Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2014/75
SHEKHOV/RUSSIA
(12440/04, 19/6/2014)
Karar metni
İlgili Maddeler
AİHS, 6, 8 ile 34
Hak ve Özgürlükler
Adil yargılanma hakkı, özel ve aile hayatına saygı, kabul edilebilirlik koşulları
Anahtar Kelimeler
Avukat yardımından faydalanma, özel hayatın korunması, bireysel başvurunun etkili bir şekilde yapılabilmesi
Davanın Özü
Başvurucu hakkında, cinayet işlemek ve cinayete teşebbüsten dava açılıyor ve yapılan yargılama sonucunda başvurucu suçlu bulunarak hapis cezası ile cezalandırılıyor. Sonrasında başvurucu temyiz talebinde bulunuyor ve temyiz aşamasında kendisine bir vekil atanıyor. Temyiz Mahkemesince yapılan duruşmaya başvurucunun vekili katılmıyor ve yargılama sonucunda başvurucunun cezası az bir indirim ile onanıyor. Başvurucu temyiz incelemesinde kendisine yeni bir vekil atanmasını istediğini, ancak bu talebinin karşılanmadığını, oysa davanın karışık ve teknik bir dava olduğunu, bu şartlarda kendisini savunmak zorunda kaldığını, ayrıca dinletmek istediği tanıkların mahkemece çağrılmadığını, yargılama sırasında yerel medyada kendisini suçlu gösteren yayınlar yapıldığını ve mahkemenin bu yayınlardan etkilendiğini ifade ederek adil yargılanma hakkı ile özel ve aile hayatın saygı haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Başvurucu ayrıca hapiste iken AİHM’e yaptığı bireysel başvurunun yetkililerce engellendiğini, yazışmalarının açıldığını, yetkililerin kendisin tehdit ederek başvurusunu geri çekmesini istediğini, kabul etmediğinde ise hücre cezası ile cezalandırıldığını ileri sürmektedir.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Başvurucu iki ayrı cinayet işlemek ve cinayete teşebbüsten yargılanmış ve yapılan yargılama sonucunda suçlu bulunarak 25 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu temyiz talebinde bulunmuş ve temyiz aşamasında kendisine bir vekil atanmıştır. Temyiz Mahkemesindeki duruşmaya başvurucunun vekili katılmamış ve yargılama sonucunda başvurucunun cezası az bir indirim ile onanmıştır. Başvurucunun iddiasına göre; temyiz incelemesinde başvurucu kendisine yeni bir vekil atanmasını istemiş, ancak bu talebi karşılanmamış, ayrıca dinletmek istediği tanıklar mahkemece çağrılmamıştır. Hükümete göre ise başvurucu temyiz incelemesinde kendisine yeni bir vekil atanması yönünde bir talepte bulunmamıştır. Ayrıca yargılama devam ederken yerel medyada başvurucuyu suçlu gösteren yayınlar çıkmıştır.
Yine başvurucunun iddiasına göre, hapiste iken AİHM’e yaptığı bireysel başvuru yetkililerce engellenmiş, yazışmaları açılmış, yetkililer kendisini tehdit ederek başvurusunu geri çekmesini istemiş, kabul etmediğinde ise hücre cezası ile cezalandırılmıştır. Hükümet ise bu yöndeki iddialar gerçeği yansıtmadığını ifade etmiştir.
İddialar:
Başvurucu, AİHS’in 6, 8 ve 34. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Hükümetin Savunması:
Hükümet, temyiz incelemesi aşamasında başvurucuya bir vekil atandığını ve vekile duruşma tarihinin bildirildiğini, ancak vekilin duruşmaya katılmadığını, başvurucunun kendilerinden yeni bir vekil atanma talebinde de bulunmadığını, dolayısıyla başvurucunun savunma haklarının ihlal edilmediğini ileri sürmüştür..
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, hükümetin mevcut itirazı dışında başka bir itiraz ileri sürmediğini, başvurunun temelsiz olmadığını ifade ederek kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir..
Mahkeme başvuruyu 6., 8. ve 34. madde açısından değerlendirmiştir.
6. madde yönünden;
Mahkeme; ilk olarak bir yargılamada mali gücü yeterli olmayan sanıklara adli yardım kapsamında bir avukat atanmasının gerekli olduğunu, ancak avukatın kendisinden kaynaklanan eksikliklerin/başarısızlıkların kural olarak devletin sorumluluğunu gerektirmeyeceğini, sadece söz konusu eksikliklerin/başarısızlıkların açık bir şekilde devletin müdahalesini gerektirecek derecede ağır olduğu durumlarda, başvurucunun etkili şekilde temsil edilmesini sağlama adına yetkililerin sorumluluklarının doğabileceğini ifade etmiştir.
Mahkeme somut başvuruda; ulusal ceza hukukunda yargılanan şahıslar lehine avukat yardımının sağlanmasının zorunlu olduğunu, davanın karmaşık ve teknik bir özellikte olduğunu ve bu durumda başvurucunun kendisini etkili bir şekilde savunamayacağının açık olduğunu, ayrıca yargılamanın sonuçları itibarıyla ağır olabilecek bir ceza davası olduğunu ve temyiz mahkemesinin geniş yetkilere sahip olduğunu, bu mahkeme önünde yapılabilecek etkili bir savunmanın başvurucu lehine önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade ederek Sözleşmenin 6/3 (c) bendinin ihlal edildiğini belirtmiştir..
Diğer taraftan Mahkeme adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri ayrıca değerlendirmeye gerek görmemiştir.
8. ve 34. madde yönünden
Mahkeme 8. madde yönünden iç hukuk yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
Mahkeme 34. madde yönünden ise; Sözleşme ile getirilen sistemin etkili bir şekilde işleyebilmesi için başvurucuların/vekillerinin Mahkeme ile özgürce yazışabilmelerinin zorunlu olduğunu, bu doğrultuda doğrudan veya dolaylı herhangi bir engelleme ile karşılaşmamaları gerektiğini hatırlatmıştır. Mahkemeye göre doğrudan yapılan fiziki zorlamalar kabul edilemeyeceği gibi başvurucuyu/vekilini psikolojik olarak zorlama yoluyla ikna etme ya da hakaret etme girişimleri de kabul edilemezdir. Ayrıca Mahkemeye göre başvurucuların hapiste olduğu durumlarda durum daha da nazik bir hal almaktadır.
Mahkeme somut başvuruda başvurucunun kendisiyle yaptığı yazışmaların hapishane yetkilerince açılıp okunduğunu, farklı gerekçelerce yazışmaların başvurucuya ve AİHM’e ulaşmasının engellendiğini ifade ederek, bu durumun kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme nihai aşamada başvurucunun kendisine ulaşarak bireysel başvuru hakkını kullanabildiğini belirterek bu konuda ayrıca bir karar vermeye gerek görmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy