AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
SİL VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 8130/19 ve diğer 2 başvuru –
ekteki listeye bakınız)
KARAR
STRAZBURG
6 Şubat 2024
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Sil ve diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan
Pauliine Koskelo,
Hâkimler
Lorraine Schembri Orland,
Davor Derenčinović,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla, Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Ekte bulunan tabloda isimleri ve bilgileri yer alan üç Türk vatandaşının (“başvuranlar”), ekteki tabloda belirtilen tarihlerde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapmış olduğu başvuruları,
Başvuranların mektuplaşmasının UYAP Bilişim Sistemine kaydedilmesi ile ilgili olarak, Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamındaki şikâyetin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvuruların geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun belirtilmesine ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini,
Hükümetin, başvuruların bir komite tarafından incelenmesine ilişkin itirazının Mahkeme tarafından reddedildiği kararı dikkate alarak,
16 Ocak 2024 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından,
Söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
Mevcut başvurular, başvuranların tutuklu bulundukları sıradaki mektuplaşmasının UYAP Bilişim Sistemine (“Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi”) kaydedilmesi ile ilgilidir. Başvuranlar, olayların meydana geldiği dönemde, Türkiye’deki farklı ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunmaktaydılar. Başvuranlar, tutuklulukları sırasında – hem göndermek istedikleri hem de kendilerine gönderilen – mektupların sistematik olarak UYAP sistemine kaydedilmesine yönelik uygulamaya son verilmesi istemiyle yetkili adli makamlara (infaz hakimliği ve ağır ceza mahkemesi) başvurmuşlardır (bu uygulama hakkında daha fazla bilgi için bk. Nuh Uzun ve diğerleri/Türkiye, no. 49341/18 ve diğer 13 başvuru, §§ 11‑26, 29 Mart 2022). Böylelikle başvuruda bulunulan ulusal mahkemeler, başvuranların taleplerini reddetmişlerdir. Ardından Anayasa Mahkemesi, özellikle ilgililerin özel hayata ve/veya aile hayatına ve/veya mektuplaşmaya saygı hakkına ilişkin şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu kanaatine vararak bireysel başvurularını reddetmiştir.MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ Mahkeme, başvuruların konusunun benzerlik gösterdiğini göz önünde bulundurarak, bunların tek bir karar altında birlikte incelenmesinin uygun olduğu kanaatine varmaktadır.SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Başvuranlar, mektuplaşmalarının UYAP sistemine kaydedilmesinin, Sözleşme’nin 8. maddesi tarafından güvence altına alınan haklarını ihlal ettiğini iddia etmektedirler. Hükümet, Nuh Uzun ve diğerleri (yukarıda anılan, §§ 29‑34) ve Dağlı ve diğerleri/Türkiye ([Komite], no. 25820/18 ve diğer 89 başvuru, §§ 7‑8, 26 Eylül 2023) davalarında sunduğu ilk itirazların aynılarını ileri sürmektedir. Hükümet aynı zamanda, Sözleşme’nin 15. maddesi bağlamında, Türkiye tarafından 21 Temmuz 2016 tarihinde tebliğ edilen askıya alma bildiriminin dikkate alınarak incelenmesi gerektiğini belirtmektedir. Hükümetin ilk itirazları ile ilgili olarak, Mahkeme, Nuh Uzun ve diğerleri (yukarıda anılan, §§ 40‑44 ve 82) ve Dağlı ve diğerleri (yukarıda anılan, §§ 10‑13 ve bu kararda ileri sürülen davalar) davalarında, benzer itirazları daha önce reddettiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, mevcut davada, yukarıda belirtilen davalarda vardığı sonuçlardan uzaklaşmak için herhangi bir neden görmemektedir. Dolayısıyla Mahkeme, Hükümetin ilk itirazlarını reddetmektedir. Mahkeme, öte yandan, başvuruların açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve Sözleşme’nin 35. maddesinde öngörülen başka bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını tespit ederek, bu başvuruların kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir. Mahkeme daha önce, esasa ilişkin olarak, tutukluların mektuplaşmalarının UYAP sistemine kaydedilmesinin, Sözleşme’nin 8. maddesi anlamında “kanunda öngörülmüş” olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle söz konusu hükmün ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (yukarıda anılan Nuh Uzun ve diğerleri, §§ 79 ila 99). Mahkeme, kendisine sunulan bütün unsurları inceledikten sonra, somut olayda farklı bir sonuca varmak için herhangi bir neden görmemektedir. Son olarak Mahkeme, Hükümetin Sözleşme’nin 15. maddesi bağlamında tebliğ edilen askıya alma bildirimine ilişkin iddiası ile ilgili olarak, “kanunla öngörülmeyen” ihtilaf konusu tedbirin, olağanüstü halin özel koşullarında haklı gösterilemeyeceği kanaatine varmaktadır (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), Baş/Türkiye, no. 66448/17, § 161, 3 Mart 2020 ve Pişkin/Türkiye, no. 33399/18, § 229, 15 Aralık 2020). Dolayısıyla, Sözleşme’nin 8. maddesi ihlal edilmiştir.SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuran Hüseyin Durmuş (başvuru no. 22556/21), maruz kaldığı kanaatine vardığı manevi zarar bağlamında 20.000 avro talep etmektedir. Başvuran aynı zamanda, herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmaksızın, ulusal mahkemeler ve Mahkeme önünde yürütülen yargılama çerçevesinde yapmış olduğu masraf ve giderler bağlamında 5.000 avro talep etmektedir. Diğer başvuranlar, esas hakkında görüşlerini sunması için kendilerine verilen süre içerisinde adil tazmin talebinde bulunmamışlardır. Hükümet, başvuran Hüseyin Durmuş’un sunduğu taleplere itiraz etmektedir. Mahkeme, başvuran Hüseyin Durmuş’un taleplerine ilişkin olarak, mevcut kararda yer alan ihlal tespitinin, tek başına, yeterli adil tazmin teşkil ettiği kanaatine vararak, manevi zarar bağlamında sunulan talebi reddetmektedir (ayrıca bk. yukarıda anılan Nuh Uzun ve diğerleri, § 111). Mahkeme, masraf ve giderlerle ilgili olarak, talebinin yanında ilgili herhangi bir kanıtlayıcı belgenin ibraz edilmediğini gözlemlemekte ve bu talebi reddetmektedir. Son olarak Mahkeme, adil tazmin talebinde bulunmayan başvuranlarla ilgili olarak, ilgililere bu bağlamda herhangi bir meblağ ödenmesine gerek olmadığı kanaatine varmaktadır.BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine;Başvuruların kabul edilebilir olduğuna;Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine;İhlal tespitinin, başvuran Hüseyin Durmuş’un maruz kaldığı tüm manevi zarar için tek başına yeterli bir adil tazmin teşkil ettiğine;Başvuran Hüseyin Durmuş’un adil tazmine ilişkin kalan taleplerinin reddine karar vermiştir.İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca, 6 Şubat 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Pauliine Koskelo
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Başvuruların Listesi
No.
Başvuru No.
Davanın Adı
Başvuru Tarihi
Başvuran
Doğum Yılı
İkâmet Yeri
Temsilci
1.
8130/19
Sil/Türkiye
30/01/2019
Ahmet SİL
1985
Wagenfeld
M. ARI
2.
29211/20
Küçükkaplan/Türkiye
26/06/2020
Mehmet KÜÇÜKKAPLAN
1988
Konya
3.
22556/21
Durmuş/Türkiye
19/04/2021
Hüseyin DURMUŞ
1981
Adana
A. IŞIK