AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ŞİMŞEK VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE KARARI
(Başvuru No. 46414/13 ve 71 diğer başvuru bk. ekteki liste)
KARAR
STRAZBURG
18 Haziran 2019
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Şimşek ve diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Arnfinn Bårdsen,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), Komite olarak toplanarak, 28 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde, bu kararın ekindeki listede yer alan yetmiş iki Türk vatandaşının ("başvuranlar"), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (‘‘Sözleşme’’) 34. maddesi uyarınca, Mahkeme’ye yapmış olduğu yetmiş iki başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuranlar, Diyarbakır Barosuna bağlı Avukat R. Yalçındağ Baydemir ve M. Özdemir tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranın Sözleşme’nin 5. maddesinin 1, 2, 3 ve 4. fıkralarına ilişkin şikâyetleri, 3 Ekim 2016 tarihinde Hükümete bildirilmiştir ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 54. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, başvuruların geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.
4. Mahkemenin Yazı İşleri Müdürlüğü, başvuranlar Sevi Demir ve Mehmet Abbasoğlu’nun hayatını kaybettiğinden haberdar edilmiştir. Söz konusu kişilerin mirasçıları, yani birinci başvuran için Sekine Demir ve Abdülaziz Demir ile ikinci başvuran için Özlem Başak Şahin, Mahkeme önündeki yargılamayı takip etme ve başvuranların avukatı ile temsil edilme taleplerini bildirmişlerdir. Mahkeme, söz konusu talepleri kabul etmiştir (aşağıdaki 15. paragraf). Uygulamaya ilişkin nedenlerden dolayı, mevcut karar, söz konusu sıfatın başvuranın mirasçılarına atfedilmesi gerektiği halde, Sevi Demir ve Mehmet Abbasoğlu’nu ‘‘başvuranlar’’ olarak anmaya devam edecektir (Dalban/Romanya [BD], No. 28114/95, 1. paragraf, AİHM 1999‑VI).
OLAY VE OLGULAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
5. 2009 yılında KCK (Koma Civakên Kurdistan – "Kürdistan Topluluklar Birliği") isimli örgüte üye olduğu iddia edilen birçok kişi hakkında ceza soruşturmaları başlatılmıştır. Cumhuriyet savcıları tarafından, birçok iddianame ile, esasen terör örgütüne üye olmakla suçlanan birçok kişi hakkında yetkili ağır ceza mahkemeleri önünde ceza davaları açılmıştır. Cumhuriyet savcıları, KCK’nın, PKK terör örgütünün (Kürdistan İşçi Partisi) bir "şehir kolu" olduğunu belirtmişlerdir.
6. Başvuranlar hakkında yürütülen ceza soruşturmaları kapsamında, belirtilmeyen tarihlerde, yetkili nöbetçi hâkimler tarafından, soruşturulan kişilerin ve avukatlarının soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
7. KCK üyesi olduklarına dair haklarında şüphe duyulan başvuranlar, 14 Nisan 2009 ve 15 Şubat 2010 tarihleri arasında farklı tarihlerde, yakalanarak gözaltına alınmışlardır. Yetkili hâkimler, 18 Şubat 2009 ve 15 Şubat 2010 tarihleri arasında farklı tarihlerde, yapılan sorgu işlemlerinin ardından, ilgililerin tutuklanmalarına karar vermişlerdir.
8. Başvuranlar bu kararların ardından, tutuklanmalarına karşı itiraz etmişlerdir ve serbest bırakılmalarına ilişkin bir talepte bulunmuşlardır. Dosya üzerinden yapılan inceleme sonrasında, yetkili ağır ceza mahkemeleri söz konusu başvuruları reddetmişlerdir. Bu kararlar, 23 Eylül 2012 tarihinden önce, yani ulusal yargı sisteminde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmasına ilişkin anayasal değişikliklerin yürürlüğe girmesinden önce verilmiştir.
9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, başvuranları hem terör örgütü olduğu iddia edilen KCK örgütünü yönlendirmekten hem de söz konusu örgüte üye olmaktan suçlayarak, 9 Haziran 2010 ve 20 Kasım 2010 tarihlerinde düzenlediği iki iddianameyi Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine sunmuştur. Cumhuriyet Savcısı, suçlamalarını, başvuranların veya suç ortaklarının evlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramalar sırasında el konulan belgeler, telefon dinlemelerine ilişkin raporlar, KCK’ya üye oldukları iddia edilen kişiler hakkında yürütülen ceza soruşturmaları kapsamında ilgililere veya diğer şüphelilere ait e-postalara ilişkin raporlar, tanık ifadeleri, bazı suç ortaklarının ifadeleri ve bilirkişi raporları gibi, farklı delil unsurlarına dayandırmıştır.
10. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Şubat 2013 ve 11 Haziran 2014 tarihleri arasında farklı tarihlerde, başvuranların tahliyesine karar vermiştir.
11. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Mart 2017 tarihli bir kararla,
bazı başvuranları isnat edilen suçtan mahkûm etmeye ve diğerlerinin ise atılı suçlardan dolayı beraat edilmelerine karar vermiştir. Dava dosyasındaki unsurlardan, Yargıtay tarafından verilen 17 Mayıs 2017 tarihli kararla mahkûmiyetleri kesinleşen 46495/13 ve 46423/13 No.lu başvuruların başvuranları hariç olmak üzere, başvuranlar hakkında başlatılan ceza davalarının ulusal mahkemelerde halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
12. Belirtilmeyen tarihlerde, başvuranların her biri Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvuranlar, esas itibarıyla özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Dosyadan, bu başvuruya ilişkin davaların halen Anayasa Mahkemesi’nde derdest olduğu anlaşılmaktadır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARI VE UYGULAMASI
13. İlgili iç hukuk kuralları ve uygulaması, Mahkeme’nin Mustafa Avcı/Türkiye (No. 39322/12, §§ 27 ila 46, 23 Mayıs 2017) kararında açıklanmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA
14. Mahkeme, başvurulardaki benzerliği göz önünde bulundurarak, başvuruları tek bir kararda birlikte incelemenin uygun olduğu kanaatine varmaktadır.
II. İLK GÖRÜŞLER
15. Mahkeme, başvuranlar Sevi Demir ve Mehmet Abbasoğlu’nun hayatını kaybettiğini kaydetmiştir. Hükümet mirasçılarının başvuruyu takip etmek için gerekli niteliğe sahip olmadıklarını ileri sürmektedir.
16. Mahkeme, ilke olarak, başvuru yaptıktan sonra hayatını kaybeden bir başvuranın başvurusunun, ilgilinin mirasçıları veya yakın ailesi tarafından, bu kişilerin başvuruyu takip etmek istemeleri halinde ve yeterli bir menfaate sahip olmaları şartıyla, takip edilebileceğini hatırlatmaktadır. Somut olayda, Mahkeme, müteveffaların mirasçılarının davayı takip etme isteklerini dile getirdiklerini belirtmektedir. Mahkeme, mevcut davaların konusunu ve sahip olduğu unsurların tamamını dikkate alarak, Sekine Demir, Abdülaziz Demir ve Özlem Başak Şahin’in bu davada başvuranların yerine geçmek için gerekli niteliğe sahip olduklarını kabul etmektedir (Ergezen/Türkiye, No. 73359/10, § 30, 8 Nisan 2014).
III. HÜKÜMET TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN ÖN İTİRAZLAR HAKKINDA
A. Anayasa Mahkemesi Önünde Bireysel Başvuru Yolunun Tüketilmediğine İlişkin İtiraz Hakkında
17. Hükümet, başvuranların, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru yolunu tüketmedikleri yönünde itirazda bulunmaktadır.
18. Başvuranlar, Mahkemeye başvurdukları tarihte, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma imkânlarının bulunmadığını, bu hukuk yolunun 23 Eylül 2012 tarihinde Türk sistemine dâhil olduğunu belirtmektedirler. Başvuranlar, genel olarak, Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru yolunun etkin bir hukuk yolu sunduğu şeklinde değerlendirilemeyeceğini eklemektedirler.
19. Mahkeme, 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişikliklerinin ardından, Türk Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun, ulusal Hukuk Sisteminde kullanılmaya başlandığını dikkate almaktadır. Mahkemenin yerleşik içtihadı, Mahkemenin, söz konusu başvuru yolunun, başvuranların Sözleşme’nin 5. maddesine ilişkin şikâyetlerine uygun bir telafi yolu olduğunu ve makul başarı perspektifleri sunamadığını belirtmeye imkân verecek hiçbir unsura sahip olmadığını göstermektedir (Mustafa Avcı/Türkiye (No. 39322/12, §§ 70-80, 23 Mayıs 2017). Dolayısıyla Mahkeme, ilgililer tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruların halen derdest olmaları nedeniyle, başvuranların Sözleşme’nin 5. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları bağlamındaki şikâyetleri zamanından önce sunulduğu kanaatindedir. Dolayısıyla Mahkeme, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle, söz konusu başvuruların bu kısmını reddetmektedir.
20. Mahkeme, ikincilik ilkesi uyarınca, ilk olarak ulusal mahkemelerin, somut olayda bilhassa Anayasa Mahkemesinin, Sözleşme’den doğan hakları öncelikle uygulaması gerektiğini hatırlatmaktadır. Ulusal mahkemeler, Sözleşme’nin 1. maddesi uyarınca, Mahkeme’nin gözetimi altında, öncelikli olan güvence sağlama görevlerini yerine getirmelidirler. Mahkemenin, ulusal mahkemelerin belirli bir davada sundukları sonuçları, söz konusu rollerini iyi niyetle yerine getirdiklerinde, kabul edebileceği bu ilkeden anlaşılmaktadır.
21. Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrasına bağlı şikâyetler ile ilgili olarak, başvuranların haklarında verilen tutuklama kararlarına itirazda bulundukları ve yetkili ulusal mahkemelerinin bu itirazları, 23 Eylül 2012 tarihinden önce verilen kararlarla reddettiklerini gözlemlemektedir (yukarıdaki 8. paragraf). Bu koşullarda, Mahkeme, bireysel başvuru hakkının 23 Eylül 2012 tarihinde Türk Hukuk Sistemine girmesi bakımından, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasının, bu yüksek mahkemenin zaman yönünden (ratione temporis) yetkisiz olması sebebiyle sonuçsuz kalacağı kanaatindedir (Hebat Aslan ve Firas Aslan/Türkiye, No. 15048/09, §§ 53 ila 54, 28 Ekim 2014 ve Mustafa Avci/Türkiye, yukarıda anılan, § 86). Dolayısıyla Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası ile ilgili olması nedeniyle, Hükümet tarafından ileri sürülen itirazı reddetmektedir.
B. Tazminat Yolunun Tüketilmediğine Dair İtiraz Hakkında
22. Hükümet, CMK’nın 141. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi tarafından öngörülen tazminat yolunun başvuranların erişimine açık olduğunu belirtmektedir. Hükümet, başvuranların yukarıda belirtilen hükme dayanarak tazminat davası açabilecekleri ve açmış olmaları gerektiği kanaatindedir.
23. Başvuranlar, Hükümetin iddiasına itiraz etmektedirler.
24. Mahkeme, başvuranlar tarafından sunulan şikâyete benzer bir şikâyet hakkında daha önce karar vermiş olduğunu ve olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olduğu şekliyle, CMK’nın 141. maddesinin, itiraz yolunun usuli eksiklikleri sebebiyle maruz kalınan bir zararın tazminini talep etme imkânını öngörmediği kanaatine vardığını hatırlatmaktadır (Mustafa Avci, yukarıda anılan, § 109). Mahkeme, somut olayda bu içtihattan uzaklaşmak için herhangi bir sebep görmemektedir.
25. Bu nedenle, Hükümet tarafından sunulan bu itirazın reddedilmesi gerekmektedir.
IV. SÖZLEŞMENİN 5. MADDESİNİN 4. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
26. Başvuranlar, tutukluluklarının yasallığına etkin bir şekilde itiraz etme imkânı bulamadıklarını iddia etmektedirler. Başvuranlar bu bağlamda, serbest bırakılmalarına ilişkin yaptıkları başvuruyu bir duruşma yapmaksızın reddetmelerinden dolayı ulusal mahkemeleri suçlamaktadırlar. Başvuranlar ayrıca, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına itiraz etmişlerdir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4 fıkrasını ileri sürmektedirler, bu hüküm aşağıdaki gibidir:
"4. Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. "
27. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
28. Mahkeme, Türk Hukuk Sisteminde tutukluluk halinin devamı konusunun belirli aralıklarda re’sen incelendiğini tespit etmektedir (soruşturma aşamasında her ay, esas hakkında her duruşma sırasında ve daha sıklıkla yargılama aşamasında). Diğer taraftan bir tutuklu, soruşturmanın ya da yargılamanın her anında serbest bırakılma talebinde bulunabilir ve belirli bir sürenin geçmesini beklemek zorunda kalmadan talebini yineleyebilir. Üstelik tutukluluğa ilişkin olarak - re’sen veya ilgilinin talebi üzerine verilen- tüm kararlar itiraz konusu olabilmektedir. Mahkeme, böyle bir sistemde her itirazın incelenmesi sırasında duruşma gerçekleştirilmesi gerekliliğinin, ceza yargılamasında belirli bir duraksamaya yol açabileceğini daha önce kabul etmiştir (bu anlamda bk. Knebl/Çek Cumhuriyeti, No. 20157/05, § 85, 28 Ekim 2010). Bu değerlendirmeler ışığında ve Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası alanına giren yargılamanın özel niteliği, özellikle ivedilik gerekliliği dikkate alındığında, Mahkeme, -özel koşullar haricinde- her itirazda duruşma yapılmasının gerekli olmadığı kanaatine varmaktadır. Ayrıca Mahkeme, şayet tutuklu, hakkında verilen tutukluluk kararı hakkında itirazda bulunması için ilk derece mahkemesi hâkimi karşısına çıkabilmişse, temyiz aşamasında -tutuklunun kişisel olarak veya ihtiyaç halinde avukatının- mahkemeye çıkarılmamasının, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrasını özünde ihlal etmediği, en azından bu koşulun silahların eşitliği ilkesine aykırılık teşkil etmediği kanaatindedir.
29. Mahkeme, somut olayda başvuranların ve avukatlarının, yetkili mahkemelerin başvuranların serbest bırakılma talepleri hakkında karar verdiği, davanın esası hakkında yapılan tüm duruşmalarda bulunduklarını tespit etmektedir. Mahkeme, davanın koşullarında, daha sonrada birbiri ardına yapılan itirazların incelenmesi sırasında duruşma gerçekleştirilmesinin gerekli olmadığı kanaatindedir. Taraflardan hiçbirinin itiraz davasına sözlü olarak katılmamış olması sebebiyle, ihtilaf konusu olan mahkeme karşısına çıkarılmama durumunun, silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkelerini ihlal etmediğinin belirtilmesi uygundur (Altınok/Türkiye, no. 31610/08, 50 ila 56. paragraflar, 29 Kasım 2011).
30. Sonuç olarak Mahkeme, başvuruların bu kısmının, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaatindedir.
31. Mahkeme daha sonra, başvuranların soruşturma dosyalarına erişimin kısıtlanmasına ilişkin alınan tedbirden şikâyetçi olduklarını gözlemlemektedir. Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası bağlamındaki şikâyetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve herhangi bir kabul edilemezlik engeline takılmadığını tespit ederek, kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
B. Esas Hakkında
32. Başvuranlar, ne soruşturma dosyasını ne de kendileri aleyhine toplanan delil unsurlarını inceleme imkânlarının bulunmadığını ileri sürmektedirler.
33. Hükümet, başvuranların tutuklanmalarına ilişkin kararlara ve tutukluluk halinin devamı kararlarına itiraz etmek için yeterince delil unsurları bulunduğunu iddia etmektedir.
34. Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrasının, yakalanan ya da tutuklanan her kişiye, özgürlüğünden yoksun bırakılması durumunda -yine Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrası anlamında- [tutuklanmalarının veya yakalanmalarının] "yasallığı" hakkında zorunlu usul ve esas gerekliliklerine uyulup uyulmadığının denetlenmesi bakımından bir başvuru hakkı tanıdığını hatırlatmaktadır. Her ne kadar yukarıda anılan 5. maddenin 4. fıkrası bağlamındaki usuli işlemler her durumda hukuk ve ceza yargılamaları bakımından 6. madde tarafından öngörülen korumaların aynısının uygulanmasını gerektirmese de -bu iki maddenin farklı amaçları bulunmaktadır- (Reinprecht/Avusturya, No. 67175/01, § 39, AİHM 2005-XII) söz konusu usuli işlemlerin adli bir niteliğe bürünmesi ve ilgili özgürlükten yoksun bırakmanın özelliklerine uygun bir koruma sağlaması gerekmektedir (D.N./İsviçre, [BD], No. 27154/95, § 41, AİHM 2001-III). Özellikle, tutuklama kararına karşı bir itiraza ilişkin olarak başlatılan bir dava, çekişmeli olarak görülmeli ve taraflar arasında, yani savcı ile tutuklu kişi arasında silahların eşitliğini sağlamalıdır (Nikolova/Bulgaristan [BD], No. 31195/96, § 58, AİHM 1999‑II). Ulusal mevzuat bu gerekliliği farklı şekillerde yerine getirebilir, ancak mevzuat tarafından benimsenen yöntem, karşı tarafa, sunulan görüşlerden haberdar olma ve bunlarla ilgili olarak gerçek anlamda yorumda bulunabilme imkânı tanımalıdır (Lietzow/Almanya, No. 24479/94, § 44, AİHM 2001‑I). Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası bağlamındaki bir yargılamanın gerekli korumaları sağlayıp sağlamadığını belirlemek için, söz konusu yargılamanın yürütüldüğü koşulların özel niteliğini göz önünde bulundurmak gereklidir (Megyeri/Almanya, 12 Mayıs 1992, § 22, A serisi, No. 237‑A). Özellikle bir avukatın müvekkilinin tutukluluğunun yasallığı ile ilgili etkin bir itiraz yapabilmesi için temel bir önem arz eden dava dosyasındaki unsurlara erişimin engellendiği durumlarda, silahların eşitliği ilkesine riayet edilememiş olacaktır (diğer kararlar arasında bk. Lamy/Belçika, 30 Mart 1989, § 29, A serisi No.151, yukarıda anılan Nikolova kararı, § 58, Schöps/Almanya, No. 25116/94, § 44, AİHM 2001-I, yukarıda anılan Lietzow kararı, § 44 ve Mooren/Almanya [BD], No.11364/03, § 124, 9 Temmuz 2009 ve Ceviz/Türkiye, No. 8140/08, § 41, 17 Temmuz 2012 ve Ovsjannikov/Estonya, No. 1346/12, §§ 72-78, 20 Şubat 2014).
35. Mahkeme, somut olayda başvuranlar ve temsilcilerinin, delil unsurlarını incelemelerinin engellenerek, soruşturma dosyasına erişimlerinin tamamen yasaklandığına ve bu durumun iddianamenin sunulduğu tarihe kadar geçerli olduğuna taraflarca itiraz edilmediğini kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, ne başvuranların ne de avukatlarının, ilgililerin tutukluluğunun yasallığına itiraz edebilmeleri için temel bir önem arz eden belgelerin içeriği ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıklarını tespit etmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranların, tutuklanmaları için ileri sürülen gerekçelere yeterli şekilde itiraz etme imkânı bulamadıkları kanaatine varmaktadır (Şık/Türkiye, No. 53413/11, § 75, 8 Temmuz 2014 ve daha önce anılan Mustafa Avcı, § 92).
36. Sonuç olarak, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fıkrası ihlal edilmiştir.
V. SÖZLEŞMENİN 34. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
37. İddia edilen ihlallere ek olarak, başvuranların avukatları, Hükümet’in görüşlerine cevap olarak sundukları görüşlerde ilk defa, Sözleşme’nin 34. maddesinin ihlal edilmesinden şikâyet etmektedirler. Başvuranların avukatları, belirtilmeyen bir tarihte, avukatı R. Yalçındağ Baydemir’in Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı huzuruna çağrıldığını ve Savcılık huzurunda söz konusu avukata farklı bir ceza soruşturması kapsamında sorular sorulduğunu belirtmektedirler. Başvuranların avukatları, söz konusu soruşturmanın kendileri üzerinde göz korkutucu bir etki yarattığını ileri sürmektedirler. Sözleşme’nin 34. maddesi aşağıdaki şekildedir:
" Bu Sözleşme veya Protokolleri’nde tanınan haklarının Yüksek Sözleşmeci Taraflar’dan biri tarafından ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grupları Mahkeme’ye başvurabilir. Yüksek Sözleşmeci Taraflar bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını hiçbir surette engel olmamayı taahhüt ederler. "
38. Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
39. Mahkeme, somut olayda R. Yalçındağ Baydemir hakkında yürütülen soruşturmanın başvuranların başvurularını geri çekmelerini ya da değiştirmelerini sağlamaya veya ilgililerin bireysel başvuru haklarını etkin şekilde kullanmalarını başka her şekilde engellemeye yönelik olduğunu ya da söz konusu soruşturmanın bu türden bir etkiye sahip olduğunu belirten herhangi bir unsurun bulunmadığını gözlemlemektedir. Şikâyetin dile getirilmesinden anlaşıldığı üzere, bu soruşturmanın ilgililerin başvurusuyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davalı Devlet’in makamlarının başvuranların bireysel başvuru haklarını kullanmalarını engelledikleri kabul edilemez. Bu nedenle, Mahkeme, davalı Devlet’in Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmekte başarısız olmadığı kanısına varmaktadır.
VI. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
40. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki şekildedir:
"Eğer Mahkeme, işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder. "
A. Tazminat
41. Başvuranlar, tazminat başlığı altında hiçbir talep sunmamışlardır. Dolayısıyla kendilerine bu bağlamda bir ödeme yapılmasına yer
yoktur.
B. Masraf ve Giderler
42. 46472/13, 46483/13 ve 46497/13 No.lu başvuruların başvuranları, masraf ve giderler başlığı altında hiçbir talep sunmamışlardır. Dolayısıyla, Mahkeme, başvuranlara bu bağlamda herhangi bir meblağ ödenmesine gerek olmadığı kanaatine varmaktadır.
43. Diğer başvuranlar, ulusal mahkemeler ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde yapmış oldukları masraf ve giderler için 94.847,94 avro (EUR) talep etmektedirler.
44. Hükümet, Mahkemeyi, abartılı ve dayanaktan yoksun olarak değerlendirdiği bu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
45. Mahkeme, somut olayda, elinde bulunan belgeleri ve içtihadını göz önünde bulundurarak, bütün masraflar bağlamında 250 Avro ödenmesinin makul olduğunu değerlendirmekte ve bu meblağın başvuranların her birine ödenmesine karar vermektedir.
C. Gecikme faizi
46. Mahkeme, gecikme faizi olarak, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygulanmasının uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine,
2. Soruşturma dosyalarına erişimin kısıtlanması nedeniyle, tutukluluk halinin devamı kararına itiraz etmek için etkin bir hukuk yolu bulunmadığına ilişkin şikâyetle ilgili olarak başvuruların kabul edilebilir ve başvuruların geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;
3. Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrasının ihlal edildiğine,
4. Devlet’in Sözleşme’nin 34. maddesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekte başarısız olmadığına,
5. a) Davalı Devlet tarafından, 46472/13, 46483/13 ve 46497/13 No.lu başvuruların başvuranları hariç olmak üzere, başvuranların her birine, masraf ve giderler için, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki geçerli döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere ve ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 250 avro (ikiyüzelli avro) ödenmesine,
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme tarihine kadar, bu miktarlara Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına,
6. Başvurunun geri kalan kısmı için adil tazmin taleplerinin reddedilmesine
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca, 18 Haziran 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Ek
No.
Başvuru No.
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum tarihi
İkamet yeri
Temsilci
46414/13
19 Mart 2010
Gülcihan ŞİMŞEK
1 Ocak 1971
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46415/13
19 Mart 2010
Herdem KIZILKAYA
11 Ağustos 1977
Midyat
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46416/13
19 Mart 2010
Sara AKTAŞ
1 Ocak 1976
Midyat
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46417/13
19 Mart 2010
Zöhre BOZACI
4 Ağustos 1971
Midyat
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46418/13
19 Mart 2010
Çimen IŞIK
10 Aralık 1979
Midyat
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46419/13
19 Mart 2010
Esma GÜLER
3 Ekim 1973
Midyat
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46420/13
19 Mart 2010
Hacire ÖZDEMİR
5 Mayıs 1978
Midyat
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46421/13
19 Mart 2010
Sevi DEMİR
1 Ocak 1974
Midyat
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46422/13
19 Mart 2010
Pınar IŞIK
24 Nisan 1977
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46423/13
19 Mart 2010
Leyla DENİZ
12 Haziran 1978
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46425/13
5 Haziran 2010
Tuncay KORKMAZ
31 Ağustos 1983
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46426/13
5 Haziran 2010
Ramazan DEBE
1 Ocak 1981
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46427/13
5 Haziran 2010
Osman OCAKLIK
18 Ağustos 1970
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46430/13
5 Haziran 2010
Mustafa OCAKLIK
1 Ocak 1968
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46432/13
5 Haziran 2010
Mehmet Hatip DİCLE
4 Şubat 1955
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46433/13
5 Haziran 2010
Mahmut OKKAN
1 Ocak 1970
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46435/13
5 Haziran 2010
Fethi SÜVARİ
2 Haziran 1961
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46437/13
5 Haziran 2010
Etem ŞAHİN
10 Nisan 1970
Mardin
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46438/13
5 Haziran 2010
Emrullah CİN
20 Haziran 1963
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46440/13
5 Haziran 2010
Aydın BUDAK
8 Nisan 1968
Cizre
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46442/13
5 Haziran 2010
Ali ŞİMŞEK
1 Ocak 1962
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46443/13
5 Haziran 2010
Ahmet MAKAS
1 Ocak 1956
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46446/13
5 Haziran 2010
Abbas ÇELİK
23 Şubat 1971
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46447/13
5 Haziran 2010
Leyla GÜVEN
6 Mayıs 1964
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46448/13
5 Haziran 2010
Alaattin AKTAŞ
2 Ocak 1956
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46449/13
5 Haziran 2010
Hacı ERDEMİR
3 Nisan 1966
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46450/13
5 Haziran 2010
Hüseyin BAYRAK
21 Mart 1969
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46452/13
5 Haziran 2010
Turan GENÇ
20 Ekim 1976
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46453/13
5 Haziran 2010
Mehmet TARI
1 Ocak 1974
İzmir
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46454/13
5 Haziran 2010
Sebahattin DİNÇ
1 Ocak 1958
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46455/13
5 Haziran 2010
Kutbettin KURT
1 Ocak 1968
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46456/13
5 Haziran 2010
Kerem DURUK
1 Haziran 1969
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46459/13
5 Haziran 2010
Ercan AKYOL
27 Nisan 1971
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46461/13
5 Haziran 2010
Zülküf KARATEKİN
1 Ocak 1965
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46462/13
5 Haziran 2010
Zeynel MAT
29 Ağustos 1976
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46463/13
19 Mart 2010
Temer TANRIKULU
1 Nisan 1977
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46464/13
19 Mart 2010
Senanik ÖNER
3 Ocak 1952
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46465/13
19 Mart 2010
Ramazan MORKOÇ
1 Şubat 1967
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46466/13
19 Mart 2010
Salih AKDOĞAN
1 Ocak 1981
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46467/13
19 Mart 2010
Musa FARISOĞULLARI
1 Şubat 1956
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46468/13
19 Mart 2010
Mehmet AKIN
8 Nisan 1971
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46469/13
19 Mart 2010
Mehmet ABBASOĞLU
10 Haziran 1955
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46470/13
19 Mart 2010
Lütfi DAĞ
1 Ocak 1977
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46472/13
19 Mart 2010
Hüseyin YILMAZ
20 Ekim 1956
Diyarbakır
Mehdi Özdemir
46473/13
19 Mart 2010
Hasan İNATÇI
22 Ağustos 1977
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46474/13
19 Mart 2010
Ercan SEZGİN
1 Ocak 1975
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46475/13
19 Mart 2010
Engin KOTAY
20 Nisan 1981
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46476/13
19 Mart 2010
Celal YOLDAŞ
1 Ocak 1956
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46477/13
19 Mart 2010
Bayram ALTUN
1 Mart 1974
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46478/13
19 Mart 2010
Şinasi TUR
30 Ocak 1971
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46479/13
19 Mart 2010
Alican ÖNLÜ
27 Aralık 1967
Tunceli
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46480/13
19 Mart 2010
Ahmet ZIREK
1 Ocak 1961
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46481/13
19 Mart 2010
Ünal Ahmet ÇELEN
30 Ağustos 1961
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46482/13
19 Mart 2010
Ahmet BİRSİN
1 Ocak 1968
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46483/13
19 Mart 2010
Nadir YILDIRIM
1 Nisan 1981
Ankara
Mehdi Özdemir
46484/13
19 Mart 2010
Kamuran YÜKSEK
1 Ocak 1980
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46485/13
19 Mart 2010
Siracettin IRMAK
1 Temmuz 1980
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46486/13
19 Mart 2010
Pelgüzar KAYĞISIZ
20 Ağustos 1970
Şanlıurfa
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46487/13
19 Mart 2010
Zeynep BOĞA
3 Şubat 1966
Şanlıurfa
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46488/13
19 Mart 2010
Zahide BESİ
9 Ocak 1974
Şanlıurfa
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46489/13
19 Mart 2010
Ebrü GÜNAY
29 Ocak 1982
Şanlıurfa
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46490/13
19 Mart 2010
Besime KONCA
20 Şubat 1970
Kocaeli
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46491/13
19 Mart 2010
Elif KAYA
2 Ekim 1969
Siirt
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46492/13
19 Mart 2010
Dirayet TAŞDEMİR
18 Nisan 1982
Siirt
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46493/13
19 Mart 2010
Nihayet TAŞDEMİR
18 Nisan 1979
Siirt
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46494/13
19 Mart 2010
Olcay KANLIBAŞ
9 Ağustos 1971
Siirt
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46495/13
19 Mart 2010
Musa ÇİFTÇİ
18 Ocak 1976
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46497/13
19 Mart 2010
Mehmet Nimet SEVİM
1 Ocak 1968
Diyarbakır
Mehdi Özdemir
46498/13
19 Mart 2010
Mazlum TEKDAĞ
1 Ocak 1984
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46500/13
19 Mart 2010
Hasan IRAZ
12 Aralık 1978
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46504/13
19 Mart 2010
Pero DÜNDAR
20 Ocak 1971
Midyat
Reyhan Yalçındağ Baydemir
46513/13
5 Haziran 2010
Şeyhmus BAYHAN
1 Ocak 1975
Diyarbakır
Reyhan Yalçındağ Baydemir
Full & Egal Universal Law Academy