Sanader / Hırvatistan - 66408/12 - 12.2.2015 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuran 1992 yılında, Hırvatistan’ın işgal edilmiş bölgelerinde yaşamaktayken, Hırvatistan savcılık makamları tarafından savaş mahkûmlarına karşı savaş suçu işlemekle itham edilmiştir. Gıyabında yargılama işlemi gerçekleştirilmiş, isnat edilen suçlardan suçlu bulunmuş ve yirmi yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Sonrasında ise karar, 2000 yılında Yüksek Mahkeme tarafından onanmış ve yakalama emri çıkarılmıştır. Başvuran mahkûm edildiğini öğrenmesinin ardından, 2009 yılında, Hırvat mahkemelerinden yargılamaların yeniden gerçekleştirilmesini talep etmiş ancak, şu anda Sırbistan’da ikamet etmesinden ve Hırvat makamlarının yetkisi dâhilinde olmamasından ötürü talebi reddedilmiştir.
Hukuki değerlendirme – Madde 6 § 1: Başvuran hakkındaki ilk tutuklama emri verildiğinde ve gıyabında yargılamanın gerçekleştirilmesine izin verildiğinde, başvuranın yeri tespit edilememiştir. Ülkedeki artan savaş durumu ve başvuranın o zamanlarda işgal altında olan ve yerel makamların kontrolü altında olmayan Hırvat topraklarında yaşaması nedeniyle, kendisi hakkında yürütülen ceza yargılamalarından haberdar edilmesi veya bu yargılamalarda yer almasının sağlanması imkânsızdır. Bu koşullar altında, başvuranın yargılamalar hakkında bilgi sahibi olabilecek durumda olduğu ya da yargılamalarda yer almamasına ilişkin gerekçenin yargılamalardan kaçmak olduğu, ihtimal dışıdır. Savaş suçlarının etkin bir şekilde kovuşturmaya tabi tutulmasını sağlamak amacıyla kamu yararına, gıyabında yargılama gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. İlgili şahsın, yargılamalardan haberdar olduğunda, yeniden yargılama gerçekleştirilmesi imkânına sahip olması koşuluyla, bu durum Mahkeme içtihatları kapsamında, 6. maddeyle bağdaşmaktadır. Hükümet, başvurana açık olan ve başvurana yönelik suçlamaların, mahkeme tarafından savunma hakkına tam olarak saygı gösterilerek yeniden belirlenmesini sağlayacak olan iki hukuk yolu ileri sürmüştür.
İlk hukuk yolu, mahkûm edilen kişinin talebi temelinde, gıyabında yürütülen yargılamaların otomatik olarak yenilenmesine olanak tanıyan bir tedbirden oluşmakta olup, “mahkûm edilen kişinin katılımıyla yeniden yargılama olanağı” ile bağlantılıdır. Bu hukuk yolunun yerel düzeyde yorumlanmasına göre, yeniden yargılama talep edebilmek için, ilgili kişi yerel makamlar önüne çıkmalı ve Hırvatistan’da, ceza yargılamalarının devam ettiği sırada ikamet edeceği bir adres sunmalıdır. Diğer taraftan, Hırvatistan dışında yaşayan bir mahkûm tarafından gerçekleştirilen yeniden yargılama talebi ve bu nedenle Hırvat makamlarının yargı yetkisi kapsamında olmaması, yargılamaların yenilenmesine neden olmaz ve yerel mahkemeler, Hırvatistan dışında yaşayan kişilerin duruşmalara katılması konusunda herhangi bir söz veya güvence kabul etmeye yatkın olmaz. Bu nedenle, dayanılan hukuk yolunun orantısız olduğu görülmektedir. Zira ilk olarak, bu hukuk yolu başvuranın gıyabında mahkûm edilmesi temelinde tutuklanmasına neden olacaktır. Bu durum, 6. maddeye uygun düşen koşullar çerçevesinde yeniden yargılanma hakkını garanti altına almak amacıyla tutuklanmaya boyun eğmek durumunda kalınmaması gerektiği ilkesine ters düşmektedir. İkinci olarak ise, başvuranın bu şekilde mahkûm edilmesi, yerel mahkemelerin yeniden yargılama emri vermesinden etkilenmeyeceği konusunda, usuli bir bakış açısıyla, makul değildir.
Hükümet tarafından ileri sürülen ikinci hukuk yolu, bir kararın kesinleşmesinden ve uygulanabilir olmasından sonra yeniden yargılama istenmesine ilişkin genel bir hukuk yoluyla bağlantılıdır. Ancak bu hukuk yolu ikincil bir mahiyette olup, yalnızca sanığın gıyabında gerçekleştirilen davalardan oluşan kısıtlı bir dava kategorisi için geçerlidir. Diğer bir deyişle, mahkûm edilen kişinin, daha yumuşak bir hüküm kapsamında beraat ettirilmesi veya yeniden cezalandırılmasına neden olan yeni deliller veya olaylar sunabildiği zamanlar için geçerlidir. Başvuran, mahkûm edilmesiyle sonuçlanan kararın olaylarına ilişkin bulgulara itiraz etme imkânına sahip olmaksızın gıyabında yargılanmasından dolayı, bu hukuk yolunu kullanamamıştır. Bu tür bir talep, sanığın kendisi hakkındaki delillere itiraz edebilmesi halinde; hakkında yürütülen bir davada yer alma ve duruşmaya katılma olanağının sunulması gerektiği hususundaki, 6. maddenin gerekli koşullar karşısında orantısız görünmüştür.
Özet olarak başvurana, savunma haklarına tam olarak saygı gösterilecek şekilde, bir mahkeme tarafından kendisine yönelik suçlamaların yeniden belirlenmesi olanağı sunulmamıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: manevi tazminata ilişkin olarak EUR 4,000 avro
(Ayrıca bk. Sejdovic / İtalya [BD], 56581/00, 1 Mart 2006, 84 Sayılı Bilgi Notu; ve Krombach / Fransa, 29731/96, 13 Şubat 2001).
Full & Egal Universal Law Academy