SociedadAnonima del Ucieza / İspanya– 38963/08 - 4.11.2014 tarihli Karar [III. Bölüm]
Olaylar –Başvuran şirket, İspanyol limitet şirketti. 1978 yılında söz konusu şirket, arazi satın almıştır. Alım işlemi, tapu siciline işlenmiştir. Söz konusu arazi ve etrafı, tapu sicilinde “kilise, ev, birkaç su değirmenleri, kümes ve değirmen” ile çevrili olarak kayıtlara geçmiştir. 1994 yılında, Palencia Piskoposluğu (“Piskoposluk”) başvuran şirkete ait olan kiliseyi Piskoposluk adına tescil ettirmiştir. Kayıt, 16 Aralık 1994 tarihinde Piskoposluk tarafından verilen bir belgeye istinaden yapılmıştır. Söz konusu belge, Piskopos Yardımcısı onayı ile Piskoposluk Genel Sekreteri tarafından imzalanmıştır. Tapu sicilinde söz konusu arazinin sahibi olarak görünmesine rağmen, başvuran şirket, sicildeki bu yeni kayıttan haberdar edilmemiş ve kendisine itiraz hakkı da tanınmamıştır. Başvuran şirketin tüm itirazları, özellikle söz konusu kilisenin önceki tescil koşullarındaki belirsizlik nedeniyle reddedilmiştir.
Hukuki değerlendirme–Ek 1 No’lu Protokolün 1. Maddesi: Kilisenin Piskoposluk Genel Sekreteri tarafından Piskoposluk adına yapılan yeni tescili, başvuran şirketi, binanın kendi adına bir önceki tescili kapsamındaki haklarından mahrum etmiş ve bu nedenle başvuran şirketin mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkına müdahale teşkil etmiştir. Bu durum, 1 No’lu Protokolün 1. maddesinin ikinci fıkrası anlamı dâhilindeki fiili bir müsadere veya mülkiyetin kullanımını kontrol etmeye yönelik tedbirden farklıydı ve bu nedenle Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesinin ilk cümlesi kapsamına girdiği düşünülmeliydi. Mevcut davada taşınmazın adınıntapu siciline girilmesiyle gayrimenkul alım satımının güvenliği sağlandığı için müdahale, kamu yararı gerekliliklerini yerine getirmiştir.
Piskoposluk tarafından yapılan tescil, sadece Aralık 1994 tarihli bir belge temelinde yapılmıştır. Ancak, bu usulü düzenleyen kural, sadece sicilde önceden yapılmış başka bir kayıt yok ise uygulanabilmektedir. Mevcut davada, Piskoposluk adına yapılan tescil işlemi, aynı mülkiyet üzerinde aynı anda ve görünüşe göre ihtilaf nedeni iki kayıt söz konusu olamayacağı için, sicil memuru tarafından reddedilmeliydi. Tescil işlemi, başvuran şirkete itiraz hakkı tanınmadan gerçekleştirilmiştir. Başvuran şirketin davasına bakan ulusal mahkemelerde uygulanan ulusal hükümlere ilişkin bir tartışma söz konusu değildir. Sonuç itibariyle, kilisenin Piskoposluk adına tescil edilmesi keyfi ve açıkça öngörülebilir bir işlem olup; başvuran şirkete menfaatlerini savunması için temel usulü güvenceler sağlanmamıştır. Başvuran şirket, söz konusu tescil işlemine karşı kendisini savunamamış olup; bu durum usulü güvencelerin sağlanmasına ilişkin tedbirin orantısız olmasına neden olmuştur.
Ayrıca, Piskoposluk Genel Sekreteri tarafından düzenlenen bir belgenin, Devlet yetkilileri tarafından düzenlenen belge ile aynı değerde olması ve bu usulü düzenleyen ulusal normun, diğer tarikatların temsilcilerini hariç tutarak, sadece Roma Katolik Kilisesi piskoposlarına atıfta bulunması şaşırtıcı bir durumdu. Mevcut davada olduğu gibi alenilik gerekliliği olmadan ve yasal kesinlik ilkesini ihlal edecek şekilde herhangi bir zamanda gerçekleştirilebilecek bu tür tescil işlemine ilişkin bir süre sınırlamasının olmaması da kayda değerdi. Son olarak, ulusal mahkemelerin, kiliseyi, her zaman papaza ait bir bölge statüsüne sahip olması nedeniyle Piskoposluğa ait görmelerinden ötürü, başvuran şirket herhangi bir tazminat alamamıştır.
Davanın kendine özgü koşullarında – ihtilaflı usulün istisnai mahiyeti, Piskoposluğun tapusunun bulunmaması, çekişmeli yargılama veya silahların eşitliği ilkelerinin uygulanmaması, mülkiyet hakkı kullanımına yapılan müdahale ve tazminata hak kazanılmaması -, başvuran şirket, olağandışı ve aşırı bir yük altına girmek zorunda bırakılmıştır.
Sonuç: ihlal (bire karşı altı oyla)
Mahkeme ayrıca, oybirliğiyle, başvuran şirketin itirazını esas bakımından inceleme yetkisine sahip bir mahkemeye erişim hakkından yoksun bırakan usulü bir kuralın özellikle dar kapsamda yorumlanmasından dolayı Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Madde 41: bu husus saklıdır.
Full & Egal Universal Law Academy