Selahattin Demirtaş / Türkiye – 15028/09 - 23.06.2015 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Başvuran olayların gerçekleştiği tarihte, eski Kürt yandaşı bir siyasi parti olan DTP’nin üyesi ve milletvekiliydi. 2007 yılının Kasım ayında, “Türk, senin düşmanın burada” başlıklı makalenin yazarı hakkında, makalenin hakaret içerikli ve şiddete teşvik edici olması sebebiyle, ceza soruşturması başlatılmasını talep etmiştir. Yazar söz konusu makalede, terörle ilişkili ölümleri listelemiş, DTP üyelerinin “gerçek katiller” olduğunu ifade etmiş ve başvuranın da ismini bunların arasında saymıştır. Cumhuriyet savcısı 7 Aralık 2007 tarihinde, ceza yargılaması başlatılmamasına karar vermiştir. Söz konusu makalenin, uluslararası anlamda tanınan bir terör örgütü olan PKK tarafından gerçekleştirilen terör eylemleri sonucunda yayımlandığını ve terörist grubun ortadan kaldırılmasına yönelik öneriler içermekle birlikte, kaleme alan kişinin görüşlerini ifade ettiğini ve medya özgürlüğü kapsamında yer aldığını kaydetmiştir. Başvuran makalede isimleri verilen DTP üyelerinin siyasi görüşleri nedeniyle hedef haline getirildiğine dikkat çekerek karara itiraz etmiştir. Başvuranın itirazının kabul edilmemesine karşın, Adalet Bakanlığı, savcının kararının bozulması için Yargıtay’a başvurmuştur. Makalenin ifade özgürlüğü kapsamına girmemesi nedeniyle korunmaması gerektiğini ifade etmiştir. Söz konusu başvuru da Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
Hukuki değerlendirme – Madde 2 (esas bakımından): Mahkeme bu bakımdan, yaşama yönelik her risk iddiasının yetkililere, bu riskin gerçekleşmesinin önlenmesi amacıyla pratik tedbirler alınması için Sözleşme’den doğan bir yükümlülük yüklemediğini hatırlatmaktadır. Başvurana yönelik olarak Türk makamlarının bildiği veya bilmesi gerektiği gerçek ve acil bir hayati tehlike bulunup bulunmadığı ve buna yanıt olarak Türk makamlarının bu tehlikeyi yok etmek için kendilerinden beklenen her şeyi yapıp yapmadıkları tespit edilmelidir.
Başvuranın avukatı, Cumhuriyet Savcılığına verdiği ilk dilekçesinde, başvuranın hayatına yönelik olarak gerçek ve acil bir risk bulunduğu veya şikâyet konusu makalenin yayımlanmasının ardından başvuranın üçüncü taraflardan fiili tehditler aldığını iddia etmemiştir. Ayrıca ulusal makamların başvuranı korumak amacıyla tedbir almadıkları herhangi bir şiddet veya korkutma kampanyası yapıldığı da iddia edilmemiştir. Başvuran kendisine yönelik olarak, hayatını tehlikeye atan herhangi fiziksel saldırı gerçekleştirildiğini ifade etmemiştir. Başvuranın bu yönde bir talebinin bulunmamasına karşın, ulusal makamların başvuranı korumak amacıyla işlevsel tedbirler almaları gerektiği konusunda herhangi bir işaret bulunmamaktadır. Başvuranın şikâyeti, ulusal makamların şikâyet konusu makalenin yazarını cezalandırmaması ile ilgili olup; başvuranın hayatına yönelik gerçek ve acil bir riski önlemek amacıyla işlevsel tedbirler alınmamasıyla ilgili değildir. Sonuç olarak Devletin Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülüğü, bu davayla ilgili değildir.
Sonuç: ihlal yok (bire karşı altı oyla).
(Ayrıca bk. Osman / Birleşik Krallık, 23452/94, 28 Ekim 1998; ve Dink / Türkiye, 2668/07 vd., 14 Eylül 2010, 133 Sayılı Bilgi Notu).
Full & Egal Universal Law Academy