S.J. / Belçika – 70055/10 - 19.3.2015 tarihli Karar (kayıttan düşme) [BD]
Olaylar – Nijerya vatandaşı olan başvuran, 30 Temmuz 2007 tarihinde, sekiz aylık hamileyken, sığınma başvurusunda bulunmuş ve çocuğunun babasının ailesinden kürtaj yapması konusunda baskı görmesi üzerine ülkesinden kaçtığını belirtmiştir. Mülteciler ve Vatansız Kişiler Baş Komiseri, Mayıs 2010’da, başvuranın beyanlarındaki tutarsızlıklar nedeniyle sığınma başvurusunu reddetmiştir. Söz konusu karar, Yabancılar İtiraz Kurulu tarafından onanmıştır.
Başvurana, Ağustos 2007’de HIV pozitif teşhisi konulmuşolup kendisi o tarihten bu yana tedavi görmektedir.
Bu sırada başvuran, tıbbi nedenlerleBelçika’da kalmasına izin verilmesini talep etmiş, ancak bu talebi, Nijerya’da tedavi görebileceği gerekçesiyle reddedilmiştir. Ülkeden ayrılmasına dair karar başvurana tebliğ edilmiştir. Başvuran, tedbirinyürütmesininacilen durdurulması talebinde bulunmuş ve ayrıca verilen kararların iptal edilmesini talep etmiştir. Yürütmeyi durdurma talebi, Yabancılar İtiraz Kurulu tarafından reddedilmiştir. Başvuran, Yabancılar İtiraz Kurulunun kararına karşı Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunmuştur. Başvuran, Nijerya’ya geri gönderilmesi halinde ciddi ve telafi edilemez bir zarara uğrama riskinin söz konusu olduğunu, Nisan 2009 ve Kasım 2012 doğumlu iki küçük çocuğunun göz önünde bulundurulmadığını ve Yabancılar İtiraz Kuruluna itiraz yolunun etkin olmadığını ileri sürmüştür. Ülkeden ayrılması için verilen süre, 24 Aralık 2010 tarihinde, Yabancılar Bürosu tarafından bir ay uzatılmıştır. Danıştay, 6 Ocak 2011 tarihinde, Yabancılar İtiraz Kurulu kararına karşı yapılan temyiz başvurusunu kabul edilemez bulmuştur. Dosyada yer alan bilgilere göre, Yabancılar Bürosu kararlarının iptal edilmesine yönelik başvuruların, Yabancılar İtiraz Kurulu önünde halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemenin bir Dairesi, 27 Şubat 2014 tarihli bir kararında, sınır dışı kararının veya ülkede kalma talebinin reddine dair kararın kaldırılması istemiyle Yabancılar İtiraz Kuruluna yapılan başvuruların, sınır dışı kararının yürütmesinin durdurulmasını sağlamamış olması nedeniyle, başvuranın Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine dair beyanlarının etkin bir şekilde incelenebilmesini ve yürütmenin otomatik olarak durdurulmasını sağlayabilecek etkin bir hukuk yolu bulunmadığı kanaatine vararak, oy birliğiyle, Sözleşme’nin 3. maddesiyle birlikte 13. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Daire, ayrıca, başvuranın sınır dışı edilerek Nijerya’ya gönderilmesine dair kararın icrasının, Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlaline neden olmayacağına ve Mahkemenin Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine dair bir şikâyeti inceleme yetkisi bulunduğu varsayılsa dahi, söz konusu hükmün ihlal edilmediğine oy birliğiyle karar vermiştir.
Dava, Hükümetin ve başvuranın talebi üzerine, 7 Temmuz 2014 tarihinde Büyük Daireye gönderilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 37: Mahkeme, 2014 yılının Ağustos ayında Hükümet’in dostane çözüm teklifini almıştır. Söz konusu mektupta, başvuranın ve çocuklarının ikamet etme durumlarının düzenlenmesine yönelik güçlü insancıl değerlendirmeler yapıldığı vurgulanmıştır.
Başvuran, 2014 yılının Eylül ayında, Belçika Devleti’nin üç şarta bağlı olarak teklifini kabul etmeye karar vermiştir: kendisinin ve üç çocuğunun koşulsuz ve süresiz olarak oturma iznine sahip olması, maddi ve manevi tazminat olarak kendisine 7.000 avro ödenmesi ve oturma izninin kendisine bizzat verilmesi. Hükümet, Mahkeme’ye başvuranın şartlarını kabul ettiğini ve 6 Ocak 2015 tarihinde başvuranın ve çocuklarının sınırsız süreli oturma iznini aldıkları konusunda bilgi vermiştir.
Mahkeme, ayrıca, dostane çözümün Sözleşme ve Protokollerinde belirtilen insan haklarına saygıya dayalı olduğu görüşündedir.
Sonuç: kayıttan düşme (bir oya karşı on altı oyla).
Full & Egal Universal Law Academy