Satakunnan Markkinapörssi Oy ve Satamedia Oy /Finlandiya – 931/13
21.7.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Birinci başvuran şirket (Satakunnan) Finlandiyalı vergi mükelleflerinin vergiye tabi tutulabilir gelirlerine ve varlıklarına ilişkin bilgi veren bir dergi yayımlamıştır. Kanuna göre söz konusu bilgiler alenidir . İkinci başvuran şirket (Satamedia) kısa mesaj yoluyla, vergilendirmeye ilişkin bilgiler veren bir hizmet sunmuştur. Verileri Koruma Kamu Denetçisi Nisan 2003’te, Verileri Koruma Kurulundan başvuran şirketleri verileri 2002 yılında yaptıkları şekilde ve ölçüde işlemekten ve bu tür verileri kısa mesaj hizmeti aracılığıyla aktarmaktan alıkoymasını talep etmiştir. Verileri Koruma Kurulu, başvuran şirketlerin gazetecilik faaliyetinde bulunduğu ve dolayısıyla Kişisel Veriler Kanunu hükümlerini askıya alma hakkının bulunduğu gerekçesiyle Kamu Denetçisinin talebini reddetmiştir. Akabinde dava Yüksek İdare Mahkemesi önüne gelmiş olup, Yüksek İdare Mahkemesi Şubat 2007’de Avrupa Birliği Adalet Divanından AB Verileri Koruma Yönergesinin yorumlanmasına ilişkinbir ön karar vermesini talep etmiştir. Avrupa Birliği Adalet Divanı 16 Aralık 2008 tarihli kararında kamuya açık belgelerde yer alan verilerle ilgili faaliyetlerin kamuya bilgi, görüş veya fikir açıklamayı hedeflemesi halinde bilgi, görüş ve fikirlerin iletilmesi için kullanılan mecraya bakılmaksızın “gazetecilik faaliyetleri” olarak sınıflandırılabileceğine hükmetmiştir. Yüksek İdare Mahkemesi Eylül 2009’da Verileri Koruma Kurulunu başvuran şirketleri 2002 yılında yaptığı şekilde ve ölçüde vergilendirme verilerini işlemekten men etmesi konusunda yönlendirmiştir. Avrupa Birliği Adalet Divanının yayının kamuyu ilgilendiren bir tartışmaya katkıda bulunup bulunmadığının veya sadece okuyucuların merakını gidermeyi hedefleyip hedeflemediğinin değerlendirilmesi gereken belirleyici bir etken olduğunu belirten Yüksek İdare Mahkemesi, gazetecilik amacıyla toplanan tüm veritabanının yayımlanmasının ve bilgilerin kısa mesaj hizmeti aracılığıyla iletilmesinin gazetecilik faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıştır.
Başvuran şirketler Sözleşme yargılamalarında, diğer hususların yanı sıra, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
Mahkemenin bir Dairesi 21 Temmuz 2015 tarihli kararında, bire karşı altı oyla, Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edilmediğine hükmetmiştir. Daire, yerel makamların kararlarında geçerli ve yeterli gerekçelere dayandığını ve söz konusu yarışan menfaatler arasında adil bir denge tutturduğunu tespit etmiştir. Daire özellikle, Yüksek İdare Mahkemesinin veritabanının tamamının yayımlanmasının gazetecilik faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği ve kamu menfaatinin kişisel verilerin bu denli kapsamlı bir şekilde yayımlanmasını gerektirmediği yönündeki tespitini dikkate almıştır. Daire’ye göre, Yüksek İdare Mahkemesi, özel hayatın gizliliği hakkını korumak amacıyla başvuran şirketlerin ifade özgürlüğünü katı bir biçimde yorumlayarak, başvuran şirketlerin ifade özgürlüğü hakkı ile özel hayatın gizliliği hakkı arasında bir denge kurmuştur. Bu gerekçe kabul edilebilir olmuştur.
Daire ayrıca, oy birliğiyle, yerel mahkemeler önündeki yargılamaların uzunluğu bakımından Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Dava 14 Aralık 2015 tarihinde başvuranların talebi üzerine Büyük Daire’ye havale edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy