Schatschaschwili / Almanya – 9154/10
15.12.2015 tarihli Karar [BD]
Olaylar –Başvuran, nitelikli hırsızlık ile birlikte nitelikli gasp fiillerinden suçlu bulunmuş ve dokuz yıl altı ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Yargılamayı yürüten mahkeme, suçlardan biriyle ilgili olarak, özellikleyargılama öncesinde suçun iki mağduru tarafından polise verilen tanık ifadelerine dayanmıştır. Söz konusu iki tanık, suçtan kaynaklanan travmalarının devam etmesi nedeniyle Letonya’ya döndüklerinden, ifadeler duruşmada sesli olarak okunmuştur.
Mahkemenin bir Dairesi, 17 Nisan 2014 tarihinde verdiği bir kararında, iki oya karşılık beş oyla, başvuranın Sözleşme’nin 6 § 3 (d) maddesiyle birlikte ele alındığında 6 § 1 maddesi kapsamındaki haklarının ihlal edilmediğine hükmetmiştir. Dava, başvuranın talebi üzerine, 8 Eylül 2014 tarihinde Büyük Daireye gönderilmiştir (bk. 177 sayılı Bilgi Notu).
Hukuki Değerlendirme – madde 6 § 3 (d) ile birlikte ele alındığında madde 6 § 1: Mahkeme, başvuranın yargılanmasına ilişkin genel hakkaniyetin, davaya katılmayan tanıklarca daha önce verilen ifadelerin kullanılması nedeniyle zarar görüp görmediğini değerlendirmek üzere, Büyük Daire tarafından Al-Khawaja ve Tahery / Birleşik Krallık ([BD], 26766/05 ve 22228/06, 15 Aralık 2011, 147 sayılı Bilgi Notu) davasında belirlenen ölçüte başvurmuş ve söz konusu ölçüte açıklık getirmiştir. Özellikle, birinci aşamadaki soru (tanığın duruşmaya katılmaması için geçerli bir gerekçesi olup olmadığı) ile ikinci aşamadaki sorunun (duruşmaya katılmayan tanığın tanıklığının, sanığın mahkûmiyetinin tek veya belirleyici dayanak olup olmadığı) olumlu şekilde cevaplanması halinde ölçütün üç aşamasının her birinin incelenmesi gerektiği açık olmasına karşın, birinci veya ikinci aşamadaki sorunun olumsuz cevaplandığı durumlarda ölçütün tüm aşamalarının incelenmesinin gerekli olup olmadığı ve aşamaların hangi sırayla incelenmesi gerektiği belirsizdir. Mahkemeye göre:
(i)Tanığın duruşmaya katılmaması bakımından geçerli bir gerekçenin bulunmaması, yargılamanın adil olmadığı konusunda tek başına belirleyici olmasa da, yargılamanın genel olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken oldukça önemli bir unsur olup, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (d) hükümlerinin ihlal edildiği yönünde karar verilmesini sağlayabilir.
(ii) Yeterli dengeleyici unsurların varlığı; sadece duruşmaya katılmayan bir tanık tarafından verilen ifadenin mahkûmiyetin tek veya belirleyici dayanağını oluşturduğu durumlarda değil, aynı zamanda, oldukça önemli olduğu ve kabulünün, savunma tarafını engelleyebileceği durumlarda da incelenmelidir. Yargılamanın adil olarak değerlendirilmesi için gereken dengeleyici unsurların kapsamı, duruşmaya katılmayan tanığın ifadesinin önemine bağlıdır.
(iii) Kural olarak bu, Al-Khawajatest kararında tanımlanan sırada bu kararda bahsedilen üç aşamanın incelenmesi olacaktır. Ancak, bu üç aşama birbiriyle bağlantılı olup birlikte ele alındığında söz konusu ceza kovuşturmasının bir bütün olarak adil olup olmadığının tespit edilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle, belirli bir davada, özellikle bu aşamalardan birinin yargılama sürecinin adil olup olmadığı hususunda belirleyici olduğu durumlarda söz konusuaşamaların farklı bir sırayla incelenmesi uygun olacaktır.
Mahkeme, Al-Khawajatest kararı ölçütlerini başvuranın davasına özgü olaylara uygulamaya devam etmiştir:
(a) Tanığın duruşmaya katılmaması için haklı bir gerekçe olup olmadığı –Mahkeme; öncelikli olarak yargılamayı yapan mahkemenin, tanıkların tanıklık etmekten kaçınmalarını yeterli ölçüde destekleyemedikleri kanaatinde olduğunu ve tanıkların sağlık durumu veya korkularını duruşmaya katılmamalarını haklı kılacak bir gerekçe olarak kabul etmediğini dikkate almıştır. Tanıklar ile tek tek iletişime geçen ve farklı çözüm önerilerinde bulunan yargılamayı yürüten mahkeme, Letonya mahkemelerine, tanıkların sağlık durumu ve tanıklık ehliyetinin kamuda çalışan sağlık görevlisi tarafından tetkik edilip edilmediğini ya da tanıkların Letonya’da duruşmaya katılmaya zorlanıp zorlanmadıklarını defalarca sormuştur. Bu girişimler sonuçsuz kaldığı için yargılamayı yürüten mahkeme tanıkların sorgulama aşamasındaki ifadelerini yargılamalarda delil olarak kabul etmiştir. Bu nedenle, tanıkların duruşmada hazır bulunmaması yargılamayı yürüten mahkemeye atfedilemez. Bu doğrultuda, yargılamayı yürüten mahkeme açısından bakıldığında tanıkların yargılamaya katılmaması ve yargılama öncesi aşamada verdikleri ifadelerinin delil olarak kabul edilmesi için haklı sebep bulunmaktaydı.
(b) Duruşmada hazır bulunmayan tanıkların ifadelerinin, başvuranın mahkûmiyeti için tek ve belirleyici bir temel teşkil edip etmediği hakkında:
– Ulusal mahkemeler; söz konusu tanık ifadelerini “belirleyici” yani davanın sonucu açısından belirleyici olabilecek öneme sahip delil olarak kabul edip etmediklerini açıkça ortaya koymamıştır. Ulusal mahkemeler önünde bulunan tüm delilleri inceledikten sonra Mahkeme, suçun iki mağdurundan başka söz konusu suça tanıklık eden herhangi bir kişinin bulunmadığını dikkate almıştır. Mevcut olan diğer deliller, söylentiden veya belirleyici olmayan ikinci derece teknik delil ve diğer tür delillerden ibaretti. Bu koşullarda, duruşmada hazır bulunmayan tanıkların ifadesi, başvuranın mahkûmiyeti açısından “sonuç üzerinde etkili” yani belirleyici niteliktedir.
(c) Savunmanın maruz kalacağı engelleri telafi edecek yeterli ölçüde dengeleyici faktörlerin mevcut olup olmadığı –Karar gerekçesinde yargılamayı yürüten mahkeme, geçerliliği teyit edilmemiş tanık ifadelerinin delil niteliğinin düşük olduğunun farkında olduğunu açıkça belirtmiştir. Mağdurların soruşturma aşamasında verdiği ifadelerinin içeriğini mukayese etmiş ve suçun koşullarına ilişkin ayrıntılı ve tutarlı tanımlamalarda bulunduklarını tespit etmiştir. Ayrıca tanıkların başvuranı teşhis edememiş olması, başvuranı suçlu çıkarmak amacıyla tanıklık yapmadıklarını göstermektedir.
Ayrıca, tanıkların inanırlığını değerlendirirken yargılamayı yürüten mahkeme, verdikleri ifadelere ilişkin olarak tanıkların tutumlarının farklı yönlerini ele almıştır. Yargılamayı yürüten mahkeme, bu nedenle, duruşmada hazır bulunmayan tanıkların inanırlığını ve ifadelerinin güvenirliğini dikkatli şekilde incelemiştir.
Ayrıca, yerel mahkeme nezdinde tanıkların ifadelerini destekler nitelikte ilave itham edici söylentiler ve ikinci derece deliller mevcuttu. Buna ilaveten, yargılama aşamasında başvuranın olayları kendisi açısından anlatma ve kulaktan dolma bilgiler veren tanıkları çapraz sorguya çekmek suretiyle tanıkların inanırlığına gölge düşürme olanağına sahipti. Ancak, başvuranın dolaylı olarak veya soruşturma aşamasında iki mağdura soru yöneltme fırsatı olmamıştır.
Nitekim, iddia makamı, sorgu yargıcı nezdinde tanıkların dinlenme aşamasına katılması için bir avukat tayin edebilecek olmasına rağmen, bu usulî güvenceye başvuranın davasında başvurulmamıştır. Mahkeme, bu bağlamda, tanıkların Letonya’ya her an dönebilecek olması nedeniyle iddia makamının delillerin yok olma tehlikesinin söz konusu olduğuna kanaat getirmesi nedeniyle tanıkların ifadesinin sorgu yargıcı tarafından alındığı konusunda başvuran ile hemfikirdir. Bu bağlamda ve ulusal hukukta tanığın sorgu yargıcı tarafından alınan önceki ifade tutanaklarının, polis tarafından düzenlenen tanık ifade tutanağına göre daha az katı koşullar kapsamında yargılamada okunabileceğini göz önünde bulundurarak yetkililer, sanık veya müdafisinin yargılamaların herhangi bir aşamasında tanıklara soru yöneltemeyecek olması şeklinde ortaya çıkan öngörülebilir riski göze almışlardır. Söz konusu risk, daha sonra gerçekleşmiştir.
Başvuranın mahkûm edildiği suçun tek tanıkları olan kişilerin ifadelerinin önemi bakımından, ulusal mahkeme tarafından alınan dengeleyici tedbirler, geçerliliği teyit edilmemiş ifadelerin güvenirliğinin adil ve uygun şekilde değerlendirmesine olanak tanıyacak ölçüde yeterli değildi. Bu nedenle, başvuranın yargılamaların herhangi bir aşamasında iki tanığı sorguya çekme veya çektirme olanağına sahip olmaması, yargılamanın bir bütün olarak adil olmamasına neden olmuştur.
Sonuç: ihlal (sekize karşı dokuz oy ile).
41. madde: tazminata hükmedilmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy