AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
SUBAŞI VE KARACA/TÜRKİYE
(Başvuru No. 37629/21 ve 53407/21)
KARAR
STRAZBURG
19 Mart 2024
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Subaşı ve Karaca/Türkiye davasında,
Başkan
Jovan Ilievski
Hâkimler
Lorraine Schembri Orland,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, isim ve bilgileri ile Mahkemeye başvuru tarihleri karar ekinde yer alan iki Türk vatandaşı (“başvuranlar”) tarafından İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye sunulan başvuruları,
Başvuranların yazışmalarının, UYAP Bilişim Sistemine kaydedilmesiyle ilgili olarak sunulan Sözleşme’nin 8. maddesine ilişkin şikâyetin, Türkiye Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvuruların geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna ilişkin kararları,
tarafların görüşlerini,
Hükümetin, başvuruların bir komite tarafından incelenmesine ilişkin itirazının, Mahkeme tarafından reddedildiği kararı dikkate alarak,
13 Şubat 2024 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
Mevcut başvurular, başvuranların tutuklu bulundukları sırada, yazışmalarının UYAP Bilişim Sistemine (“Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi”) kaydedilmesi ile ilgilidir. Başvuranlar, olayların meydana geldiği dönemde, Türkiye’de farklı ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunuyorlardı. Başvuranlar, tutuklu bulundukları sırada, - hem göndermek istedikleri hem de kendilerine gönderilen - yazışmaların sistematik olarak UYAP sistemine kaydedilmesine dayanan uygulamaya son verilmesini talep etmek için yetkili ulusal makamlara (Ceza İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi) başvurmuşlardır (bu uygulama hakkında daha fazla bilgi için bk. Nuh Uzun ve diğerleri/Türkiye, no. 49341/18 ve diğer 13 başvuru, §§ 1126, 29 Mart 2022). Ulusal mahkemeler başvuranların bu taleplerini reddetmişlerdir. Başvuran Mehmet Karaca (53407/21 no.lu başvuru) Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Söz konusu başvuran, diğerlerinin yanı sıra, özellikle Sözleşme’nin 8. maddesini ileri sürerek, yazışmasının kaydedilmesinden şikâyetçi olmuştur. Anayasa Mahkemesi, fazla ayrıntı vermeksizin, başvuranın ileri sürdüğü ihlal iddialarına dayanak olarak delil unsuru sunma ve açıklama yapma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle, başvuranın iddialarının desteklenmediğini belirterek, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Başvuran Mehmet Subaşı, Anayasa Mahkemesine iki bireysel başvuruda bulunmuş ve bu başvurularda, diğerlerinin yanı sıra, özellikle Sözleşme’nin 8. maddesini ileri sürerek, yazışmasının kaydedilmesine dayanan uygulamadan şikâyet etmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu başvurulardan birini (no. 2018/34930) 5. paragrafta belirtilen gerekçelerle aynı olan gerekçelerle reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, diğer başvurusunu (no. 2018/24876) başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ Mahkeme, başvuruların konularının benzerliğini göz önünde bulundurarak, başvuruları tek bir karar altında birlikte incelemeyi uygun görmektedir. SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Başvuranlar, yazışmalarının UYAP Bilişim Sistemine kaydedilmesinin, Sözleşme’nin 8. maddesiyle güvence altına alınan haklarını ihlal ettiğini iddia etmektedirler. Hükümet, başvuranların bireysel başvurularında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlara atıfta bulunarak (Mehmet Subaşı’na ilişkin olarak başvuru no. 2018/34930), başvuranları Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru yolunu usulüne uygun tüketmemiş olmakla suçlamaktadır. Öte yandan Hükümet, daha önce Nuh Uzun ve diğerleri (yukarıda anılan, §§ 29‑34) ve Dağlı ve diğerleri/Türkiye ([Komite], no. 25820/18 ve diğer 89 başvuru, §§ 7‑8, 26 Eylül 2023) davalarında sunduğu itirazlarla aynı ilk itirazları ileri sürmektedir. Hükümet ayrıca, başvuruların, Türkiye tarafından 21 Temmuz 2016 tarihinde Sözleşme’nin 15. maddesi bağlamında sunulan yükümlülüklerin askıya alınması bildirimi göz önünde bulundurularak incelenmesi gerektiğini belirtmektedir. Mahkeme, Hükümetin Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru yolunun tüketilmediğine dair itirazına ilişkin olarak, başvuranların, Yüksek Mahkeme önündeki bireysel başvurularında, Sözleşme’nin 8. maddesini ileri sürerek ihtilaf konusu uygulamadan şikâyetçi olduklarını tespit etmektedir (yukarıdaki 5 ve 6. paragraflar). Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının belirli bir esneklikle ve aşırı şekilcilik olmaksızın uygulanması gerektiğini hatırlatarak (bk. diğer kararlar arasında, Gherghina/Romanya [BD] (k.k.), no. 42219/07, § 87, 9 Temmuz 2015), başvuranların Anayasa Mahkemesine iddia edilen ihlali tespit etme ve telafi etme imkânı verdiklerini ve dolayısıyla bu hukuk yolunu usulüne uygun tüketmemekle suçlanamayacaklarını değerlendirmektedir (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) Magyar Kétfarkú Kutya Párt/Macaristan [BD], no. 201/17, § 56, 20 Ocak 2020 ve Hanan/Almanya [BD], no. 4871/16, § 151, 16 Şubat 2021). Mahkeme, Hükümetin ilk itirazlarıyla ilgili olarak, daha önce Nuh Uzun ve diğerleri (yukarıda anılan, §§ 40-44 ve 82) ve Dağlı ve diğerleri (yukarıda anılan, §§ 10-13 ve bu kararda atıfta bulunulan davalar) davalarında aynı itirazları reddetmiş olduğunu hatırlatmaktadır. Mahkeme, somut olayda, yukarıda belirtilen davalarda vardığı sonuçların bertaraf edilmesi için hiçbir sebep görmemektedir. Mahkeme, bütün bu gerekçeleri göz önünde bulundurarak, Hükümetin ilk itirazlarını reddetmektedir. Mahkeme diğer taraftan, bu şikâyetlerin, açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve Sözleşme’nin 35. maddesinde belirtilen başka bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını tespit ederek, kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir. Mahkeme, şikâyetlerin esasına ilişkin olarak, daha önce, tutukluların yazışmalarının UYAP Bilişim Sistemine kaydedilmesinin, Sözleşme’nin 8. maddesi anlamında “kanunla öngörülmüş” bir uygulama olduğunun değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle (yukarıda anılan Nuh Uzun ve diğerleri, §§ 79-99), söz konusu hükmün ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. Mahkeme, kendi değerlendirmesine sunulan bütün unsurları inceledikten sonra, somut olayda farklı bir sonuca ulaşmak için herhangi bir sebep görmemektedir. Son olarak Mahkeme, Hükümetin, Sözleşme’nin 15 maddesi bağlamında sunulan yükümlülüklerin askıya alınması bildirimine ilişkin iddiasıyla ilgili olarak, “kanunla öngörülmüş” olmayan ihtilaf konusu tedbirin, olağanüstü halin özel koşulları bakımından haklı gösterilmediği kanaatine varmaktadır (bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) bk. Baş/Türkiye, no. 66448/17, § 161, 3 Mart 2020 ve Pişkin/Türkiye, no. 33399/18, § 229, 15 Aralık 2020). Dolayısıyla, Sözleşme’nin 8. maddesi ihlal edilmiştir.SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuran Mehmet Subaşı (başvuru no. 37629/21), maruz kaldığı kanaatine vardığı manevi zarar bağlamında 10.000 avro talep etmektedir. Söz konusu başvuran ayrıca, yerel mahkemeler ve Mahkeme önünde yapmış olduğu masraf ve giderler karşılığında 2.380 avro talep etmektedir. Başvuran Mehmet Subaşı, bu bağlamda, posta masrafları, noter ücretleri ve yargılama masraflarına ilişkin çeşitli makbuzları sunmaktadır. Bu başvuran dahası, Türkiye Barolar Birliği ücret tarifesini ve mevcut dava bağlamında kendisini Mahkeme önünde temsil eden avukattan başka bir avukata ödeme yaptığını gösteren bir ücret makbuzu sunmaktadır. Başvuran Mehmet Karaca (başvuru no. 53407/21) manevi zarar bağlamında 250.000 avro talep etmektedir. Söz konusu başvuran ayrıca, bir miktar belirtmeksizin ve kanıtlayıcı belgeler sunmaksızın, yargılama masraflarının Hükümetin sorumluluğunda olmasını talep etmektedir. Hükümet, bu taleplere itiraz etmektedir. Mahkeme, manevi zarar bağlamında sunulan taleplere ilişkin olarak, mevcut kararda yer alan ihlal tespitinin tek başına yeterli adil tazmin teşkil ettiğini tespit ederek, bu talepleri reddetmektedir (yukarıda anılan Nuh Uzun ve diğerleri, § 111). Mahkeme, masraf ve giderlere ilişkin taleplerle ilgili olarak, başvuran Mehmet Subaşı’nın mevcut davaya konu olan yerel yargılama kapsamında bir avukat tarafından temsil edilmediğini ve sunduğu ücret makbuzunun mevcut dava çerçevesinde kendisini Mahkeme önünde temsil eden avukatı ilgilendirmediğini gözlemlemektedir. Mahkeme bu bağlamda, bir başvurana, yalnızca bu masraf ve giderlerin gerçekliğini, gerekliliğini ve oranlarının makul niteliğini ispatlaması durumunda, bu masraf ve giderlerin geri ödenebildiğini hatırlatmaktadır (H.F. ve diğerleri/Fransa [BD], no. 24384/19 ve 44234/20, § 291, 14 Eylül 2022). Dolayısıyla Mahkeme, kendisine sunulan belgeleri ve yukarıda belirtilen kriterleri dikkate alarak, başvuran Mehmet Subaşı’na (başvuru no. 37629/21), tüm masraf ve giderleri için, bu meblağ üzerinden ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 60 avro ödenmesinin makul olduğuna karar vermektedir. Mahkeme son olarak, başvuran Mehmet Karaca’nın (başvuru no. 53407/21) masraf ve giderlere ilişkin taleplerini, ilgili kanıtlayıcı belgelerin bulunmaması nedeniyle reddetmektedir.BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine; Başvuruların kabul edilebilir olduğuna; Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine; İhlal tespitinin, başvuranların maruz kaldığı her türlü manevi zarar için tek başına yeterli bir adil tazmin teşkil ettiğine;a) Davalı Devletin başvuran Mehmet Subaşı’na (37629/21 no.lu başvuru), üç aylık bir süre içinde ve ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, masraf ve giderler için, bu meblağ üzerinden ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, 60 avro (altmış avro) ödemekle yükümlü olduğuna;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme tarihine kadar, bu miktara, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
Adil tazmine ilişkin kalan taleplerin reddine karar vermiştir.İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 19 Mart 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
No.
Başvuru No.
Davanın adı
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum Yılı
İkâmet Yeri
Temsilci
1.
37629/21
Subaşı/Türkiye
22.06.2021
Mehmet SUBAŞI
1983
Bursa
M. YELBEY
2.
53407/21
Karaca/Türkiye
20.10.2021
Mehmet KARACA
1979
Kahramanmaraş