Stefanetti ve Diğerleri / İtalya - 21838/10 ve diğerleri - 14.04.2014 tarihli karar [Bölüm II]
Olaylar – İtalyan vatandaşı olan başvuranlar İtalya’dan emekli olmadan önce, uzun yıllardır İsviçre’de yaşamış ve çalışmışlardır. Başvuranların İtalya’ya dönüşleri üzerine sosyal yardımlaşma birimi olan Istituto Nazionale della Previdenza Sociale (INPS) İsviçre’de (katkı paylarının % 32,7 oranında olduğu İtalya’nın aksine % 8 prime denk düştüğü İsviçre’de) çalışırken ödedikleri düşük primleri göz önünde tuttuğunu iddia ederek emekli maaşlarını tekrardan düzenlemeye karar vermiştir. Başvuranlar, emekli maaşı haklarının bu şekilde hesaplanmasına itiraz etmek etmişlerdir. Ancak yerel mahkemeler önünde dava derdest durumdayken INPS’nin ilgili mevzuata dair yorumunu etkin olarak destekleyen 296/2006 sayılı kanun yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle başvuranların iddiaları reddedilmiştir ve sonuç olarak emekli maaşlarının yaklaşık üçte ikisini (%67) kaybetmişlerdir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 6 § 1: Yasal müdahale ihtiyacı yalnızca Devlet’in kararı neticesinde ortaya çıkmıştır ve 1982 yılında emekli maaşı sisteminin düzenlenmesi üzerine, emekli maaşından alınan miktar artık ödenen primlere değil alınan hizmet karşılığı ödemelere bağlı kalmıştır. Devlet bu nedenle kendi başına bir ihtilaf oluşturmuş, bu da 24 yıl sonrasına kadar değiştirilmeye çalışılmamıştır. Yeni kanunun yapılmasından önceki söz konusu yıllarda, başvuran pozisyonundaki çeşitli bireyler başarılı bir şekilde INPS tarafından kullanılan hesaplara itiraz etmişlerdir ve bu nedenle davacıların lehine birçok yorum mevcuttur, yasal müdahale girişiminin dengeyi tarafların bir bölümünün lehine çekeceği öngörülmemiştir. Yasanın 1982 yılındaki değişikliklerin ardından yasamanın özgün dileklerini tekrardan belirlemeyi amaçladığı düşünülse bile, emeklilik maaşı sisteminde tekrardan bir denge oluşturulması amacı, kamu yararına olduğu halde, askıda kalan tartışmayı etkileyen geçmişe dönük yasanın kullanımına özgü tehlikelerin üstesinden gelmek için yeteri kadar zorlayıcı olmamıştır. Nitekim Devletin başlangıçta oluşturmayı amaçlamadığı bir durumu uyarlamaya çalıştığı kabul edilse bile, Devlet bunu, yasanın geriye dönük uygulanmasına başvurmaksızın pekala yapabilirdi. Çalışmış çok sayıda emekli kişi defalarca yerel mahkemeler önünde taleplerini elde etmiş olmalarına rağmen, Devlet böyle bir düzenleme yapmak için 24 yıl beklemiştir. Ayrıca 296/2006 sayılı kanunun gerçekten de1982 yılındaki yasama organının tasarısını kapsayıp kapsamadığıyla ilgili şüpheler oluşturulmuştur. Bu nedenle, Mahkeme Maggio ve Diğerleri / İtalya (46286/09 ve diğerleri, 31 Mayıs 2011, 141 sayılı Bilgi Notu) davasındaki kendi bulgularını tekrardan onaylamıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi: Maggio ve Diğerleri davasında, başvuranın emekli maaşının yarısından çok daha azını kaybetmiş olmasının ve bunun da makul ve orantılı bir tutarda kesintiye yol açmasının, hükmün ihlal edilmemiş olduğuna karar verilmesinde az da olsa inkar edilemeyecek şekilde bir etkisi olmuştur. Somut davada önemli miktardaki söz konusu kesinti ve başvuranlar tarafından ödenen primler göz önünde tutulduğunda, Mahkeme konuyu tekrardan değerlendirmeli ve yapılmış olan kesintiyi daha yakından dikkatle incelemelidir. Emeklilik maaşında üçte iki oranında kesinti yapılması (ve yalnızca emeklilik maaşlarıyla bağlantılı bir ödemede kesinti yapılmaması), hiç şüphesiz, başlı başına, bireyin standart yaşamını ciddi bir şekilde etkileyecek oldukça büyük bir azalmadır. Bilhassa önemli iki husus, dava önce Maggio ve Diğerleri davasında değerlendirilmiştir. Öncelikle başvuranlar bir yandan yüzdelik bakımından İsviçre’de, İtalya’da ödeyeceklerinden daha düşük primler ödemişler, ancak diğer yandan mutlak verilere göre, İsviçre’deki aktif yaşamlarında prim ödemeleriyle geçen uzun dönemler boyunca kayda değer miktarda prim ödemek zorunda kalmışlardır. İkinci etkene gelince, söz konusu kesinti gelinen noktayı dengelemeyi ve başvuranlarla aynı konumda bulunan insanlar açısından haksız (ve İtalya’da emeklilik kararından doğan) avantajlardan kaçınılmasını amaçlamıştır ancak etkisi bu olmamıştır.
2010 yılı istatistiksel verilerine göre, İtalya’da, o yıla dair ortalama emeklilik maaşı aylık 1,251 avro ve en düşük emekli maaşı her ay 461 avroyu bulmuştur. Avrupa Sosyal Haklar Komitesi, minimum seviyedeki emeklilik maaşının, ortalama denkleştirilmiş gelirin (Eurostat) % 40 oranının altına düştüğünü ve bu nedenle yetersiz olduğunu gözlemlemiştir.
Başvuranlar aylık olarak emeklilik maaşlarını 714 avro ile 1,820 avro arasında değişen bir şekilde almışlardır. Buna rağmen bir başvuranı korumak için tüm başvuranlar İtalya’da aylık ortalama emekli maaşından daha düşük almışlardır ve sekiz başvurandan altısı aylık 1,000 avrodan daha düşük almıştır. Başvuranların aldıkları tutarlar arasındaki fark, iş kategorilerinin yanı sıra İsviçre’de harcamış oldukları farklı zaman dilimlerine ve neticede ödemiş oldukları gerçek katkı payına yansıtılmıştır. Sosyal güvenlik ödemelerinde yapılan bir kesintiyi değerlendirirken; bu tür emeklilik aylıklarının, her ne kadar başkalarınca ödenen katkı paylarından daha düşükse de, başvuranlar tarafından ödenen (ilgili ödeme makamına gönderilen) gerçek katkı paylarına dayandırılması ve dolayısıyla bu maaşların yalnızca vergi mükellefleri tarafından ödenen karşılıksız refah yardımları olmaması gerçekten önemlidir.
Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin neticelerine dayanarak, Mahkeme bu konuda her ay 1000 avroyu geçmeyen toplamlarının büyük kısmını yalnızca temel ihtiyaçları sağlamaya yönelik gibi düşünülmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle, kesintiler başvuranların yaşam tarzlarını şüphesiz etkilemiştir ve bu haktan yararlanılmasını da büyük oranda engellemiştir. Aynı şey,diğerlerine rağmen daha rahat bir yaşam sağlayan yüksek emekli maaşı alanlar için de söylenebilir.
Ayrıca, Mahkeme başvuranların daha yüksek bir miktarda emekli maaşı almaya yönelik bir yasal beklentileri ve bu nedenle daha rahat bir yaşam standardı olduğu göz önünde bulundurulduğunda İtalya’ya hep birlikte geri taşınmalarının bilinçli bir karar olduğunu gözden kaçırmamıştır. Ancak, INPS tarafından yapılmış olan hesaplama ve en sonunda yapılan yasal müdahalenin neticesinde, başvuranlar kendilerini yalnızca daha zor ekonomik koşullarda bulmamış ayrıca varsayılmış olan alacaklarını geri alabilmeye dair dava açmak zorunda kalmışlardır, bu yargılamalar ise Hükümet’in Sözleşme’ye ihlal teşkil eden eylemleri yüzünden amacına ulaşmamıştır. İtalyan yasama organı, bu eylemler aracılığıyla, başvuranları yerel mahkemelerin yerleşik içtihadı uyarınca hükme bağlanmasını meşru bir şekilde bekleyebilecekleri emeklilik maaşı miktarına ilişkin taleplerinden keyfi bir şekilde mahrum bırakmıştır ve bu tartışmalı tedbirin orantılı olup olmadığının tespit edilmesinde göz ardı edilemeyecek bir unsurdur. Zorunlu olmayan kamu yararı nedenleri, 296/2006 sayılı kanunun geriye dönük başvurusunu gerekçelendiremez, ki bu durum öngörülememiştir.
Sonuç olarak, ödenmiş katkı paylarına dayanılarak emekli maaşlarının %67’sinin kaybıyla, başvuranlar orantılı kesintilerden sıkıntı çekmemişlerdir ancak aşırı bir külfet altına sokulmuşturlar. Bu nedenle, anılan tedbirlerin arkasındaki nedenlere rağmen, Mahkeme adil bir dengenin sağlanmadığına karar vermiştir.
Sonuç: ihlal ( beşe karşı iki oyla)
Madde 41: Her bir başvuran için manevi tazminat olarak 12.000 avro; maddi zarara dair tazminat konusu saklıdır.
Full & Egal Universal Law Academy