Sidabras ve Diğerleri / Litvanya – 50421/08 ve 56213/08 - 23.6.2015 tarihli Karar [III. Bölüm]
Olaylar – Üç başvuran Litvanya’da KBG eski çalışanıdırlar. 1998 yılında yürürlüğe giren KBG Kanununun ardından (bu Kanunla KGB çalışanlarının on yıl süreyle özel sektörde belirli işleri yapmaları yasaklanmıştır), başvuranların görevlerine son verilmiş ve başvuranlar, kamu ve çeşitli özel sektör işlerine başvurmaktan men edilmişlerdir. Başvuranlar, daha sonra, yerel mahkemeler önünde dava açmışlar, ancak bu davayı kaybetmişlerdir. Sidabras ve Dziautas / Litvanya ve Rainys ve Gasparavicius / Litvanya davalarında verdiği kararlarda, Mahkeme, söz konusu yasağın Sözleşme’nin 8. maddesi ile birlikte 14. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir. Bu kararların ardından, başvuranlar, KGB Kanunu değiştirilmediği için özel sektörde hala iş bulamadıklarını iddia ederek yeniden dava açmışlardır. Ancak, şikayetleri kabul edilmemiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 8. madde ile birlikte 14. madde
(a) Kabul edilebilirlik – Davalı Hükümet, başvuranların şikayetinin temel olarak daha önce Mahkeme’nin incelediği meselelere ilişkin olduğundan kabul edilemez olarak nitelendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Ancak, Mahkeme, Mahkeme’nin yukarıda anılan kararlarının ardından, birinci ve ikinci başvuranlar (Sidabras ve Dziautas), keyfi ayrımcılık nedeniyle tazminat talebiyle Litvanya idare mahkemelerine başvurularda bulunduklarını belirtmişlerdir. İdari mahkeme önünde görülen yargılama işlemlerinin ardından, Yüksek İdare Mahkemesi, insan hakları ulusal düzeyde savunulurken Sözleşme’ye ve Mahkeme içtihadına doğrudan dayanılabileceğini ve hukuk kuralları hiyerarşisinde Sözleşme’nin iç hukuka göre önceliği olduğunu tartışmasız bir şekilde kabul etmiştir. Üçüncü başvuran (Rainys), ayrıca, önceki işine ilişkin haklarının geri verilmesi için yeniden dava açmıştır. Ancak, üçüncü başvuranın işten çıkartılması Sözleşme’ye aykırı bulunsa da, KGB Kanununun yürürlükte olması nedeniyle üçüncü başvuran eski haklarını elde edememiştir.
Söz konusu Kanunun hala yürürlükte olduğu göz önüne alındığında, yukarıda atıfta bulunulan unsurlar ve en yüksek idari ve genel yargı mahkemelerinin vardıkları çelişkili sonuçlar, 8. madde ile birlikte 14. maddenin ihlaline yol açabilecek şekilde, KGB eski çalışanlarının Sözleşme’den doğan haklarına ilişkin olarak Sözleşme’nin 35 § 2 (b) maddesi kapsamında Mahkeme tarafından “ilgili yeni bilgi” olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin başvuranların davalarında Mahkeme kararlarının icrasını takip etmeye başlamasına rağmen, henüz nihai karar verilmemiştir. Buna göre, şikayetler konu bakımından Sözleşme ve protokollerine uygundur.
(b) Davanın Esası
(i) Birinci ve ikinci başvuranlar – Rainys ve Gasparavicius davasında ortaya konan ilkeler uyarınca, Mahkeme, ilk iki başvuranın, Hükümet’ten 8. madde ile birlikte 14. maddenin ihlalinde ayrımcı bir tedbirin var olmadığını kanıtlamasının talep edilmesi ve ispat yükünün kaldırılması için KGB Kanununun kendilerinin özel sektörde işe girmesini engellediğini yeterince gösterip göstermediklerini belirlemelidir. Birinci başvuranın davasında, yerel mahkeme, 2004 tarihli Mahkeme kararının ardından, KGB Kanununda yer alan sınırlamalar nedeniyle özel sektörde iş bulamadığına ilişkin herhangi bir kanıt olmadığı sonucuna varmıştır. Ayrıca, birinci başvuran söz konusu kısıtlamalar nedeniyle kendisini kimin ve ne zaman işe almayı reddettiği konusunda belirli bir bilgi vermemiştir. Mahkeme önündeki belgeler dikkate alındığında, birinci başvuranın gerekçelendirilmiş nedenlerle veya birçok iş teklifini reddettiği için işe gitmediğine ilişkin yerel mahkeme hükmüyle çelişen hiçbir kanıt bulunmamaktadır. İkinci başvuran ise, 2006 yılından beri stajyer avukatlık yaptığını ve özel sektörde başka bir işe girmeye hiçbir zaman teşebbüs etmediğini kabul etmiştir. Bu nedenle, konumu nedeniyle ayrımcılığa uğramaya devam ettiği iddiasını destekleyememiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, ilk iki başvuran, davalarına ilişkin Mahkeme kararlarının ardından ayrımcılığa maruz kaldıklarını makul bir şekilde gösterememişlerdir.
Sonuç: Birinci ve ikinci başvurana ilişkin olarak ihlal bulunmadığına hükmedilmiştir (üçe karşı dört oyla).
(ii) Üçüncü başvuran – Yerel mahkemeler, birinci başvuranın işten çıkartılmasının Sözleşme’ye aykırı olduğunu kabul etmiştir. Ancak, aynı zamanda, uygun bir açıklama sağlayarak eski haklarının iadesine hükmetmemişlerdir. Ayrıca, “KGB Kanunu hala yürürlükte olduğundan, üçüncü başvuranın haklarının geri verilmesinin mümkün olmadığını” açıkça belirtmişlerdir. Bu hüküm ve yerel mahkemelerin gerekçe göstermemeleri göz önüne alındığında, Devlet, yerel mahkemelerin KGB Kanununa atıfta bulunmaları, üçüncü başvuranın haklarının geri verilmesi talebinin reddedilmesinin yasal dayanağını oluşturan belirleyici bir unsur olmadığını kesin bir şekilde göstermemiştir.
Sonuç: Üçüncü başvurana ilişkin olarak ihlal bulunduğuna hükmedilmiştir (oy birliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminat olarak üçüncü başvurana 6.000 avro verilmesine karar verilmiştir; maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
(Bkz., Sidabras ve Džiautas / Litvanya, 55480/00 ve 59330/00, 27 Temmuz 2004, 67 sayılı Bilgi Notu; ve Rainys ve Gasparavičius / Litvanya, 70665/01 ve 74345/01, 7 Nisan 2005; ayrıca bkz., Verein gegen Tierfabriken Schweiz (VgT) / İsviçre (no. 2) [BD], 32772/02, 30 Haziran 2009, 120 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy