AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ŞİŞMAN VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 52107/14 ve diğer 9 başvuru)
KARAR
STRAZBURG
22 Ekim 2024
İşbu karar, kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Şişman ve Diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan
Pauliine Koskelo,
Hâkimler
Lorraine Schembri Orland,
Frédéric Krenc, judges,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine, ilgili detaylarına aşağıdaki listede yer verilen Türk vatandaşları tarafından (“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, çeşitli tarihlerde yapılmış başvuruları;
Mahkemeye erişim kapsamındaki şikâyetlerin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) tebliğ edilmesine ve başvurularının geri kalanın kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine ilişkin kararı;
Hükümetin başvuruların Komite tarafından incelenmesine yönelik itirazlarının reddedilmesine dair kararını;
ve tarafların beyanlarını dikkate alarak;
1 Ekim 2024 tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonucunda,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvurular, başvuranların Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (bundan böyle “HSYK” olarak anılacaktır) nezdinde Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen adil yargılanma hakkı güvencelerinden mahrum bırakıldıkları yönündeki şikâyetlerine ilişkindir. HSYK nezdindeki yargılamalar, başvuranların istemleri dışında başka şehirlere atanmaları ve ayrıca 3117/16 no.lu başvurunun sahibi İlker Çetin’in rızası dışında aynı şehirde alt düzey bir pozisyona atanmasına ilişkindir.
2. Başvuranlar, olay tarihinde farklı mahkeme türlerinde ve/veya seviyelerinde hâkim veya savcı olarak görev yapmaktaydılar. HSYK, 2014 ve 2015 yıllarında çeşitli tarihlerde başvuranları toplu kararname ile farklı şehirlerdeki görevlere atamıştır. 3117/16 no.lu başvuruda, HSYK başvuranı başka bir şehre atamaya karar vermiş ve aynı şehirde bir yıl içinde iki farklı göreve atamıştır. HSYK, başvuranı önce Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden Uşak Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine rızası dışında atamış, bir yıl sonra da aynı ilde Cumhuriyet Savcılığı pozisyona atamıştır.
3. Başvuranlar, kararların gözden geçirilmesi için HSYK’ya başvuruda bulunmuş, ancak başvuran Ahmet Karaca tarafından yapılan başvuru (başvuru no. 54317/14) dışındaki tüm başvurular aynı yargı organı tarafından reddedilmiştir.
4. Adana’da Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görev yapmakta olan Karaca, önce geçici olarak görevlendirilmiş, ardından da söz konusu kararname ile Kayseri’ye Cumhuriyet Savcısı olarak atanmıştır. Karaca ilk olarak, 17 Nisan 2014 tarihinde, geçici görevlendirmeye itiraz etmiş ve ağır hasta olan annesinin yardımına ihtiyacı olduğunu ileri sürerek ya bu kararın iptal edilmesini ya da geçici olarak Mersin’e atanmasını talep etmiştir. Başvuranın itirazı reddedilmiş ve ardından söz konusu kararname ile Kayseri’de Cumhuriyet Savcılığı görevine atanmıştır. Başvuran daha sonra, Kayseri’ye atanmasının gözden geçirilmesi için HSYK’ya başvurmuştur. Başvuran dilekçesinde, annesine bakabilmek için Mersin ya da Gaziantep’e atanmayı talep etmiştir. Bu talebin ardından, 19 Haziran 2014 tarihinde, HSYK kararını değiştirmiş ve başvuranı Gaziantep’te Cumhuriyet Savcısı görevine atamıştır.
5. Ahmet Karaca ve Aziz Takçı dışındaki tüm başvuranlar, sırasıyla 54317/14 ve 54503/14 no.lu başvurularda, HSYK tarafından alınan inceleme kararlarına karşı HSYK İtirazları İnceleme Kuruluna itirazda bulunmuşlardır.
6. İtirazları İnceleme Kurulu çeşitli tarihlerde başvuranların itirazlarını reddetmiştir. İtirazları İnceleme Kurulunun kararları kesin olup bu kararlar hakkında başka bir idari ya da kazai mercie başvurulamaz.
7. Başvuranlar, Mahkemeye yaptıkları başvurularda, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, HSYK nezdindeki yargılamada tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanmadıklarından şikâyetçi olmuşlardır. 52107/14, 54317/14 ve 54503/14 no.lu başvurularda başvuranlar, Olujić / Hırvatistan (no. 22330/05, 5 Şubat 2009) davasına dayanarak, HSYK nezdindeki yargılama sırasında Sözleşme’nin 6. maddesinin güvencelerinin uygulanması gerektiğini iddia etmişlerdir. Başvuranlar, atamaya ilişkin kararların, HSYK’nın daireleri arasındaki görev dağılımında yapılan bir değişiklik sonrasında verildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar ayrıca, söz konusu kararların HSYK’nın içtihatlarını ve yerleşik uygulamalarını göz ardı ettiğini ve yargı bağımsızlığı ilkesi ile hâkim ve savcıların görev güvencesine aykırı olduğunu belirtmişlerdir. Bu iddiaların yanı sıra, 54503/14 nolu başvurudaki başvuran, HSYK’nın karar incelemesi talebini herhangi bir gerekçe göstermeden reddetmesinden şikâyetçi olmuştur. 57955/15 no.lu başvurudaki başvuran, HSYK’nın kararına karşı yargı yoluna başvuramadığını belirtmiş ve ardından Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen adalete erişim hakkından mahrum bırakıldığından ve HSYK İtirazları İnceleme Kurulunun 13. madde anlamında etkili bir iç hukuk yolu teşkil etmediğinden şikâyetçi olmuştur. 63031/15 no.lu başvuruda başvuran, HSYK’nın karar incelemesi talebine ve bu karara itirazına verdiği cevaplardaki gerekçesizliğin kendisini haklarını talep etmekten mahrum bıraktığını ve bu konuda başka bir iç hukuk yolu bulunmadığının açık bir göstergesi olduğunu ileri sürmüştür. Diğer başvuranların tamamı, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, gerekçeli karar hakkının, çekişmeli yargılama ilkesinin ve HSYK önündeki yargılama sırasında tarafsızlığın ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuşlardır. Bu şikâyetlere ek olarak, 4414/16, 5028/16 ve 5585/16 no.lu başvurulardaki başvuranlar, HSYK nezdinde kamuya açık bir duruşma yapılmamasından şikâyetçi olmuşlardır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ8. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
Hükümetin Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca 63031/15 NO.LU başvurunun kayıttan düşürülmesine ilişkin talebi9. Hükümet, 63031/15 no.lu başvuruya ilişkin olarak sunduğu görüşlerinde, başvuranın temsilci atamadığını ve Bölüm Başkanının Mahkeme nezdinde kendisini temsil etmesi için izin vermediği sürece, Mahkemenin davasını incelememesi gerektiğini savunmuştur. Bu doğrultuda, Hükümet, Mahkemeyi, Sözleşme’nin 37 § 1 (a) maddesi uyarınca, başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
10. Mahkeme, başvuruların Hükümete tebliğ edildiği sırada, Bölüm Başkanının, avukat tarafından temsil edilmeyen başvuranlara, Mahkeme İçtüzüğü’nün 36 § 2 maddesi uyarınca, Mahkeme nezdinde kendi davalarını sunmaları için izin verdiğini kaydetmektedir. Bu doğrultuda, 37 § 1 (a) maddesinin gereklilikleri yerine getirilmemiştir ve dolayısıyla Hükümetin talebi reddedilmelidir.
SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDADavanın kapsamı11. Başvuranlar, HSYK nezdindeki yargılamaların adil yargılanma haklarını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuşlardır.
12. Dava konusu olayların hukuki açıdan vasıflandırılması hususunda uzman olan Mahkeme, (bk. Guerra ve Diğerleri / İtalyay, 19 Şubat 1998, § 44, Karar ve Hükümler Derlemesi 1998-I ve Radomilja ve Diğerleri / Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, §§ 114 ve 124, 20 Mart 2018) ve içtihadına atıfta bulunarak (bk. Bilgen / Türkiye, no. 1571/07, §§ 69-81 ve §§ 91-97, 9 Mart 2021 ve Eminağaoğlu / Türkiye, no. 76521/12, §§ 36, 76 ve §§ 99-102, 9 Mart 2021), başvuruyu Hükümete tebliğ ederken, tarafları, başvuranların, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ile güvence altına alındığı üzere, atama kararlarına ilişkin olarak bir mahkemeye erişimlerinin olup olmadığı sorusuna ilişkin görüşlerini sunmaya davet etmiştir.
13. Hükümet, somut davada Mahkeme tarafından iletildiği şekliyle 6. madde kapsamındaki şikâyetin kapsamına itiraz etmiştir. Hükümet diğer hususların yanı sıra, başvuranların şikâyetlerinde, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin amaçları doğrultusunda mahkemeye erişim hakkına açık bir şekilde ya da esas yönünden dayanmadıklarını ve HSYK’nın bu konudaki kararları ile atanmalarına ilişkin yargısal denetimin yokluğuna itiraz etmediklerini belirtmişlerdir. Dolayısıyla, Hükümet, Mahkemeyi, başvuruları kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
14. Atilla Aslan (başvuru no. 5585/16) dışındaki tüm başvuranlar, özellikle mahkemeye erişim hakkına ilişkin şikâyetlerini esas yönünden dile getirdiklerini savunarak Hükümetin argümanlarına itiraz etmişlerdir. Atilla Aslan, Hükümetin davanın kapsamına ilişkin itirazları hakkında yorum yapmamıştır.
15. Mahkeme, hangi hukuk kuralının uygulanacağını bulmak mahkemenin görevidir (jura novit curia) ilkesi uyarınca, başvuran tarafından Sözleşme ve Protokolleri kapsamında öne sürülen hukuki gerekçelerle bağlı
olmadığını ve başvuranın dayandığı Sözleşme maddeleri veya hükümlerinden farklı olarak başka Sözleşme maddeleri veya hükümleri kapsamında bir şikâyeti inceleyerek şikâyet konusu olayları hukuki açıdan vasıflandırma yetkisi olduğunu yinelemektedir. Ancak Mahkeme, kararını şikâyette yer almayan olgulara dayandıramaz (bk. yukarıda anılan Radomilja ve Diğerleri, § 126). Mahkeme ayrıca, bir başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca yapacağı şikâyetlerin, Mahkemenin incelemeye çağrılacağı konuyu tanımlaması için gerekli tüm parametreleri içermesi gerektiğini yinelemektedir. Sözleşme’nin 6. maddesinin uygulama alanının çok geniş olduğu ve Mahkemenin incelemesinin, kendisine sunulan belirli şikâyetlerle sınırlandırılması gerektiği vurgulanmalıdır (bk. Grosam / Çek Cumhuriyeti [BD], no. 19750/13, § 89, 1 Haziran 2023). Bir başvuran, belirli bir eylem veya ihmalin Sözleşme’de belirtilen hakların ihlaline yol açtığından, Mahkeme’yi belirli bir şikâyetin dile getirilip getirilmediği konusunda ikinci bir değerlendirmeye bırakmayacak şekilde şikâyetini dile getirmelidir (bk. Grosam / Çek Cumhuriyeti [BD], no. 19750/13, § 90).
16. Mahkeme, Bilgen ve Eminağaoğlu kararlarında, Vilho Eskelinen ve Diğerleri / Finlandiya ([BD], no. 63235/00, § 62, AİHM 2007‑II) davasında belirtildiği üzere, söz konusu HSYK önündeki uyuşmazlıkların hukuki nitelikte olup olmadığına karar vermek için “Eskelinen testi” olarak bilinen iki aşamalı bir test uyguladığını gözlemlemektedir. “Eskelinen testi“nin ilk koşulunu, yani iç hukukun söz konusu görev kategorisi için bir mahkemeye erişimi açıkça hariç tutup tutmadığını inceleyen Mahkeme, HSYK’nın kendisinin, diğerlerinin yanı sıra, (a) bir usul kanununun olmaması; (b) duruşmalar; (c) tanıkların çağrılması ve dinlenmesi de dâhil olmak üzere delil kuralları; (d) çekişmeli yargılama ve (e) muhakeme gibi önündeki prosedürdeki eksiklikler nedeniyle Eskelinen testinin amaçları doğrultusunda bir ‘mahkeme’ olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiştir (bk. HSYK’nın atama kararları ile ilişkin olarak yukarıda anılan Bilgen, § 74 ve bk. HSYK nezdindeki disiplin yargılamalarına ilişkin olarak, yukarıda anılan Eminağaoğlu, §§ 99-100, ).
17. Somut başvuranlar, başvuru formlarında şikâyetlerini oluştururken, 6. maddenin HSYK nezdindeki yargılamalara uygulandığını, ancak HSYK’nın, özellikle tarafsızlık, çekişmeli usul ve yeterli gerekçe gösterme zorunluluğu gibi adil yargılama güvencelerine riayet etmediği kanaatindedir (bk. yukarıda 7. paragraf).
18. Mahkeme, somut davalarda, başvuranların şikâyetlerini mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelediği takdirde, kararını başvuranların şikâyetlerinde yer almayan olaylara veya şikâyetlere dayandırmayacağı kanaatindedir. Mahkeme, İbrahim Of’un (başvuru no. 57955/15) ve Mehmet Murat Yardımcı’nın (başvuru no. 63031/15) beyanlarının, hiç şüphesiz, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi anlamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin bir şikâyette bulunulduğu şeklinde yorumlanabileceğini gözlemlemektedir (bk. yukarıda 7. paragraf). Mahkeme ayrıca, diğer başvuranların şikâyetlerinin esasının, HSYK nezdindeki yargılamalarda usuli güvencelerin bulunmamasıyla ilgili olduğunu ve Bilgen ve Eminağaoğlu davalarında Mahkemenin HSYK’nın yargı işlevini yerine getiren bir “mahkeme” olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varmasına neden olan şeyin de tam olarak bu olduğunu gözlemlemektedir. Bu bulgu ve HSYK’nın kararına ilişkin başka bir yargısal denetimin bulunmaması, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesine yol açmıştır (bk. yukarıda anılan Bilgen, § 74 ve yukarıda anılan §§ 95-97 Eminağaoğlu, §§ 99-104). Mahkemenin, somut başvuruların yapılmasının ardından geliştirdiği içtihadında, “mahkeme” kavramını adil yargılanma güvencelerinin varlığı ve derecesi ile iç içe geçirdiği ve usuli güvencelerinin yokluğunun söz konusu karar organının bir “mahkeme” olmamasına yol açtığını düşündüğü bu koşullarda, başvuranların somut davalarda ilgili mahkemeye erişim haklarına açıkça dayanmamaları, Mahkemenin bu şikâyetin Sözleşme’nin 32. maddesi anlamında ilgili mahkemeye “havale edilmediği” sonucuna varmasına yol açamaz (kıyaslayınız, karşıt yönde (“a contrario”) olan ve yukarıda anılan Grosam, §§ 88-97).
19. Bu doğrultuda, Mahkemenin Bilgen ve Eminağaoğlu davalarındaki kararlarının kabul edilmesinden çok önce yapılan başvurulardaki şikâyetlerin formülasyonunu göz önünde bulundurarak ve Mahkemenin bu son kararlarda HSYK’nın “mahkeme” kavramının doğasında bulunan usuli güvenceleri sağlamadığı yönündeki tespitlerini dikkate alarak, Mahkeme somut davalarda başvuranların esasen mahkemeye erişim hakkına ilişkin bir şikâyette bulundukları kanaatindedir.
20. Yukarıda belirtilenleri göz önünde bulunduran Mahkeme, davayı Sözleşme’nin 6. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı açısından değerlendirebileceğine karar vermiştir. Ayrıca, Hükümetin, Sözleşme’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kayıttan düşürme kararı için gerekli koşulların hiçbiri yerine getirilmediğinden, başvuruların kayıttan düşürülmesi talebini de reddetmektedir.
Kabul EdilebilirlikKonu Bakımından Uygulanabilirlik21. Hükümet, öncelikle, Sözleşme’nin 6. maddesinin HSYK nezdindeki yargılamaya uygulanamayacağını, zira bu organ tarafından alınan kararların yargı mensuplarıyla ilgili olduğunu ve bu nedenle “medeni hukuk” kapsamında nitelendirilemeyeceğini ileri sürmüştür. Hükümet, özellikle, Eskelinen testinin ikinci koşulunun - Devlet memurlarının 6. maddede yer alan korumadan hariç tutulmaları için Devletin menfaatine nesnel gerekçelerin var olması - karşılandığını ileri sürmüştür. Hükümet, Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından, başvuranların tamamının, yetkililer tarafından darbe girişiminin arkasında olduğu düşünülen silahlı terör örgütü olan “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” (bundan böyle “FETÖ/PDY” olarak anılacaktır) ile irtibatı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle görevlerinden ihraç edildiklerini belirtmiştir. Dolayısıyla Hükümet, Bilgen davasından farklı olarak, başvuranların hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlılıklarının kuşkulu olduğunu ve bu nedenle mahkemeye erişim hakkına getirilen istisnanın haklı olduğunu savunmuştur. Hükümet, özellikle, söz konusu tarihte ağır ceza mahkemesi başkanı ve cumhuriyet başsavcısı olan başvuranların (bk. 54317/14, 57955/15, 3117/16, 5057/16 ve 5585/16 no.lu başvurular), yargıda önemli idari yetki ve sorumluluklar üstlendiklerini kaydetmiştir.
22. Mahkeme, devlet memurlarının 6. maddede yer alan korumanın dışında bırakılabilmesinin ancak Devletin ulusal hukukunda söz konusu personel kategorisinin mahkemeye erişimine bir istisna getirmiş olması ve bu istisnanın Devletin menfaati doğrultusunda objektif gerekçelere dayandırılmış olması halinde mümkün olduğunu yinelemektedir (daha yakın tarihli örnekler için bk., Grzęda / Polonya [BD], no. 43572/18, § 261, 15 Mart 2022). Mahkeme, Bilgen davasında (yukarıda anılan, §§ 76-81), (yukarıda anılan) Vilho Eskelinen davasında belirtilen ikinci koşulun yerine getirilmemesi nedeniyle, başvuran hâkimin isteği dışında daha alt düzeydeki bir yargı bölgesindeki başka bir mahkemeye atanmasına ilişkin karara 6. maddenin uygulanabilir olduğu sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. Yargının bağımsızlığını korumaya yönelik güvenceler ışığında Mahkeme, yargı mensuplarının, Devlete karşı özel güven ve sadakat bağına dayalı olarak istihdam koşullarıyla ilgili konularda Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen korumanın kapsamı dışında tutulmalarının haklı olmayacağına karar vermiştir. Mahkeme bu sonuca varırken, bir devlet memuru ile Devlet arasındaki istihdam ilişkisinin, Devlet çalışanlarının hükümet politikalarını uygulaması gerektiği ölçüde, geleneksel olarak yürütme organına güven ve sadakate dayalı bir ilişki olarak tanımlanabileceğini, ancak aynı durumun, hükümetin yanlışlarını ve yetkinin kötüye kullanımını denetleme görevleri nedeniyle farklı ve daha bağımsız bir rol oynayan yargı mensupları için geçerli olmadığını belirtmiştir (Vilho Eskelinen, § 79, ayrıca bk. Mahkeme, başsavcının yürütme organı tarafından görevden alınmasına ilişkin yargısal denetimin yokluğunun Eskelinen testinin ikinci koşulu anlamında Devletin menfaatine olamayacağını kaydettiği Kövesi / Romanya, no. 3594/19, § 124, 5 Mayıs 2020).
23. Somut davaya dönüldüğünde ve Eskelinen testi uygulandığında, başvuranların durumunda mahkemeye erişim ulusal hukuk tarafından açıkça hariç tutulmuştur. Ayrıca, böyle bir hariç tutma durumu, Devletin menfaatine olan nesnel gerekçelerle haklı kılınmalıdır. Mahkeme, olay tarihinde, üstlendikleri özel görevlere bakılmaksızın, başvuranların hepsinin hâkim ve savcı statüsünde olduğunu ve yargının bağımsızlığı için anayasal güvencelere sahip olduklarını gözlemlemektedir (bk. yukarıda anılan Eminağaoğlu, § 125). Başvuranların atanmalarına ilişkin kararların incelenmesi için talepte bulundukları sırada HSYK, “hizmet gereği” şeklinde kısa bir ifade kullanmaktan başka hiçbir gerekçe göstermemiştir; bu da uyuşmazlığın, yargısal denetim dışında bırakılmasını haklı çıkaracak istisnai veya zorlayıcı nedenlerle ilgili olmadığı sonucuna varılmasına yol açmaktadır (ayrıca bk. yukarıda anılan Bilgen, § 80). Hükümetin, yargıda FETÖ/PDY mensuplarının varlığının söz konusu tayinlerden kısa bir süre önce ortaya çıktığı ve başvuranların darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY ile bağlantılı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle görevden alındıkları yönündeki iddiasına ilişkin olarak, Mahkeme, HSYK tarafından maddi zamanda sunulan herhangi bir bireyselleştirilmiş gerekçenin yokluğunda, bu geriye dönük (ex post facto) gerekçeyi dikkate alamaz. Bu bağlamda, dava dosyasında, HSYK’nın olay tarihinde, başvuranlara yönelik bu tür ciddi suçlamaları soruşturmak için herhangi bir işlem yaptığını (disiplin soruşturması başlatmak gibi) ve bu tür işlemlerin bir sonucu olarak onları farklı bölgelere atamaya karar verdiğini gösteren hiçbir unsur bulunmamaktadır.
24. Bu koşullar altında Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddenin hukuk yönünden uygulanabilir olduğu ve Hükümetin başvuruların Sözleşme hükümleriyle konu bakımından uyumsuzluğuna ilişkin itirazının reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
54317/14 no.lu başvuruda başvuranın mağdur statüsü ve 54317/14 ve 54503/14 no.lu başvurularda iç hukuk yollarının tüketilmesi25. İkinci olarak, Hükümet, başvuran Ahmet Karaca’nın (başvuru no. 54317/14), HSYK’nın başvuranın karar inceleme talebini kabul etmesi ve başvuranın Adana’dan Kayseri yerine önerdiği şehirlerden biri olan Gaziantep’e atanmasına karar vermesi nedeniyle mağdur statüsünde olmadığını ileri sürmüştür.
26. Başvuran, şikâyetlerinde, HSYK’nın kendisini kararname ile Adana’dan başka bir yere atanmasına karar vermiş olması nedeniyle, HSYK’ya başka bir yere atanmasına ilişkin bir teklif sunma zorunluluğu hissettiğini iddia etmiştir. Başvuran Hükümetin görüşlerine verdiği cevapta, atanmasının hukuka aykırı olduğunu ve daha alt düzey bir pozisyona atanması anlamına geldiğini vurgulamıştır.
27. Mahkeme, bir başvuranın mağdur statüsüne ilişkin ilkeleri yinelemektedir (bk., diğer kararlar arasında, Nada / İsviçre [BD], no. 10593/08, § 128, AİHM 2012).
28. Mahkeme, başvuranın önce geçici olarak görevlendirildiğini ve daha sonra kararname ile Adana Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevinden Kayseri Cumhuriyet Savcılığı görevine atandığını gözlemlemektedir. Başvuranın geçici olarak atanmasına yaptığı itirazlar başarısız olmuş ve ikamet ettiği yerde kalma talebi reddedilmiştir. Ancak kararname ile Kayseri’ye atanmasının ardından HSYK, başvuranın kararını gözden geçirme talebini kabul etmiş ve başvuranın Gaziantep’e Cumhuriyet Savcısı olarak atanmasına karar vermiştir.
29. Bu koşullar altında Mahkeme, başvuranın Gaziantep’e atanmasının, hem geçici hem de kararname yoluyla Adana’dan Kayseri’ye yapılan söz konusu atamanın etkilerini ortadan kaldıracak bir sonuç doğurmadığını kaydetmektedir. Öncelikle, ulusal makamlar, başvuranın somut başvuruda dile getirdiği şikâyetlerin temelini oluşturan Sözleşme ihlallerini açıkça kabul etmemiştir. İkinci olarak, başvuranın karar inceleme talebinde dile getirdiği şehirlerden birine atanmış olması, HSYK nezdindeki yargılamalarda iddia edilen adaletsizliği otomatik olarak ortadan kaldırmamıştır. Başvuranın, karar inceleme talebini bu şekilde formüle ederek mahkeme hakkından feragat ettiği de söylenemez.
30. Kısacası, ulusal makamlar başvuran tarafından iddia edilen ihlali ne açıkça ne de özü itibariyle kabul etmedikleri ve tam bir telafi sağlamadıkları için, başvuran Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında “mağdur” olduğunu iddia edebilir.
31. Son olarak, Hükümet, 54317/14 ve 54503/14 no.lu başvurulardaki başvuranların HSYK İtirazları İnceleme Kuruluna itirazda bulunmadıklarını ileri sürerek iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasında bulunmuştur.
32. Mahkeme daha önceki davalarda da benzer bir itirazı incelemiş olup İtirazları İnceleme Kuruluna yapılan itirazın, özellikle de itiraza konu olan ilk kararı verenlerin aynı zamanda İtirazları İnceleme Kurulunda da yer almaları nedeniyle, etkili bir hukuk yolu olarak değerlendirilemeyeceğini kaydederek reddetmiştir (bk. Bilgen, aynı kararda, §§ 87-88 ve burada atıfta bulunulan diğer davalar). Mahkeme somut davada farklı bir sonuca ulaşmak için hiçbir neden görmemektedir. Dolayısıyla, Mahkeme Hükümetin bu husustaki itirazını reddetmiştir.
Kabul Edilebilirlik Hakkında Sonuç33. Mahkeme, başvuranların şikâyetinin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
Esas Hakkında34. Bilgen davasında (yukarıda anılan, §§ 91-97), Mahkeme, bir yargı mensubunun isteği dışında atanmasının yargısal denetiminin olmaması nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
35. Kendisine ibraz edilen tüm belgeleri inceleyen Mahkeme, somut şikâyetlerin esasına ilişkin farklı bir sonuca varmasını sağlayabilecek herhangi bir bilgi veya ikna edici bir delil tespit etmemiştir. Yargının bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün korunmasındaki güçlü kamu yararı dikkate alındığında, Mahkemenin başvuran hâkim ve savcıların atanmalarına ilişkin kararlarının yargısal denetiminin yapılmamasının herhangi bir meşru amaç gütmediğini ve buna bağlı olarak başvuranların mahkemeye erişim hakkının özünün zedelendiğini kaydetmektedir.
36. Bu sebeple Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
37. Tüm başvuranlar, kendilerine tahsis edilmiş süre içerisinde, manevi tazminata ilişkin olarak çeşitli miktarlarda talepte bulunmuşlardır. 5585/16 no.lu başvurudaki başvuran masraf ve giderler için bir talepte bulunmazken, diğer başvuranlar bu başlık altında çeşitli meblağlar talep etmiştir. Son olarak, söz konusu başvuranların çoğu maddi tazminat talebinde de bulunmuştur.
38. Hükümet başvuranların taleplerini dayanaksız ve aşırı bularak itiraz etmiştir.
39. Bilgen davasında (yukarıda anılan, § 102) ortaya konan nedenlerden dolayı, Mahkeme maddi tazminat taleplerini reddetmiştir.
40. Başvuranların manevi tazminat ile masraf ve giderlere ilişkin taleplerine ilişkin olarak, Mahkeme, hakkaniyete uygun bir karar vermeyi ve bu konuda genel ve tek tip bir değerlendirme yapmayı uygun bulmaktadır. Elindeki materyalleri, içtihadını ve somut davada incelenen hukuki meselelerin niteliğini göz önünde bulundurarak Mahkeme, 5585/16 no.lu başvurudaki başvuran hariç olmak üzere, başvuranların her birine, manevi tazminat, masraf ve harcamalar ile bu meblağ üzerinden alınabilecek her türlü vergiyi kapsayacak şekilde 2,500 avro (iki bin beş yüz avro) tutarında toplu olarak ödenmesinin makul olduğu kanaatine varmıştır.
41. 5585/16 no.lu başvurudaki başvuranla ilgili olarak, hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, bu miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç başvurana manevi tazminat olarak 2.000 avro (iki bin avro) ödenmesine karar vermiştir. Başvuran masraf ve giderler bakımından herhangi bir talepte bulunmamıştır. Dolayısıyla Mahkeme bu konuda herhangi bir karar verme gereği duymamaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine;Hükümetin başvuruların kayıttan düşürülmesine ilişkin talebinin reddedilmesine;Başvuruların kabul edilebilir olduğuna;Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;(a) 5585/16 no’lu başvurudaki başvuran hariç olmak üzere, başvuranların her birine, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, bu miktara yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, manevi tazminat ve masraf ve giderlere ilişkin olarak 2.500 avro (iki bin beş yüz avro) ödenmesine,
(b) 5585/16 no’lu başvurudaki başvurana üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, bu miktara yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 2.000 avro (iki bin avro) ödenmesine;
(c) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 22 Ekim 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Pauliine Koskelo
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Davaların Listesi:
No.
Başvuru no.
Dava Adı
Dava Tarihi
Başvuran
Doğum tarihi
İkamet yeri
Uyruğu
Temsilci
1.
52107/14
Şişman / Türkiye
15/07/2014
Özcan ŞİŞMAN
1970
Ankara
T.C.
Tarık Said GÜLDİBİ
“2.
54317/14
Karaca / Türkiye
22/07/2014
Ahmet KARACA
1969
Gaziantep
T.C.
Seffan KILINÇ
3.
54503/14
Takçı / Türkiye
23/07/2014
Aziz TAKÇI
1975
Ankara
T.C.
Mehmet ÖNCÜ
4.
57955/15
Of / Türkiye
06/11/2015
İbrahim OF
1978
Mersin
T.C.
Nurhan ÖZDURAN
5.
63031/15
Yardımcı / Türkiye
18/12/2015
Mehmet Murat YARDIMCI
1971
Ankara
T.C.
Hakan KAPLANKAYA
6.
3117/16
Çetin / Türkiye
17/12/2015
İlker ÇETİN
1970
Uşak
T.C.
Emine ÇETİN
7.
4414/16
Eser / Türkiye
30/12/2015
Aydın ESER
1968
Gaziantep
T.C.
Tarık Said GÜLDİBİ
8.
5028/16
Erel / Türkiye
22/12/2015
Kemalettin EREL
1972
Uşak
T.C.
Semih ERKEN
9.
5057/16
Diken / Türkiye
18/12/2015
Ömer DİKEN
1969
İzmir
T.C.
Burak DİKEN
10.
5585/16
Aslan / Türkiye
14/12/2015
Atilla ASLAN
1965
Bursa
T.C.
Emine Feyza ASLAN