Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2013/35
STOJANOVIĆ/HIRVATİSTAN
(23160/09, 19/9/2013)
Karar Metni
İlgili Maddeler
AİHS 6, 9 ve 10
Hak ve Özgürlükler
Adil yargılanma hakkı, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü
Anahtar Kelimeler
İfade özgürlüğü, gazete, mülakat, makale, hakaret, sorumluluk, tazminat.
Davanın Özü
Müdahaleyi haklı kılacak ilgili ve yeterli gerekçe gösterilmeksizin, kişiye söylediği sözlerin ötesinde sorumluluk yüklenerek tazminata hükmedilmesi ifade özgürlüğünü ihlal eder.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Derece mahkemesi, bir dergide yayımlanan ve hakaret içeren iki makale nedeniyle bir bakan tarafından açılan tazminat davasında, başvurucu hakkında yayımcıyla birlikte müştereken ve müteselsilen tazminata hükmetmiştir. Birinci makale, anılan bakanla aynı siyasi partiden olan başvurucunun, bakanlığın politikasını eleştirdiği bir mülakatı içermektedir. Başvurucu, bakanın davranışlarını “entrika” olarak tanımlaması nedeniyle onun saygınlığına zarar vermekten sorumlu tutulmuştur. Başvurucunun ikinci makaleyle ilgili sorumluluğu ise başvurucunun kulak misafiri olduğu partinin genel sekreteriyle yapılan bir telefon görüşmesinde geçen ve hakaret içeren iki açıklamaya ilişkindir. Bu açıklamalardan biri, başvurucunun kariyer ilerlemesine ilişkin bakanın yaptığı ileri sürülen bir tehditle ilgilidir. İç hukuk yollarında, başvurucu ifade özgürlüğüne dayanmış ve kendisine atfedilen kelimeleri kullanmadığını belirtmiş ancak bunlar derece mahkemelerince reddedilmiştir.
İddialar:
Başvurucu, düşünce özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Hükümetin Savunması:
Hükümet, başvurucunun haklarının ihlal edilmediğini savunmuştur.
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, başvuruyu AİHS 6 ve 10. madde açısından ele almıştır.
AİHS 10 yönünden;
AİHS 41 yönünden;
AİHS 6 yönünden;
Kabul Edilebilirlik Yönünden
Hükümet, başvurucunun, sorumlu tutulduğu sözleri söylemediğini beyan etmesi nedeniyle ifade özgürlüğüne dayanamayacağını ileri sürmüştür.
Mahkeme, kişinin kendi sözlerinin ötesinde başkalarınca söylenen sözler ve yapılan iddialardan sorumlu tutulamayacağını, bireyin kendisi tarafından söylenmeyen sözlerden sorumlu tutularak tazminata hükmedilmesinin dolaylı olarak ifade özgürlüğünün kullanılmasını engelleyebileceğini belirtmiş, bu nedenle başvurucunun AİHS’in 10. maddesinin korumasından yararlanabileceği sonucuna varmıştır. Mahkeme, başvurucunun iddialarının doğru çıkması hâlinde, tazminata mahkûm edilmiş olmasının onu gelecekte eleştiri yapmaktan alıkoyabileceğini, bu nedenle 10. maddenin somut başvuruya uygulanabileceğini kabul etmiştir.
Esas Yönünden
Mahkeme, somut olayda başvurucu aleyhine belli bir miktar tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğüne müdahale niteliğinde olduğunu, bu müdahalenin yasayla öngörüldüğünü, diğer kişilerin haklarını ve saygınlıklarını koruma şeklinde meşru bir amaç taşıdığını tespit etmiştir. Bu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı konusunda ise Mahkeme, başvurucunun sorumluluğunun kendi sözlerinin ötesine taşıp taşmadığının belirlenmesi için ona atfedilen maddi vakıalara ilişkin açıklamalar ile değer yargıları arasında ayrım yapılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme bu çerçevede, birinci makale bakımından doğacak herhangi bir sorumluluğun başvurucuya değil sadece derginin baş editörüne yüklenebileceği; ikinci makale bakımından ise hakaret içerdiği ileri sürülen açıklamanın, bakanın başvurucunun kariyer ilerlemesine ilişkin görüşüyle ilgili olduğu, derece mahkemelerinin bunu yanlış olarak değer yargısı yerine maddi vakıalara ilişkin açıklama olarak nitelendirdikleri sonucuna varmıştır. Mahkeme, derece mahkemelerince, başvurucunun sorumluluğunun, bunu haklı gösterecek “ilgili ve yeterli” gerekçeler gösterilmeksizin, onun sözlerinin ötesinde genişletilmesi suretiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.
Mahkeme 1,500 Avro manevi tazminata hükmetmiş, maddi tazminat talebini reddetmiştir.
Mahkeme, adil yargılamaya ilişkin şikâyetin yargılamanın sonucuna ilişkin olduğunu, bu tür şikâyetlerin keyfilik olmadıkça 6. madde kapsamında incelenemeyeceğini, derece mahkemelerinin tarafsız olmadığına veya yargılamanın diğer bir şekilde adil olmadığına dair herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtmiş, başvurunun bu kısmını açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
Full & Egal Universal Law Academy