AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ŞAŞMA/TÜRKİYE
(Başvuru No. 39685/19)
KARAR
STRAZBURG
16 Ocak 2024
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Şaşma/Türkiye davasında,
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Frédéric Krenc
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1985 doğumlu ve İstanbul’da ikamet eden ve ayrıca İstanbul Barosuna bağlı Avukat M. Akçılgın tarafından temsil edilen Naif Şaşma’nın (“başvuran”), 24 Haziran 2019 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu başvuruyu (no. 39685/19),
Başvuranın hukuk davası çerçevesinde mahkûm edilmesine ve sorumlusu olduğu internet sitesine erişimin engellenmesine ilişkin şikâyetin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine ilişkin kararı,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuran tarafından bu görüşlere cevaben sunulan görüşleri,
Bölüm Başkanı’nın davaya müdahil taraf olarak katılmasına izin verdiği İfade Özgürlüğü Derneğinin (İFÖD) sunduğu görüşleri (Sözleşme’nin 36. maddesinin 2. fıkrası ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 44. maddesinin 2. fıkrası),
Mahkemenin, bir komite tarafından başvurunun incelenmesine ilişkin Hükümetin itirazını reddettiği kararı dikkate alarak
12 Aralık 2023 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, başvuranın, sorumlusu olduğu www.y(...)k(...)magdurlari.com (“www.victimes de Y.K.com[1]”) internet sitesinin alan adının Y.K. şirketinin ticari itibarına zarar verdiği ve dolayısıyla şirket aleyhine haksız rekabet meydana getirdiği gerekçesiyle, hukuk davası çerçevesinde mahkûm edilmesi ve söz konusu internet sitesine erişimin engellenmesine ilişkindir.
2. Avukat olan başvuran, Y.K. şirketinin bazı eski çalışanlarını, şirket ile aralarındaki iş hukuku davalarında temsil etmiştir. Söz konusu internet sitesinde, özellikle, Y.K.nin eski çalışanlarının gösteri yürüyüşlerine ve şikâyetlerine ilişkin paylaşımlar yapılmış ve ayrıca site üyelerinin yorum ve görüşlerini paylaşabilecekleri bir tartışma forumu oluşturulmuştur.
3. Y.K. şirketi, başvuran tarafından söz konusu internet sitesinin alan adında markasının izinsiz kullanımı ve böylece ticari itibarının zarar görmesi nedeniyle İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (“Hukuk Mahkemesi”) nezdinde tazminat davası açmıştır.
4. Hukuk Mahkemesi, Y.K. şirketinin talebini kısmen kabul etmiştir. Hukuk Mahkemesi, Y.K.nin eski çalışanları tarafından düzenlenen gösteri yürüyüşlerine ilişkin ihtilaf konusu internet sitesinin içeriğinin, özellikle iftira veya karalama niteliğinde olmadığı sürece ifade özgürlüğü kapsamına girdiğini gözlemlemiştir. Hukuk Mahkemesi ayrıca, ihtilaf konusu internet sitesinin ticari amaç taşımaması nedeniyle alan adının Y.K. markasının izinsiz kullanımını teşkil etmediğini kaydetmiştir. Bununla birlikte Hukuk Mahkemesi, ihtilaf konusu alan adında yer alan “Y.K. mağdurları” ifadesinin Y.K. yönünde negatif bir çağrışım meydana getirdiğini değerlendirmiştir. Hukuk Mahkemesi nitekim söz konusu alan adının kullanılmasının şirketin ticari itibarını açıkça zedelediği ve şirketi küçük düşürdüğü kanaatine varmıştır. Hukuk Mahkemesi, ihtilaf konusu internet sitesinin içeriğinin ve kullanılan alan adının ticari bir amacı, fonksiyonu veya etkisi olmamasına rağmen, söz konusu alan adının kullanımının, Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin 1. fıkrasının a) bendinin 1. cümlesi anlamında “başkalarını ve başkalarının faaliyetlerini gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” biçiminde bir haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varmıştır.
5. Hukuk Mahkemesi, söz konusu alan adının kullanılmasının haksız rekabet meydana getirdiği gerekçesiyle ihtilaf konusu siteye erişimin engellenmesinin gerekli olduğu kanaatine varmıştır. Hukuk Mahkemesi ayrıca, tarafların ekonomik ve sosyal konumlarını, ihtilaf konusu eylemin niteliğini, bu eylemin internet üzerinden gerçekleştirilmiş olmasını ve başvuranın bir avukat, Y.K.nin ise uluslararası faaliyet gösteren bir kargo şirketi olmasını göz önünde bulundurarak, başvuranın Y.K. şirketine maddi ve manevi tazminat bağlamında toplam 2.000 Türk lirası (ilgili tarihte yaklaşık 800 avro) ödemesine hükmetmiştir.
6. Yargıtay, bu kararın usul ve kanuna uygun olduğu kanısına vararak, bu kararı onamıştır.
7. Anayasa Mahkemesi, 9 Ocak 2019 tarihinde, özellikle söz konusu hukuk davası sonucunda verilen karar nedeniyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden başvuranın bireysel başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, söz konusu tedbirlerin gerekliliğine ilişkin olarak, öncelikle, söz konusu davanın ihtilaf konusu internet sitesinin içeriğiyle ilgili olmadığını, sadece alan adıyla ilgili olduğunu kaydetmiştir. Anayasa Mahkemesi ardından, söz konusu müdahalenin, Devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde Y.K.nin ticari itibarını korumaya yönelik olduğunu değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu bağlamda, Hukuk Mahkemesinin kararını, sitenin alan adında geçen “Y.K. Mağdurları” ibaresinin davacı şirket yönünde negatif bir çağrışım yaptığına ve bu alan adının kullanımının şirketi küçük düşürdüğüne ve ticari itibarını zedelediğine dayandırdığını kaydetmiştir. Anayasa Mahkemesi, Hukuk Mahkemesinin, ihtilaf konusu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli gerekçelerle gösterdiği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi son olarak, ihtilaf konusu internet sitesine erişimin engellenmesinin ve tazminat miktarının orantılı olduğunu kaydetmiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
8. Başvuran, Sözleşme’nin 9 ve 10. maddelerini ileri sürerek, söz konusu hukuk davasının sonucunda verilen karar nedeniyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.
9. Olay ve olguların hukuki nitelendirmesi konusunda takdir yetkisine sahip olan Mahkeme, başvuranın şikâyetinin Sözleşme’nin yalnızca 10. maddesi açısından incelenmesinin uygun olduğu kanaatine varmaktadır.
10. Mahkeme, Hükümetin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu yönündeki itirazına ilişkin olarak, bu itiraza yönelik ileri sürülen argümanların başvurunun esasının incelenmesini gerektiren hususlar ortaya çıkardığı kanaatine varmaktadır. Mahkeme, öte yandan, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve Sözleşme’nin 35. maddesinde öngörülen başka bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını tespit ederek, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
11. Mahkeme, hukuk davası çerçevesinde başvuranın cezaya mahkûm edilmesinin ve ihtilaf konusu internet sitesine erişimin engellenmesinin, başvuranın ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini değerlendirmektedir (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), Bulgakov/Rusya, no. 20159/15, § 29, 23 Haziran 2020 ve Petro Carbo Chem S.E./Romanya, no. 21768/12, § 37, 30 Haziran 2020). Söz konusu müdahalenin, Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin 1. fıkrası olmak üzere yasal bir dayanağı vardır (yukarıdaki 4. paragraf). Mahkeme ayrıca, bu müdahalenin başkalarının itibarını veya haklarını korumak meşru amacını izlediğini kabul etmektedir.
12. Mahkeme, müdahalenin gerekliliğine ilişkin olarak, ifade özgürlüğü hakkına ilişkin genel ilkelere ve bu hak ile bir şirketin ticari itibar hakkı arasında denge kurulmasında kendi değerlendirmesine ve özellikle de yerel mahkemelerin değerlendirmesine yön vermesi gereken kriterlere atıfta bulunmaktadır (Ärztekammer für Wien ve Dorner/Avusturya, no. 8895/10, §§ 62-67, 16 Şubat 2016 ve OOO Regnum/Rusya, no. 22649/08, §§ 58-63 ve 66, 8 Eylül 2020).
13. Mahkeme ayrıca, “zorunlu bir toplumsal ihtiyacın” varlığının değerlendirilmesinde belirli bir takdir yetkisinin ticari konularda, özellikle de haksız rekabet gibi karmaşık ve değişken bir alanda gerekli olduğunu hatırlatmaktadır (Hertel/İsviçre, 25 Ağustos 1998, § 47, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1998-VI). Bununla birlikte, bir bireyin yalnızca “ticari” yönü değil, kamu menfaatini etkileyen bir tartışmaya katılımı söz konusu olduğunda, bu takdir kapsamı göreceleştirilebilir (yukarıda geçen Hertel, § 47).
14. Mahkeme, bu bağlamda, somut olayda, Hukuk Mahkemesinin ihtilaf konusu internet sitesinin ve alan adının ticari bir amacı, fonksiyonu veya etkisi olmadığı kanaatine vardığını gözlemlemektedir (yukarıdaki 4. paragraf). Bununla birlikte, Hukuk Mahkemesi, ihtilaf konusu internet sitesinin içeriğinin özellikle iftira veya karalama niteliğinde olmaması nedeniyle ifade özgürlüğü kapsamına girdiğini kaydetmiş olsa da, söz konusu mahkeme, internet sitesinin alan adında yer alan “Y.K. mağdurları” ifadesinin kamu menfaatine ilişkin bir tartışma kapsamında olup olmadığını değerlendirmemiştir (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), yukarıda anılan Petro Carbo Chem S.E., § 45).
15. Ayrıca, Hukuk Mahkemesi, ihtilaf konusu alan adının Y.K. şirketinin ticari itibarını zedelediği ve dolayısıyla şirket aleyhine haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varırken, yalnızca “Y.K. mağdurları” ibaresinin olumsuz çağrışımına dayanmıştır (yukarıdaki 4. paragraf). Kuşkusuz, Hukuk Mahkemesi, tazminat miktarını belirlerken, Y.K.nin uluslararası alanda faaliyet gösteren bir kargo şirketi olduğunu dikkate almıştır (ibid.). Ancak Mahkeme, ihtilaf konusu alan adında sadece “Y.K. mağdurları” ifadesinin kullanılmasının, kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aştığının yeterince gösterilmediği kanaatindedir; bu sınırlar büyük şirketler söz konusu olduğunda daha geniştir (Steel ve Morris/Birleşik Krallık, no. 68416/01, § 94, AİHM 2005-II).
16. Mahkeme, Hukuk Mahkemesinin ayrıca ihtilaf konusu ifadenin yeterli olgusal bir temele dayanıp dayanmadığını incelemediğini kaydetmektedir (yukarıda anılan Ärztekammer für Wien ve Dorner, § 69 ile karşılaştırınız). Öte yandan, söz konusu internet sitesinin tamamına erişimin engellenmesi tedbirinin ağırlığına rağmen (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), yukarıda anılan Bulgakov, § 34) Hukuk Mahkemesinin kararında, bu tedbirin orantılılığına ilişkin yeterli bir inceleme yapılmamıştır.
17. Dahası, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi yukarıda belirtilen eksiklikleri telafi etmemiştir. Nitekim Yargıtay, sadece Hukuk Mahkemesinin kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirtmekle yetinmiştir (yukarıdaki 6. paragraf). Anayasa Mahkemesi ise Hukuk Mahkemesinin ihtilaf konusu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli gerekçelerle gösterdiği kanaatine varmış, ayrıca ihtilaf konusu internet sitesine erişimin engellenmesinin ve tazminat miktarının orantılı olduğunu kaydetmiştir (yukarıdaki 7. paragraf).
18. Mevcut davanın koşullarında, ulusal mahkemelerin, Mahkemenin içtihatlarında belirtilen kriterlere uygun olarak, söz konusu hak ve menfaatler arasında bir denge kurmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle Mahkeme, şikâyet konusu tedbirlerin izlenen meşru amaçla orantılı olduğunun ve demokratik bir toplumda gerekli olduğunun gösterilemediği kanaatindedir.
19. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
20. Başvuran, esas hakkında görüşlerini sunması için kendisine verilen süre içerisinde adil tazmin talebinde bulunmamış veya başvuru formunda belirtilen talebi yinelememiştir. Sonuç olarak Mahkeme, başvurana bu bağlamda herhangi bir meblağın ödenmesine gerek olmadığı kanaatine varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna; Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 16 Ocak 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
[1] Y.K. S.A.Ş. Türkiye’de kurulmuş bir kargo şirketidir. Söz konusu internet sitesinin alan adında bu şirketin kısaltılmamış ticari adı yer almaktadır.