AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
SEKİ/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 44695/09)
KARAR
STRAZBURG
21 Haziran 2016
İşbu karar, Sözleşme’nin 44. maddesinin 2. paragrafında öngörülen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli değişikliklere tabi tutulabilir
Seki/Türkiye davasında,
Başkan,
Julia Laffranque,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
NebojšaVučinić,
Paul Lemmens,
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith katılımıyla oluşturulan ve Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
31 Mayıs 2016 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde, Türk vatandaşı Deniz Seki’nin (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”) 13 Ağustos 2009 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru (no. 44695/09) bulunmaktadır.
2. Başvuran, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlardan N. Karakaya tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranın tutukluluğunun kanuna uygunluğunun değerlendirilmesi amacıyla kovuşturma açma hakkına ilişkin şikâyeti 16 Mart 2010 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiş ve başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğu beyan edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1970 doğumludur.
5. Başvuran, uyuşturucu madde kullandığı ve üçüncü şahıslar için uyuşturucu madde temin ettiği şüphesiyle 13 Şubat 2009 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.
6. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 16 Şubat 2009 tarihinde başvuranın ifadesi alınmış ve başvuran aynı gün serbest bırakılmıştır. Cumhuriyet savcısı 19 Şubat 2009 tarihinde bu karara itiraz etmiş ve bunun üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 23 Şubat 2009 tarihinde başvuran hakkında tutuklama kararı vermiştir.
7. Başvuran 24 Şubat 2009 tarihinde tutuklu olarak yargılanmaya başlamıştır.
8. Cumhuriyet savcısı 4 Nisan 2009 tarihinde, başvuranı, Ceza Kanunu’nun 188 § 3, 188 § 4 ve 191 § 1 maddeleri uyarınca, uyuşturucu madde kullanmak ve üçüncü şahıslar için uyuşturucu madde temin etmekle suçlayan bir iddianame düzenlemiştir.
9. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın serbest bırakılma taleplerini 15 Mayıs 2009 ve 24 Haziran 2009 tarihlerinde dosya üzerinden reddetmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi ayrıca, başvuranın yukarıda bahsedilen kararlara ilişkin itirazlarını, 9 Haziran 2009 ve 21 Temmuz 2009 tarihlerinde, duruşma gerçekleştirmeksizin reddetmiştir.
10. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 1 Ekim 2009 tarihinde ilk duruşmayı gerçekleştirmiş ve başvuran mahkeme huzuruna çıkarılmıştır. Başvuran aynı gün serbest bırakılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. BAŞVURULARIN AYRILMASI
11. Mahkeme, 16 Mart 2010 tarihinde, şikâyetlerin benzerliğini dikkate alarak, davaya konu başvuruyu diğer üç başvuruyla - Demirel ve Karaman/Türkiye (no. 4446/08), Ayboğa ve Diğerleri/Türkiye (35302/08) ve Hasan Coşar/Türkiye (no. 47239/08) - birleştirmeye, başvuruları kısmen kabul edilebilir olarak nitelendirmeye ve söz konusu başvuruları Hükümete tebliğ etmeye karar vermiştir. Ancak, mevcut durumda Mahkeme, başvuruların ayrılması gerektiği görüşünde olup, söz konusu başvuruyu diğerlerinden ayırmaya karar vermiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 5 § 4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesine dayanarak, devam eden tutukluluk halinin kanuna uygunluğuna ilişkin itirazını dile getirebileceği etkili bir başvuru yolunun bulunmadığından şikâyetçi olmuştur. Hükümet başvuranın bu iddiasına karşı çıkmıştır.
A. Kabul edilebilirlik hakkında değerlendirmeHükümet, başvuranın, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi gereğince iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür. Hükümet ayrıca, başvuranın kanuna uygun bir şekilde serbest bırakıldığına dikkat çekerek, başvurunun konu bakımından (ratione materiae) uygun olmadığını iddia etmiştir. İtirazın ilk bölümü ile ilgili olarak Mahkeme, benzer bir itirazı Karaosmanoğlu ve Özden/Türkiye (no. 4807/08, §§ 39-45, 17 Haziran 2014) davasında inceleyip reddettiğine dikkat çekmiştir. Bu bağlamda Mahkeme, söz konusu davadaki bulgusundan sapmasını gerektirecek herhangi bir neden görmemektedir. İtirazın ikinci bölümü ile ilgili olarak ise Mahkeme, başvuranın Mahkemeye başvurduğu 13 Ağustos 2009 tarihinde tutukluluk halinin halen devam ettiğini kaydetmektedir. Dolayısıyla, itirazın bu kısmını da reddetmektedir. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dâhilinde, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine varmıştır. Bu nedenle, başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Esas hakkında değerlendirmeMevcut davada başvuran 24 Şubat 2009 tarihinde tutuklu olarak yargılanmaya başlamış olup, başvuranın hâkim karşısına çıkarıldığı sonraki tarih, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda ilk duruşmanın gerçekleştirildiği 1 Ekim 2009’dur. Mahkeme, daha önceki Erişen ve Diğerleri/Türkiye (no. 7067/06, § 53, 3 Nisan 2012), ve Karaosmanoğlu ve Özden (yukarıda anılan, § 76) davalarda da benzer bir meseleyi incelediğini ve her iki davada da Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini kaydetmektedir. Mahkeme, mevcut davayı incelemiş olup, yukarıdaki kararlardaki bulgularından sapmasını gerektirecek herhangi bir özel koşul görmemektedir. Dolayısıyla, bu başlık altında Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi ihlal edilmiştir.
III. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASIBaşvuran, Mahkeme tarafından belirlenmiş olan süre sınırı içerisinde herhangi bir adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla Mahkeme, başvurana tazminat ödenmesi için herhangi bir neden görmemektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvuruyu daha önce birleştirmiş olduğu diğer başvurulardan ayırmıştır;
2. Başvuruyu kabul edilebilir olarak nitelendirmiştir;
3. Tutukluluğun kanuna uygunluğu konusunda itiraz etmek için mahkeme huzuruna çıkma imkânının olmaması nedeniyle, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş ve AİHM İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 21 Haziran 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley Naismith Julia Laffranque
Bölüm Yazı İşleri Müdürü Başkan
Full & Egal Universal Law Academy