Olaylar – Başvuran ticaret şirketi hakkında, dizel yakıt içine su karıştırarak sattığı iddia edilerek suç duyurusunda bulunulmuştur. İki adet yakıt örneği alınmıştır. Uzman raporu ve ikinci görüş sunmakla yükümlü yetkili, incelenen yakıtların uygulamada olan hiçbir dizel türünün standartlarına uymadığını bildirmiştir. Ancak raporlarda, örneklerin mühürlenme şekline bakıldığında dizel yakıt kutularının mühürlere zarar gelmeyecek şekilde plastik kaplardan çıkarılmış olabileceği de belirtilmiştir. İki ayrı mahkeme, başvuran şirketin hafif suç işlemiş olduğuna karar vermiştir. Başvuran şirket, temel olarak yakıt örneklerinin doğru bir şekilde alınmamış olmasına dayanarak, iki cezanın da iptal edilmesi için başvuruda bulunmuştur. Başvuran şirketin, hafif suça ilişkin ilk tebliğe dair şikayetini inceleyen yerel mahkemeler, alınan örneklerin hatalı olmasından dolayı uzman raporlarını kanıt olarak kabul edemeyeceklerini belirtmişlerdir. Dolayısıyla mahkemeler, başvuran şirkete atılan suç kanıtlanamadığı için şirketin bu suçtan sorumlu tutulamayacağını belirtmişlerdir. Hafif suça ilişkin Mali Suçlar Başkanlığı’nın düzenlediği ikinci tebliğ belgesi ile ilgili olarak ise, farklı hakimlerden oluşan aynı yerel mahkemeler, uzman raporlarının başvuran şirketin kendisine atılan suçu işlediğine dair yeterli kanıt teşkil ettiğini belirtmişlerdir.
Mahkeme önünde başvuran şirket, ulusal mahkemelerin aynı uzman raporlarının kanıt teşkil etme özelliğine dair iki farklı davada birbirinden farklı değerlendirmeler yaptıklarından şikâyetçi olmuştur.
Hukuki değerlendirme – Madde 6 § 1: Her iki davada da asıl kanıtlayıcı etkenler olarak yanlış usul ile elde edilmiş yakıt örneklerine ilişkin hazırlanan uzman raporları ve ikinci görüşler sunulmuştur. Mahkeme, bu kanıtların kabul edilirliğinin bile iç hukuk ve yerel mahkemeler tarafından sorgulanmasına sebep olduğunu yinelemekle birlikte, mevcut davada yerel mahkemeler tarafından aynı kanıtların güvenilirlik ve geçerliliğinin farklı şekillerde değerlendirildiğini kaydeder. Söz konusu çelişkili değerlendirmeler, davanın olaylarının tespitine ilişkin, özellikle de başvuran şirketin standartların dışında dizel yakıt sahibi olup olmadığına ilişkin farklı yasal sonuçlara yol açmıştır. Davanın olaylarına ilişkin kararın verilmesinde bu faktörün kararı etkileyici olmasından dolayı, davanın adilliğine dair soru işaretleri ortaya çıkmıştır. Kabul edilmelidir ki, Mali Suçlar Başkanlığı başvuran şirkete ikinci cezayı verirken uzman raporları dışında başka yazılı belgelere de dayanmıştır. Ancak başvuran şirketin cezaya itirazını inceleyen yerel mahkemeler bu yazılı belgelere hiçbir atıfta bulunmamıştır. Başvuran şirket ikinci davayı inceleyen mahkemelere, birinci davada kanıtların geçerliliğine ilişkin yapılan değerlendirmeler ile ilgili bilgilendirmiştir. İlgili mahkeme belirtilen karara atıfta bulunmuş, fakat aynı kanıtların geçerliliğine dair bu kararda yapılan değerlendirmelerin aksine verdiği kararı yeterince gerekçelendirmemiştir. Kanıtların kararı etkileyici bir unsur olduğu düşünüldüğünde, mahkemelerden bu iddiaya karşı net ve çabuk bir cevap verilmiş olması gerekmektedir. Bu şekilde bir cevap verilmediğinden, mahkemelerin söz konusu iddiayı ihmal edip etmediklerini veya iddiayı reddetme niyetleri olup olmadığını, eğer öyle ise hangi sebeplere dayanarak reddedeceklerini belirlemek imkânsızdır.
Sonuç: ihlal (Altı oya karşı bir oy ile).
Madde 41: Manevi tazminata ilişkin herhangi bir talepte bulunulmamıştır; maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy