Olaylar – İkinci başvuran, Ağustos 2008’de ölen birinci başvuranın annesidir. Birinci başvuran, bir cep telefonu çaldığı şüphesiyle 2007 yılı Kasım ayında yakalanmış ve yargılama öncesi tutukluluk altına alınmıştır. 2005 yılından bu yana HIV pozitif olan başvuranın sağlığı, 2008 yılı Mart ayında sürekli ateş ve ciddî hazım sorunları nedeniyle hızla ağırlaşmıştır. Pek çok kez ambülans çağrılmıştır. Hükümet’e göre, yetkililer, HIV enfeksiyonunu ancak hastane muayenesinin ardından, 2008 yılı Haziran ayı başında öğrenmiştir. Bir uzman, birinci başvurana zatürree ve candida mantar hastalığı teşhisi koymuş ve HIV enfeksiyonunun dördüncü evrede olduğuna kanaat getirmiş, ancak hastaneye kaldırılması için acil hiçbir ihtiyaç olmadığı sonucuna varmıştır. 17 Haziran 2008 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İçtüzüğü’nde geçen 39 madde gereğince, birinci başvuranın tedavi için derhâl hastaneye nakledilmesini gerektiren geçici bir tedbir çıkarmıştır. Başvuran ancak üç gün sonra nakledilmiş ve sürekli olarak polis memurlarının gözetiminde tutulmuş ve annesine göre, devamlı olarak yatağına kelepçelenmiştir. Temmuz 2008’de, söz konusu cep telefonunu dolandırıcılık yoluyla edinmekten suçlu bulunmuş ve kendisine para cezası verilmiştir. Kritik durumuna rağmen, önleyici bir tedbir olarak, karardan sonra iki hafta süreyle tutuklu kalmıştır. 18 Temmuz 2008 tarihinde serbest bırakılmasının ardından, sağlığı kötüleşmiş ve 2 Ağustos 2008 tarihinde ölmüştür.
Bunun ardından ikinci başvuran, soruşturma makamlarına, oğlunun tutukluluk sırasında zamanında ve yeterli tıbbî bakım almadığından ve bunun da onun ölümüne neden olduğundan şikâyette bulunmuştur. Mart 2009’da, Kamu Sağlığı Bakanlığı tarafından oluşturulan bir komisyon, birinci başvuranın ölümünde hastanenin hiçbir sorumluluğu olmadığı sonucuna varmıştır. Akabinde soruşturma kapatılmış ve pek çok kez tekrar açılmıştır. 2010 yılında savcı emriyle gerçekleştirilen adlî tıp incelemesi, bilhassa, Haziran 2008’deki muayenesi sırasında, birinci başvuranın acilen hastaneye kaldırılmaya ve yatarak tedavi görmeye ihtiyaç duyduğunu tespit etmiştir. Aralık 2010’da, hastanenin sorumluluğu hakkında cezaî soruşturma başlatılmıştır.
Hukuk – 3. Madde (ikinci başvuranın şikâyeti): İkinci başvuran; hastanelere, savcılık makamlarına ve mahkemelere başvurarak; oğlunun hayatını kurtarmak için her çabayı göstermiştir. Bununla karşın, oğlu, savcılık sağlık durumunun ağırlığı nedeniyle salıverilmesini kabul ettikten ve hatta hakkında hapis cezası veya yakın gözetim gerektirmeyen mahkûmiyet kararı verildikten sonra dahi tutuklu kalmıştır. İkinci başvuranın durumu, tam bir çaresizlik hali içerisinde bu olayların pasif bir izleyicisi konumuna indirgenmiş ve kendisi, yetkililerin, oğlunun durumunun ciddiyetini hafife aldığı yönündeki haklı kaygılarının göz ardı edildiğine şahit olmuştur. Hastanede kaldığı sırada oğlunun kelepçelerinin çıkarılması için verdiği çabalar da sonuçsuz kalmıştır. Son olarak, ölümünden sonra bile, yetkililer, özellikle oğlunun sağlık dosyasına erişim taleplerini görmezden gelerek, ikinci başvuran karşısında da eşit derecede kabul edilemez bir tavır sergilemiştir.
Özetle, bir arada ele alındığında bir dizi etken, ikinci başvuranın 3. madde gereğince sahip olduğu haklarının ihlâl edildiğini göstermiştir: kendisi ve birinci başvuran arasındaki ebeveyn-çocuk bağı, onun yaşamını kurtarma veya en azından acısını hafifletme yönündeki etkin çabaları; gerek ölümü karşısında, gerekse müteakip soruşturma esnasında yetkililerin sergilediği alaycı, kayıtsız ve zalim tutum; ikinci başvuranın, ona hiçbir şekilde yardım edemeden, oğlunun yavaş yavaş ölmesine tanık olmak zorunda kalmış olması ve son olarak, yaşadığı sıkıntının süresi (yaklaşık üç ay). Bu nedenle, ikinci başvuran, insanlıkdışı muamele mağduru olmuştur.
Sonuç: ihlâl (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca oybirliğiyle, birinci başvurana tutukevlerinde ve hastanede sağlanan tıbbî yardımın yetersizliği ve hastanede kelepçelenmesi hususunda, 3. madde ihlâlleri olduğu sonucuna varmıştır. Mahkeme oybirliğiyle, yetkililerin, birinci başvuranın hayatını koruyamaması ve ölüm koşullarına ilişkin etkili bir soruşturma yürütememesi hususunda 2. madde ihlâlleri olduğuna karar vermiştir.
34. Madde: Mahkeme’nin çıkardığı geçici tedbirden en geç 17 Haziran 2008 akşamı haberdar olmalarına karşın, yetkililer bir gün beklemiş ve 18 Haziran 2008 tarihinde birinci başvuranın acilen hastaneye kaldırılmasının gerekli olmadığına karar vermiştir. Bir başka deyişle, belirtilen geçici tedbire uymak yerine, tedbirin doğruluğunu yeniden değerlendirmeye karar vermişlerdir. Daha sonra kendilerinin de kabul ettiği üzere, bu değerlendirmelerinin hatalı olduğu ortaya çıkmıştır. Ulusal yetkililer, birinci başvuranı ancak 20 Haziran 2008 tarihinde hastaneye sevk etmiştir. Dolayısıyla, geçici tedbire, kabul edilebilir herhangi bir açıklama olmaksızın, üç günlük bir süre boyunca uyulmamıştır. Devlet, bu nedenle, 24. madde kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.
Sonuç: ihlâl (oybirliğiyle).
41. Madde: Birinci başvuranın uğradığı manevî zarar için, ölümünden sonra Mahkeme önündeki yargılamalardaki halefi sıfatıyla ikinci başvurana ödenmek üzere 50.000 avro ve ikinci başvuranın kendisinin uğradığı manevî zarar için 10.000 avro.
Full & Egal Universal Law Academy