Sérvulo & Associados - Sociedade de Advogados, RL, ve Diğerleri / Portekiz - 27013/10 - 03.09.2015 tarihli karar [I. Bölüm]
2006 yılında, Portekiz Hükümetinin bir Alman konsorsiyumdan iki deniz altı almasıyla bağlantılı olarak, yolsuzluk, yasa dışı yollardan menfaat elde etme ve para aklama suçlarından çok sayıda Portekiz ve Almanya vatandaşı hakkında dava açılmıştır. Yargılamalar sonucunda iki ceza soruşturması açılmıştır; bunlardan ilki söz konusu deniz altıların bilfiil alımına ilişkindi, ikincisi ise iddialara göre Alman konsorsiyum tarafından bazı Portekiz firmalarına yapılan ödemeler hakkındaydı. Bu pazarlıklar esnasında Devlet temsilcilerinin Devletin zararına maddi avantajlar elde etmiş olmalarından şüphelenilmekteydi. Her iki soruşturma da, söz konusu zamanda Merkez Ceza Soruşturma Mahkemesi’nin tek yargıcı olan soruşturma yargıcı denetiminde yürütülmüştür.
Soruşturma yargıcı, Eylül 2009’da başvuran firmanın iş yeri hakkında iki arama emri çıkarmıştır. Hâkim, arama operasyonlarının bir soruşturma yargıcı tarafından denetleneceğini belirtmiştir. Bir başka görevden ötürü, operasyon gününde yerine Lisbon Ceza Soruşturma Mahkemesinden iki soruşturma yargıcının geçmesini istemiştir. Arama izinleri, deniz altı alımlarıyla ilgili pazarlıklara ve ödemelere müdâhil olan avukatların oturduğu veya kullandığı tüm bürolara erişim yetkisi vermekteydi ve şu talimatları vermekteydi:
– soruşturma kapsamındaki suçlarla bağlantılı olarak, başta elektronik formatta olanlar olmak üzere, delil niteliğindeki tüm belge, nesne ve eşyaya el konulması;
- bilgisayar dosyalarına erişimin otuz beş anahtar kelimeye dayalı olması gerektiği belirtilerek, haberleşme gizliliğinin korunması şartının uygulanmaması;
- bağımsız dijital format içerisinde ve avukat-müvekkil gizliliği kapsamındaki dosyaların, soruşturma yargıcına teslim edilmek üzere kopyalanması.
Son olarak, soruşturma yargıcı operasyonlar esnasında Barolar Birliğinden bir temsilcinin de hazır bulunmasını talep etmiştir.
Başvuranlar, arama operasyonuna itirazda bulundukları için, el konulan belgeler, incelenmeksizin mühürlenerek İstinaf Mahkemesi Başkanı’na gönderilmiştir. Ekim 2009’da İstinaf Mahkemesi Başkanı, belge ve bilgisayar dosyalarına el konulmasının güdülen amaçla, yani yüksek derecede karmaşık davalarda adaletin yerine getirilmesi amacıyla orantılı olduğuna ve Anayasa’da yer olan özel hayatın gizliliğine saygı gösterilmesi ilkesine yönelik hiçbir ihlâl olmadığına hükmetmiştir. Belgelerin mühürlenerek, Merkez Ceza Soruşturma Mahkemesine gönderilmesini emretmiştir. Yargılamalar, 2011 yılında iki ayrı soruşturmaya bölünmüştür. İki hard disk hariç olmak üzere el konulan tüm belgeler iade edilmiş, söz konusu hard diskler ikinci soruşturmanın sonuçlandırılmasının ardından başvuran firmaya geri verilmiştir.
Birinci grup yargılamalar düşürülmüş, öte yandan ikinci grup yargılamalarda sanıkların tümü beraat etmiştir.
Strazburg yargılamalarında başvuranlar bilgisayar sistemlerinde yürütülen aramalar ve bilgisayar dosyaları ile e-postalara el konulması hakkında şikâyette bulunmuşlardır.
Hukukî değerlendirme – Madde 8: Söz konusu arama ve el koyma operasyonları, başvuranların haberleşmelerine saygı gösterilmesini isteme haklarına müdahale teşkil etmiştir. Söz konusu müdahale hukuka uygundur ve suçu önleme meşru amacını gütmekteydi. Demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı hususunda, birkaç noktanın dikkate alınması gerekmekteydi:
(a) Öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı - Sürmekte olan soruşturma ve yargılamalar göz önünde bulundurulduğunda, arama izinleri makul şüphe gerekçelerine dayanmaktaydı.
(b) Arama ve el koyma izinlerinin içerik ve kapsamı - Hukuk firmasının bilgisayar sisteminde yapılan aramalar, soruşturmayla bağlantılı otuz beş anahtar kelimeye dayanmaktaydı. Bu anahtar kelimeler, "ödemeler" ve "finansman sağlama" gibi genel kullanıma sahip ve "takas" ve "alış-satış farkı" gibi mali hukukta uzmanlaşmış avukatlık firmalarında rutin olarak kullanılan sözcükleri içermekteydi. Sonuç olarak, ilk bakışta arama ve el koyma izinlerinn kapsamının geniş olduğu anlaşılmaktaydı. Merkez Ceza Soruşturma Mahkemesi soruşturma yargıcı incelemesinin ardından - ki bunu müteakip 850 kadar dosya silinmiştir - el konulan 89.000 bilgisayar dosyası ve 29.000 e-postanın analiz edilmiş olduğu görülmekteydi.
(c) Görevin kötüye kullanılmasına karşı güvencelerin yeterli ve etkili olup olmadığı - Barolar Birliği yasası uyarınca, söz konusu avukat hakkında resmî bir soruşturma başlatılmamış ise, avukat-müvekkil gizliliği kapsamına giren belgelere el konulamaz. Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu ve Barolar Birliği yasası da hukuk firmalarına yönelik arama ve el koyma operasyonlarına ilişkin bir dizi usulî güvence öngörmekteydi.
Mevcut davada geçmişte başvuran firma için çalışmış bir avukat hakkında, devam eden ceza soruşturması kapsamında görevi suistimal suçundan yasal soruşturma başlatılmıştır. Operasyonların yürütülmesi ile ilgili olarak Mahkeme şunları kaydetmiştir:
– başvuranların birkaçı operasyonlarda hazır bulunmuştur;
- Barolar Birliğinden bir temsilci de orada bulunmuştur;
- bir soruşturma yargıcı operasyonlara nezaret etmiştir;
- başvuranlar derhâl İstinaf Mahkemesi Başkanı’na şikâyette bulunmuş, bunun neticesinde el konulan belgeler, İstinaf Mahkemesi Başkanı’na gönderilmeden ve Başkan kararını vermeden önce belgeleri inceleyen soruşturma yargıcı incelemesi olmadan mühürlenmiştir;
- operasyonlar hakkında, el konulan eşyaları gösteren bir kayıt tutulmuştur;
- İstinaf Mahkemesi Başkan Yardımcısı başvuranların talebini incelemiş ve davada avukat-müvekkil gizliliğine yönelik aleni bir ihlâl bulunmadığına hükmetmiştir;
- Merkez Ceza Soruşturma Mahkemesi soruşturma yargıcı, el konulan eşyaları incelemiş ve avukat-müvekkil gizliliği kapsamına giren bilgiler içerdiği veya soruşturma altına alınan kişilerden başka kişileri ilgilendirdiği gerekçesiyle 850 kadar dosyanın imhasına karar vermiştir.
Merkez Ceza Soruşturma Mahkemesi soruşturma yargıcı ile ilgili olarak, değerlendirmesinin doğruluğunun sorgu-lanması için hiçbir neden bulunmamaktaydı. Söz konusu zamanda, Portekiz’de en karmaşık davalardan sorumlu tek soruşturma yargıcı olduğu doğruydu. Bununla birlikte, mevcut davaya, arama ve el koyma operasyonlarının hukuka uygunluğunu incelemek ve bilhassa avukat-müvekkil gizliliğini korumak üzere soruşturma yargıcı sıfatıyla müdâhil olmuştu. Ayrıca, kendisine soruşturma başlatma yetkisi verilmemişti. Hakkındaki iddialar, yürüttüğü inceleme hakkında şüphe uyandıracak kadar asıllı değildi. Ayrıca İstinaf Mahkemesi Başkan Yardımcısı’nın incelemesi de, soruşturma yargıcının incelemesine ilâveten ek bir güvence teşkil etmekteydi ve Başkan Yardımcısı’nın kararı bu hususta yeterli gerekçeler sunmuştu. Dolayısıyla soruşturma yargıcının incelemesine ek olarak İstinaf Mahkemesi Başkanı’na bulunulan şikâyet, arama izinlerinin kapsamını telafi edecek nitelikte yeterli ve etkili bir hukuk yolu teşkil etmiştir.
Bilgisayar dosyaları ve e-postaların iade edilmemesi ve bunların kullanımı hususunda, mevzuat söz konusu unsurların derhal geri verilmesini gerektirmemekteydi. Ulusal hukuk uyarınca, soruşturmanın düşürüldüğü bir ceza davası dosyası, söz konusu suçlar için geçerli zamanaşımı süresi boyunca tutulabilir. İkinci ayrı bir soruşturma açıldıktan sonra, Merkez Ceza Soruşturma Mahkemesi yargıcı, yeni soruşturma dosyasına eklenmek üzere ceza soruşturması dosyasının ve çeşitli eklerinin kopyalanmasına izin vermiştir. Bu delillerin kullanılmasındaki amaç, diğer şüpheliler ve olaylara ilişkin bilgilerin araştırılması ve bu esnada haklarındaki soruşturmanın birinci soruşturmaya konu olan kişileri olumsuz şekilde etkilemeden devam ettirilmesiydi. Bu nedenle ileri sürülen gerekçeler meşruydu. Mevcut davada istenen kopyalar, el koyma operasyonuna yol açan soruşturmayla yakından bağlantılı bir soruşturmayla ilgiliydi.
Sonuç olarak, arama ve el koyma izinlerinin kapsamına rağmen, görevi suistimal, keyfiyet ve avukat-müvekkil gizliliğini ihlâli karşısında başvuranlara sağlanan güvenceler ve bilhassa İstinaf Mahkemesi Başkanı’nın müdahalesi ile birlikte soruşturma yargıcı tarafından yürütülen inceleme, uygun ve yeterli olmuştur. Mevcut davada hakkında şikâyette bulunulan bilgisayar dosyaları ve e-postaların aranması ve bunlara el konulması işlemi, bu sebeple, güdülen meşru amaçla orantısız bir müdahale teşkil etmemiştir.
Sonuç: ihlâl yok (bire karşı altı oyla).
Full & Egal Universal Law Academy