Schmid-Laffer / İsviçre – 41269/08 - 16.06.2015 tarihli karar [II. Bölüm]
Olaylar – Başvuranın boşanma sürecinde olduğu eşi 2001 yılında, başvuranla ilişki yaşayan bir adam tarafından öldürülmüştür. Ertesi gün başvuran, gözaltına alınmaksızın tanık olarak ifadesi alınmıştır. İfadeyi alan görevli, başvuranı sessiz kalma hakkı konusunda bilgilendirmemiştir. Başvurana evliliğiyle ilgili sorunları şiddet kullanarak çözmek isteyip istemediğini sormuştur. Bunun üzerine başvuran cinayetin işlendiği gün yaptıklarını detaylı bir şekilde anlatmıştır. Ayrıca, sevgilisiyle birlikte şaka olarak eşine yönelik olarak şiddet içeren eylemlerde bulunmayı öngördüklerini ve eşini suç mahalline getirebilmek için oyun oynadığını itiraf etmiştir. Başvuran yaklaşık üç hafta sonra yakalanmış ve bir kez daha sorgulanmıştır. Sevgilisini, eşini öldürmeye teşvik ettiğini itiraf etmiştir. Başvuranın itirafları sonraki günlerde de yinelenmiştir. Başvuran, avukat eşliğinde sevgilisiyle birkaç kez yüzleştirilmiştir. Başvuran itiraflarını geri çekmiş ve olaya dâhil olduğunu inkâr etmeye devam etmiştir. Başvuran özellikle kendi beyanları, sevgilisinin beyanları, sevgilisinin erkek kardeşi, eşi, başvuranın babası ve iş arkadaşı gibi diğer tanıkların verdikleri ifadeler temelinde yedi buçuk yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, ilk ifadesinde sessiz kalma hakkı konusunda bilgilendirilmediği konusunda şikâyette bulunmuştur.
Hukuki Değerlendirme – Madde 6 § 1
(a) Kabul edilebilirlik hakkında – Polis merkezinde başvuranın ifadesinin alınması işleminin gerçekleştirilme yöntemi, özellikle kocasına karşı şiddet düşünüp düşünmediği hususundaki soru, yargılamaların sonraki aşamasında başvuranın durumunu etkilemiştir. Başvuranın yargılamanın bu aşamasında Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin sağladığı güvencelere dayanabileceği görülmektedir.
(b) Esas hakkında – Başvuranın ilk ifadesi sonraki ceza yargılamalarının adilliğine zarar verebilecek niteliktedir. Polislerin, başvuranı kendini suçlayıcı ifadelerde bulunmama ve sessiz kalma hakları konusunda bilgilendirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak bu ifade alma işlemi, diğer deliller arasında oldukça küçük bir öneme sahiptir. Başvuranın mahkûmiyeti, özellikle yerel mahkemelerce güvenilir olarak değerlendirilen sevgilisinin ifadelerine dayandırılmıştır. Bu ifade, diğer kişilerin ifadeleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Diğer deyişle söz konusu mahkûmiyet kararı, yalnızca ilgili ifade alma işlemi sırasında elde edilen bilgiler temelinde verilmemiştir. Ayrıca yerel mahkemeler ve AİHM önünde gerektiği şekilde avukatla temsil edilen başvuran, İsviçre makamlarının başvuranı mahkûm ederken tam olarak hangi ifadelere dayandıklarını açıklayamamıştır. Son olarak, başvuranın bu sırada kendini suçlamadığı ve özgür olduğu gözlemlenebilir. Sonuç olarak başvuran hakkındaki yargılamalar bütünüyle değerlendirildiğinde adildir.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle)
Full & Egal Universal Law Academy