Shchiborshch ve Kuzmina/Rusya – 5269/08 - 16.01.2014 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuranların oğlu, psikiyatrik rahatsızlıktan muzdaripti. 2006 yılında, yatarak tedavi görmesi için hastaneye sevk edilmiştir. Baba, oğlunun hastaneye yerleştirilmesi için polisten yardım istemiştir. Hasta, çılgın bir vaziyette olduğundan, polisi hırsız sanmış ve bir bıçakla tehdit etmiştir. Polis, cop ve tüfeğinin dipçiğini kullanarak hastanın elindeki bıçağı düşürmeye çalışmış, ancak hasta mutfağa koşmuş ve kapının önünde barikat kurmuştur. Barikatı aşamayan polis, hastanın önünde direnmekte olduğu mutfak kapısından “hücum eder gibi” girmiş ve bunun neticesinde hasta ciddi bir şekilde yaralanmıştır. Koma halinde hastaneye götürülmüş, ancak bilinci yerine gelmemiş ve kısa süre içerisinde hayatını kaybetmiştir. Adli muayenelerden elde edilen bulgular, hastanın ölüm sebebi konusunda çelişki göstermiştir: kimi raporlara göre ölüm sebebi, kranio-serebal travma, kimilerine göre ise boyundaki kesik yarasıdır. Güç kullanımının kanuna uygun olması ve adli raporlardaki çelişen bulgular dikkate alındığında, polisi sorumlu tutmak için yeterli delilin bulunmadığı gerekçesiyle, ceza soruşturması 2010 yılında sonlandırılmıştır.
Hukuki Değerlendirme – Madde 2
(a) Esas bakımından – Kranio-serebal travma ve boyunda saptanan kesik şeklindeki yaranın, birlikte ele alındığında ölümcül bir sonuç ortaya çıkarabilecek türden, hayati tehlike oluşturan yaralar olmasına rağmen; yaralanmaya doğrudan polisin sebep olduğunu gösteren yeterli delil mevcut değildir.
Polis operasyonunun planlanmasına ve kontrolüne ilişkin olarak; zihinsel bozukluğu olan kişilerle ilgilenmek özel eğitim gerektirmektedir. Bu özel eğitimin olmaması halinde, başvuranların oğlunda da olduğu gibi ciddi zihinsel bozukluğu bulunan bir kişiyle iletişime geçme çabaları boşa çıkacaktır. Bu anlayış iç hukukta da ele alınmıştır: buna göre, gönülsüz bir şekilde hastaneye yatırma işlemlerinde, sağlık personeline polis yardımıyla destek olmak, polise bağımsız hareket etme yetkisini vermemektedir. Polisin, neden nitelikli sağlık personellerinin yokluğunda girişimde bulunduğuna dair Mahkemeye herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır. Acil psikiyatrik yardım ancak, başvuranların oğlunun yakalanabilmesi için birkaç kez girişimde bulunulduktan ve bu girişimlerin sonuç vermemesinden sonra talep edilmiştir. Gecikmeye ilişkin olarak Mahkemeye herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu tür koşullarda, kauçuk cop gibi özel bir aracın kullanılması, polisin gözetmesi gereken bir nokta olan, kişinin hayatına ve sağlığına karşı oluşabilecek riski azaltma amacıyla bağdaşmamıştır. Hastanın, özellikle mutfak kapısının önünde barikat kurduğu sırada, kendisine veya diğerlerine karşı acil tedbir gerektirecek şekilde ani bir tehlike oluşturduğunu gösteren herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Hastanın üç polis memurunu yaraladığı konusunda ise Mahkeme, bunun, polis memurlarının kendi eylemleri neticesinde oluştuğu kanaatine varmıştır. Hastanın çılgın gibi davrandığı ve bu nedenle polis memurlarının kim olduğunu veya ne istediklerini bilememesi göz önüne alındığında, yapılması en uygun olan şey psikiyatrik yardımın gelmesini beklemekti. Ancak polis memurları, sıradan bir silahlı failmiş gibi hastayı zapt etme girişimlerinde ısrarcı olmuşlardır. Mahkemenin şaşkınlıkla karşıladığı şey özellikle, hastanın kaçma ve polise saldırma girişiminde bulunması halinde, öldürülmek üzere vurulması emrinin verilmesidir. Bu emir, icra edilmemesine rağmen, aşırı mahiyettedir ve polis memurlarının, durumu değerlendiremediklerini ve uygun bir şekilde hareket edemediklerini göstermiştir. Ayrıca, saldırı operasyonunun önceden planlanıp değerlendirildiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmamıştır. Acil psikiyatrik servisin gelmek üzere olmasının dikkate alındığına, daha az şiddet içeren yöntemlerin düşünüldüğüne veya güç kullanımının önceden düşünülüp değerlendirildiğine dair herhangi bir işaret mevcut değildir. Başvuranların oğlunun, hastaneye yatırılma girişimlerine her seferinde direnmesi nedeniyle, polis yardımına gerek duyulmuştur. Dolayısıyla bu durum ilk değildir ve bu nedenle polis memurlarının, olası direnişi öngörmeleri ve bu yönde hazırlıklı olmaları gerekirdi.
Özetle, başvuranların oğlunun ölümcül bir şekilde yaralanmasının kendi davranışlarından kaynaklandığı varsayılsa bile, Mahkeme bu neticenin, polis operasyonu sırasında başvurulan kontrolsüz ve düşünülmemiş bir yöntemden kaynaklandığını nitelendirmiştir. Polis tarafından alınan tedbirler, demokratik bir toplumda kolluk görevlilerinden beklenen düzeyde olmamıştır. Operasyon, başvuranların oğlunun yaşamına ve sağlığına karşı oluşabilecek riski minimuma indirecek şekilde düzenlenmemiştir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
(b) Usul bakımından – Soruşturma makamları, operasyonun planlanması ve kontrol edilmesi hususlarına değinmemişlerdir. Özellikle de, polis memurlarının, iç hukuka aykırı olarak, nitelikli tıbbi personelin yokluğunda kendi yetkilileri dâhilinde hareket ettikleri konusunda soruşturma yapılmamıştır. Soruşturma kapsamında, güç ve özel malzeme kullanımının incelenmesine rağmen, soruşturma makamlarının, polis memurları gibi, başvuranların oğlunun zihinsel durumuna bakmaksızın, mevcut durumu, sıradan bir silahlı suçluya müdahale edilmesi gibi değerlendirdiği gözlemlenmektedir. Soruşturma makamları ayrıca, binada hücum eder gibi tavırların sergilenmesine ilişkin kararın ne şekilde verildiğine dair herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. İlgili makamların soruşturma kapsamında bu tür önemli hususların ele almaması göz önünde bulundurulduğunda, izlenen geniş çaplı soruşturma tedbirlerine rağmen, Sözleşme’nin 2. maddesinde öngörülen bütünlük ilkesine riayet edilmemiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Mahkeme ayrıca, başvuranların, Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından başvurabilecekleri etkili bir hukuk yolunun bulunmaması nedeniyle, Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Madde 41: Manevi tazminat olarak müştereken 45,000 avro; maddi tazminat olarak müştereken 2,550 avro ödenmesine hükmedilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy