblağların tamamının yasal faiziyle birlikte Saçılık’a ödenmesine hükmetmiştir. Ardından, Adalet Bakanlığı tarafından 23 Aralık 2005 tarihinde 225.791 Türk lirası (söz konusu tarihte yaklaşık 141.000 avro) ve İçişleri Bakanlığı tarafından 6 Haziran 2006 tarihinde 232.000 Türk lirası (yaklaşık 144.000 avro) Saçılık’a ödenmiştir. Söz konusu meblağlardan çeşitli damga vergileri için 9.155 Türk lirası (yaklaşık 5.700 avro) düşülmüştür.
30. Saçılık’a göre, yasal faizin birikmesi nedeniyle geri ödemesi gereken miktar artmış olacaktır. Saçılık ayrıca Mahkeme’ye, yukarıda belirtilen idari dava boyunca yasal temsilcisine ödediği toplam miktarın 40.339 Türk lirası (yaklaşık 25.000 avro) olduğunu ortaya koyan delil niteliğinde belgeler ibraz etmiş ve artık ayrıca iki Bakanlığın söz konusu dava sırasında yaptığı 55.000 Türk lirasına (yaklaşık 20.000 avro) tekabul eden masraf ve giderleri de geri ödemesi gerekeceğini iddia etmiştir. Dolayısıyla, Saçılık yukarıdaki hususlar açısından, maddi tazminat olarak toplam 700.000 avro talep etmiştir.
31. Manevi tazminat talebine ilişkin olarak Saçılık, talep ettiği manevi tazminatın tamamının kendisine ödenmesine hükmedilen Antalya İdare Mahkemesi’nin kararına atıfta bulunmuştur. Saçılık, artık söz konusu meblağı faiziyle birlikte Bakanlıklara iade etmek zorunda kalacağını iddia etmiştir.
32. Saçılık ayrıca, Mahkeme’nin ana kararının bir suretini Danıştay’a ibraz etmiş olmasına rağmen, Danıştay’ın söz konusu kararı dikkate almadığını ve kararında bahis konusu yapmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca, ulusal makamlar Mahkeme’nin ana kararındaki tespitlerini dikkate almamakla kalmamış; Saçılık ve diğer mahpuslar aleyhine karşı dava açtığını ve operasyon sırasında cezaevinde meydana gelen zarara ve operasyonda kullanılan ağır iş makinesinin masrafına karşılık olarak tazminat talep etmiştir. Saçılık 15 Aralık 2014 tarihli yazısında, yukarıda belirtilen dava esnasında ilk derece mahkemesinin 9 Aralık 2014 tarihinde Saçılık ve diğer mahpuslar aleyhine karar verildiği konusunda da Mahkeme’yi bilgilendirmiştir. Saçılık artık operasyon sırasında cezaevinde meydana gelen hasar için ödeme yapması gerekeceğini ve söz konusu meblağın 160.000 ile 200.000 Türk lirası (yaklaşk 60.000-74.000 avro) arasında olacağını ileri sürmüştür.
33. Saçılık, yukarıdaki hususların yanı sıra yetkililerin ana kararda tespit edilen ihlalleri gidermemeleri nedeniyle, toplam 400.000 avro tutarında olduğunu iddia ettiği manevi zarara uğradığını ve zarara uğramaya devam ettiğini ileri sürmüştür.
(b) Hükümet
34. Hükümet, Saçılık tarafından maddi tazminat olarak talep edilen meblağın aşırı olduğunu değerlendirmiştir. Hükümet, 2004 yılında Antalya İdare Mahkemesi’nin Saçılık’ın çalışamamasından kaynaklanan gelir kaybını 121.240 Türk lirası olarak hesapladığını ileri sürmüştür. Saçılık’a 8 Aralık 2005 tarihinde 225.791 Türk lirası (yaklaşık 141.000 avro) ödenmiş ve 6 Ekim 2006 tarihinde 42.675 Türk lirası (yaklaşık 22.500 avro) miktarında ilave ödeme yapılmıştır.
35. Hükümet ayrıca, Danıştay’ın Saçılık tarafından yapılan karar düzeltme talebini reddettiği kararın ardından, Saçılık’ın yukarıda belirtilen meblağları yasal faiziyle birlikte ödemek zorunda olduğunu iddia etmiştir. Ancak Saçılık söz konusu meblağı geri ödemek üzere henüz ulusal makamlara başvurmadığından, kesin rakamın hesaplanması mümkün olmamıştır.
36. Saçılık’ın manevi tazminat talebine ilişkin olarak Hükümet ana karara atıfta bulunmuş ve geri kalan 24 başvuranın her birine 20.000 avro tutarında ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. Dolayısıyla, Saçılık tarafından manevi tazminat olarak talep edilen miktar aşırı olmuştur.
2. Mahkeme’nin Değerlendirmesi
(a) Maddi Tazminat
37. Mahkeme, yerleşik içtihadına göre başvuran tarafından talep edilen tazminat ile Sözleşme ihlali arasında açık bir illiyet bağı bulunması gerektiğini ve telafinin gerekli görülen hallerde kazanç kaybı açısından tazminatı içerebileceğini hatırlatmaktadır (Bk. diğer kararlar arasında Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya (50. madde), 13 Haziran1994, §§ 16-20, A Serisi no. 285‑C).
38. Bu amaca yönelik olarak, yukarıda belirtildiği üzere Mahkeme Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında yetkililerin Saçılık’ın maruz kaldığı hayati risk taşıyan yaralanmadan, yani sol kolunun dirsekten kopmasından sorumlu olduğunu tespit etmiştir (Bk. yukarıda 6. paragraf).
39. Dolayısıyla Mahkeme Saçılık’ın maruz kaldığı yaralanma açısından tespit edilen ihlal ile bilirkişi tarafından hesaplanan ve Antalya İdare Mahkemesi tarafından kabul edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı bulunduğu kanaatindedir.
40. Yukarıda belirtildiği üzere, Saçılık’ın yaralanması sonucu kapasitesinde %66’lık bir azalma olduğu değerlendirilmiş ve maddi zarar Antalya İdare Mahkemesinin tayin ettiği bir bilirkişi tarafından değerlendirilmiştir. Antalya İdare Mahkemesi söz konusu bilirkişi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak Saçılık’a talep ettiği maddi tazminatın tamamının ödenmesine hükmetmiş ve bu meblağ Saçılık’a ödenmiştir. Her ne kadar Antalya İdare Mahkemesi’nin kararı bozulmuş ve Saçılık’ın tazminat talebi reddedilmiş olsa da, söz konusu karar Saçılık’ın herhangi bir maddi zarara uğramaması nedeniyle değil, Mahkeme’den farklı olarak Isparta İdare Mahkemesi’nin Saçılık’ın cezaevinde meydana gelen olaylara katkıda bulunduğunu ve güvenlik güçleri mensuplarının cezaevinde disiplini yeniden tesis etmek zorunda kaldıklarını değerlendirmesi dolayısıyla verilmiştir. Isparta İdare Mahkemesi’ne göre, Saçılık’ın eylemleri, güvenlik güçlerinin eylemleri ile sonrasında meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırmıştır. Mahkeme, Isparta İdare Mahkemesi’nin kararının büyük oranda Cumhuriyet savıcısının soruşturmayı sonlandırırken verdiği kararında ulaştığı sonuca dayandığını gözlemlemektedir. Mahkeme ana kararında Isparta İdare Mahkemesi’nin kararına katılmadığını belirtmiştir (Bk. Saçılık ve Diğerleri/Türkiye (Esas ve kısmi adil tazmin hakkında), no. 43044/05 ve 45001/05, §§ 49-52 ve 106-107, 5 Temmuz 2011).
41. Isparta İdare Mahkemesi’nin tazminat talebinin reddine ilişkin kararı Saçılık tarafından temyiz edilmiş ve temyiz yargılaması halen derdestken Mahkeme ana kararını vermiştir. Danıştay Saçılık tarafından Mahkeme’nin ana kararı hakkında bilgilendirmiş olmasına rağmen, söz konusu kararı dikkate almamış ve verdiği kararlarda bahis konusu yapmamıştır.
42. Bu bağlamda Mahkeme ayrıca, Hükümet’in Saçılık’ın maddi zarara uğramadığını ve ulusal bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin Saçılık’ın uğradığı maddi zararın derecesini yansıtmadığını ortaya koymaya çalışmamış; bunun yerine Saçılık tarafından talep edilen meblağların aşırı olduğunu değerlendirmiştir (Bk. yukarıda 34. paragraf).
43. Yukarıdaki hususların ışığında Mahkeme, ana kararda tespit edildiği üzere Hükümet’in sorumlu olduğu yaralanmadan kaynaklanan maddi zarara ilişkin olarak Saçılık’ın kendisine iki Bakanlık tarafından ödenen tazminat konusunda hak sahibi olduğu kanaatindedir.
44. Bu bağlamda Mahkeme, Hükümet tarafından ibraz edilenlerin aksine, Saçılık tarafından ibraz edilen resmi belgelerin 23 Aralık 2005 tarihinde kendisine 225.791 Türk lirası ve 6 Ocak 2006 tarihinde ilave olarak 232.000 Türk lirasının ödendiğini gösterdiğini gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca, aynı belgelerden iki meblağdan toplam 9.155 Türk lirasının çeşitli damga vergileri için düşüldüğünün anlaşıldığını kaydetmektedir. Dolayısıyla iki Bakanlık tarafından Saçılık’a maddi ve manevi tazminat olarak yaklaşık 279.000 avro ödenmiştir.
45. Mahkeme, Adalet Bakanlığı’nın yakın zamanda yetkililere Saçılık’a ödenen meblağların geri alınması için işlemleri başlatma talimatı verdiğini kaydetmektedir (Bk. yukarıda 27. paragraf). Mahkeme ayrıca, Hükümet tarafından açıklandığı üzere söz konusu meblağlara ilişkin birikmiş faizin henüz belirlenmemiş olduğunu kaydetmektedir. Mahkeme, Saçılık’ın ödemesine hükmedilecek kesin meblağı hesaplayamadığı bu koşullar altında, Hükümet’in Saçılık’a maddi tazminat olarak ödenen meblağın geri alınmasına ilişkin tüm taleplerinden ve Saçılık tarafından açılan idari davada Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın kendilerini savunmaları dolayısıyla gerçekleşmiş olabilecek masraf ve giderler açısından tüm ilave miktarlara ilişkin tüm taleplerinden feragat etmesine karar vermiştir (Bk. Trévalec/Belçika (adil tazmin hakkında), no. 30812/07, § 27, 25 Haziran 2013). Saçılık’ın söz konusu meblağı geri ödemiş olması halinde, Hükümet’in aynı miktarı, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda uygulanacak basit faiziyle birlikte Saçılık’a ödemesi gerekmektedir.
(b) Manevi Tazminat
46. Mahkeme, Antalya İdare Mahkemesi’nin Saçılık’ın manevi tazminat için talep ettiği meblağın tamamının ödenmesine hükmettiğini ve söz konusu meblağın iki Bakanlık tarafından ödendiğini gözlemlemektedir. Mahkeme, Saçılık’a ödenmesine hükmedilen manevi tazminatın yeterli olduğu kanaatindedir. Ancak maddi tazminatta olduğu gibi, manevi tazminat olarak Saçılık’tan kendisine ödenen miktarı geri ödemesi talep edilecektir.
47. Mahkeme, yukarıdaki tespitlerinin Saçılık’ın manevi tazminat talebine de eşit ölçüde uygulanabileceği kanaatindedir ve dolayısıyla Hükümet’in Saçılık’a manevi tazminat olarak ödenen meblağın geri alınmasına ilişkin tüm taleplerinden ve Saçılık tarafından açılan idari davada Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının kendilerini savunmaları dolayısıyla gerçekleşmiş olabilecek masraf ve giderler açısından tüm ilave miktarlara ilişkin tüm taleplerinden feragat etmesine karar vermiştir. Saçılık’ın söz konusu meblağı geri ödemiş olması halinde, Hükümet’in aynı miktarı, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda uygulanacak basit faiziyle birlikte Saçılık’a ödemesi gerekmektedir.
B. Masraf ve Giderler
48. Saçılık Mahkeme önünde gerçekleşen masraf ve giderler için toplam 20.000 avro talep etmiştir. Saçılık talebini desteklemek üzere, 2011 yılında ana kararın kabul edilmesinden itibaren yasal temsilcisinin kendisini Mahkeme önünde temsil etmek üzere toplam 60 saatlik çalışma yaptığını gösteren bir zaman çizelgesini Mahkeme’ye sunmuştur. Saçılık ayrıca yasal temsilcisinin tercüme, posta ve seyahat gibi diğer çeşitli giderler nedeniyle toplam 1.100 Türk lirası (yaklaşık 450 avro) harcadığını iddia etmiştir.
49. Saçılık yukarıda belirtilen talebine ek olarak, kendisini tazminat yargılamalarında temsil eden diğer bir avukata 40.339 Türk lirası (yaklaşık 25.000 avro) ödediğini gösteren bir faturayı da Mahkeme’ye ibraz etmiştir. Saçılık, maddi zarar hesaplanırken söz konusu miktarın Mahkeme tarafından dikkate alınamayacak olması halinde (Bk. yukarıda 30. paragraf), bu miktarın kendisine masraf ve giderler başlığı altında ödenmesine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
50. Hükümet, Saçılık’ın masraf ve giderlere ilişkin taleplerinin delil niteliğinde belgelerle desteklenmediğini ve reddedilmesi gerektiğini değerlendirmiştir.
51. Mahkeme, içtihadına göre, Sözleşme ihlalinin tespiti halinde, ihlalin önlenmesi veya giderilmesi amacıyla, başvurana ulusal mahkemeler önünde yapmış olduğu masraf ve harcamaların geri ödenmesine karar verebileceğini belirtmektedir (Bk. Société Colas Est ve Diğerleri/Fransa, no. 37971/97, § 56, AİHM 2002‑III ve bu kararda anılan davalar). Mahkeme, Saçılık tarafından açılan tazminat davasının ihlalin önlenmesi veya giderilmesi amacıyla değil, uğradığı zarar için tazminat elde etmek amacıyla açıldığını kaydetmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, Saçılık’ın tazminat davasında kendisini temsil eden avukatın ücretine ilişkin talebini reddetmiştir.
52. Saçılık’ın 2011 yılında ana kararın kabul edilmesinden itibaren gerçekleşen masraf ve giderlere ilişkin talebine ilişkin olarak ve Saçılık tarafından söz konusu talebi desteklemek üzere sunulan belgeleri dikkate alarak Mahkeme, Saçılık’a tüm başlıklar altındaki masraflara karşılık olarak 10.000 avro ödenmesine hükmetmenin makul olduğu kanaatindedir.
C. Gecikme Faizi
53. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME,
1. Oybirliğiyle,
(a) Davalı Hükümet’in Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, Saçılık’a maddi ve manevi tazminat olarak ödenen meblağın geri alınmasına ilişkin tüm taleplerinden ve Saçılık tarafından açılan idari davada Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın kendilerini savunmaları dolayısıyla gerçekleşmiş olabilecek masraf ve giderler açısından tüm ilave miktarlara ilişkin tüm taleplerinden feragat etmesine; Saçılık’ın söz konusu meblağları geri ödemiş olması halinde aynı miktarın yukarıda belirtilen üç aylık süre içerisinde, geri ödeme tarihinden itibaren işleyen ve aşağıda (c) bendinde belirtilen orandaki faizi ile birlikte Hükümet tarafından Saçılık’a ödenmesine;
(b) Davalı Devlet tarafından Saçılık’a masraf ve giderler için, yukarıda belirtilen üç aylık süre içerisinde, Saçılık’a yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olmak üzere, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden 10.000 avro (on bin avro) ödenmesine;
(c) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.
2. İkiye karşı beş oyla, Saçılık’ın adil tazmine ilişkin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.
İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 14 Nisan 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithAndrás Sajó
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Sözleşme’nin 45 § 2 maddesi ve Mahkeme İçtüzüğünün 74 § 2 maddesi uyarınca, Yargıçlar Sajó ve Lemmensis’in ayrık görüşü işbu karara eklenmiştir.
A.S.
S.H.N.
YARGIÇLAR SAJÒ VE LEMMENS’İN MÜŞTEREK KISMİ MUHALİF GÖRÜŞÜ
1. Başvuranın maddi ve manevi tazminatına ilişkin talebinin yanı sıra Mahkeme önündeki yargılamalarda gerçekleşen masraf ve giderleri geri alma talebi konusunda çoğunlukla aynı yönde oy kullandık.
Ancak üzülerek belirtmeliyiz ki, başvuranın yerel mahkemeler önündeki tazminat davalarında gerçekleşen masraf ve giderlerini geri alma talebine ilişkin çoğunluğun fikrine katılmıyoruz.
2. Çoğunluk, söz konusu talebi “tazminat davasının ihlalin önlenmesi veya giderilmesi amacıyla değil, Saçılık’ın uğradığı zarara ilişkin tazminat elde etmek üzere açıldığı” gerekçesiyle reddetmiştir (Bk. 51. paragraf).
Bu gerekçenin bizi şaşırttığını itiraf etmeliyiz.
Öncelikle, genel anlamda, tazminatın insanlar hakları ihlallerinin telafisinin bir türü olabileceğinin açık olduğu kanaatindeyiz (Bk. 16 Aralık 2005 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen “Ağır Uluslararası İnsan Hakları Hukuku İhlalleri ve Ciddi Uluslararası İnsancıl Hukuk İhlalleri Mağdurlarının Çözüm ve Tazminat Hakkına Dair Temel İlkeler ve Kurallar”, 18 ve 20. ilkeler). Dolayısıyla davacının insan haklarının ihlalinin sebebiyet verdiği zarara karşılık tazminat elde etmek üzere açtığı davanın, söz konusu ihlali gidermeye yönelik bir dava olduğunu düşünmekteyiz. Çoğunluğun hangi gerekçeyle aksi yönde karar verdiğini anlayamadık.
İkinci olarak, özellikle bu davada, başvuranın kolunu kaybetmesi sonucu uğradığı zarara ilişkin tazminat elde etmek amacıyla açtığı davanın, masraf ve giderleri geri alma hakkının bulunduğu bir dava olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim Mahkeme, söz konusu davada Antalya İdare Mahkemesi’nin başvurana ödenmesine hükmettiği maddi ve manevi tazminatın, Sözleşme’nin 41. maddesi anlamında “adil tazmin” teşkil ettiği kanaatine varmıştır. Bu gerekçelerle Mahkeme, Antalya İdare Mahkemesinin kararının Danıştay tarafından bozulmasına ve başvuranın tazminat talebinin kesin olarak reddedilmesine rağmen, davalı Hükümet’in başvurana halihazırda ödenen miktarların veya tüm ilave masrafların geri ödenmesine ilişkin tüm taleplerinden feragat etmesine karar vermiştir. İç hukuktaki tazminat davası ile başvuranın insan haklarının ihlalinin giderimi arasında daha yakın bir bağlantı olamayacağı kanaatindeyiz.
3. Bu gerekçelerle kararın hüküm kısmının 2. maddesi aleyhine oy kullanmış bulunmaktayız.
EK
43044/05 başvurudaki başvuranların listesi
Ad Soyad
Doğum Tarihi
İkamet Adresi
1
Veli Saçılık
1977
Ankara
2
Hüseyin Tiraki
1977
Adana
3
Halil Tiryaki
1959
Vevey, İsviçre
4
Yunis Aydemir
1971
Ankara
5
Yusuf Demir
1957
İstanbul
6
İbrahim Bozay
1956
Malatya
7
Hakan Baran
1971
Ankara
8
Kazım Ceylan
1969
Delémont, İsviçre
9
Hüseyin Bulut
1952
İstanbul
10
Cemil Aksu
1977
Artvin
11
Necla Çomak
1975
Ankara
12
Şahin Geçit
1968
İzmir
13
Hayrullah Kar
1955
Antalya
14
Mehmet Leylek
1959
Malatya
15
Birsen Dermanlı
1971
Avusturya
16
Veysel Yağan
1967
Almanya
17
Fikret Lüle
1972
Ankara
18
Ali Rıza Dermanlı
1969
Yunanistan
19
Cavit Temürtürkan
1974
Basel, İsviçre
20
Azime Arzu Torun
1975
İstanbul
21
Gönül Aslan
1976
Ankara
22
Barış Gönülşen
1974
İzmir
23
Hüsne Davran
1960
Adana
24
Mürüvet Küçük
1970
Tunceli
45001/05 sayılı başvurudaki başvuran
Ad Soyad
Doğum Tarihi
İkamet Adresi
Emre Güneş
1976
Antalya
Full & Egal Universal Law Academy