Olaylar ve Olgular–Parlamento ve belediye seçimlerinde aday olan başvuranlar, seçim kampanyalarında gayrı resmi dil kullanma yasağını çiğneyerek mitingler sırasında Kürtçe konuştukları gerekçesiyle yargılanmışlar, hapis ve para cezalarına çarptırılmışlardır. Son olarak, mahkemeler başvuranların karakterlerini ve davanın koşullarını göz önüne alarak karar vermeyi talik etmeye ve infazı ertelemeye karar vermişlerdir.
Hukuksal Değerlendirme – 10. Madde: Seçim kampanyalarında gayrı resmi dil kullanma yasağı başvuranları doğrudan etkilemiştir ve bu nedenle ifade özgürlüğü haklarına müdahaleye neden olmuştur. Dava devlet yetkilileriyle veya resmi kurumlarla iletişim kurarken gayrı resmi dil kullanma ile ilgili değil, diğer özel kişilerle ilişkilerine dayatılmış dilsel bir kısıtlama ile ilgilidir. 10. Madde, insanların kültürel, politik, sosyal her türlü bilgi ve fikirlerinin alenen paylaşımında yer almaya izin veren herhangi bir dilde haber ve görüş alma ve verme özgürlüğünü kapsar ve bu durumlarda ifade aracı olarak dil hiç şüphesiz söz konusu madde kapsamında korunmalıdır. O zamanki ilgili hukuk seçim kampanyalarında resmi dil olan Türkçeden başka bir dil kullanımına istisnasız bir yasaklama getirmekteydi. Söz konusu maddenin ihlali altı aydan bir yıla kadar değişen hapis ve para cezalarına hükmetmeyi gerektirmekteydi. Ayrıca, yasağın mutlak mahiyeti yerel mahkemeleri gerektiği şekilde ayrıntılı adli inceleme yapmaktan alıkoymaktadır: Yerel mahkemeler başvuranların davalarında seçim mitinglerinin kayıtlarını incelemekten öteye gitmemişlerdir. Devletlerin dil politikalarını belirleme ve seçim kampanyaları sırasında kullanılan dili düzenlemeye hakları olmasına rağmen gayrı resmi dillerin kullanımı üzerindeki mutlakyasaklama ile birlikte cezai yaptırımlar ifade özgürlüğü ilkesine uygun değildir. Ayrıca, Kürtçe başvuranların ve hitap ettikleri topluluğun ana dilidir. Başvuranlardan bazıları kalabalıktaki özellikle yaşlılar ve kadınlar gibi pek çok insanın Türkçe bilmediklerini ifade etmişlerdir. Politik fikir ve bilgiler özgürce yayılmadan özgür seçim mümkün değildir. Politik görüş ve fikirleri alma ve verme hakkı bu görüş ve fikirleri gereğince aktarabilecek olan dilin kullanılma olasılığı, cezai yaptırım tehditleri yüzünden azalırsa anlamını kaybeder. Avrupa Konseyi’ne üye 22 ülke arasında Türkiye, seçim kampanyalarında azınlığın dilini kullandıkları için adaylara cezai yaptırım uyguladığı gerekçesiyle Mahkeme önüne dava dosyaları gelen tek ülkedir. Mahkeme ilgili kanunun daha sonra değiştirilmesini hoş karşılamıştır. Bu durumda ve ulusal yetkililerin takdir yetkilerine rağmen, söz konusu yasak acil bir sosyal ihtiyacı karşılamamıştır ve “demokratik bir toplumda gerekli” olarak görülemez.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
41. Madde: Her bir başvurana manevi tazminat olarak 10.000 AVRO; maddi tazminat ile ilgili olarak tazmin talepleri reddedilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy