© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
176 No’lu Mahkeme İçtihadına İlişkin Bilgi Notu
Temmuz 2014
Svinarenko ve Slyadnev/Rusya [BD] - 32541/08 ve 43441/08
Karar 17.7.2014 [BD]
3. madde
Aşağılayıcı muamele
Sanıkları konulması için ceza yargılaması sırasında metal kafes kullanılması: ihlal
Olaylar – Her iki başvurucuya da, aralarında soygunun da bulunduğu suçlar isnat edilmiştir. Yargılama sırasında mahkeme önüne çıkarıldıklarında, yaklaşık 1,5-2,5 metre boyutunda, dört tarafı metal çubuklarla çevrilmiş ve tel tavandan oluşan bir kafesin içerisinde tutulmuşlardır.
11 Aralık 2002 tarihli kararında Mahkeme’nin Dairesi oybirliğiyle, başvurucuların kafeste tutulmasının Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal edecek şekilde aşağılayıcı muamele teşkil ettiğine hükmetmiştir.
Hukuk – 3. madde: Hükümet, başvuruculara isnat edilen suçların şiddet içeren niteliği, başvurucuların sabıkası ve mağdurların ve tanıkların başvuruculardan korkusu göz önüne alındığında, yargılamanın gerçekleşmesi için uygun koşulların güvence altına alınması için kafes yöntemine müracaatı haklı kıldığını ileri sürmüştür.
Mahkeme, duruşma salonunda düzen ve güvenliğin yargının usulünce idaresi için vazgeçilmez unsurlar olduğu, ancak bunu sağlamak için seçilen araçlar, işkence ve insanlık dışı muamele ya da aşağılayıcı muameleyi mutlak surette yasaklayan 3. maddenin kapsamına girecek bir ağırlığa ulaşan kısıtlama önlemlerini içermemesi gerektiği kanaatindedir.
Başvurucular aleni bir şekilde jüri tarafından yargılanmışlardır. Duruşmalara 70 kadar tanık katılmıştır. Bu koşullar altında, başvurucuların kamuoyu önünde teşhir edilmesi imajlarını zedelemiş ve onlarda utanma, çaresizlik, korku, ıstırap ve aşağılık duygusu uyandırmış olmalıdır. Başvurucular bu muameleye, hemen hemen her ay yapılan birçok duruşmada, bir yıldan fazla süren tüm yargılama boyunca maruz kalmıştır. Başvurucuların kafeste teşhir edilmelerinin tehlikelilermiş izlenimi yaratarak masumiyet karinesine de zarar verdiği yönünde nesnel olarak haklı korkuları da bulunuyor olabilir. Mahkeme ortada, bir sanığı fiziksel olarak kısıtlamak, sanığın kaçmasını önlemek, düzeni bozan ya da saldırgan davranışları ile başa çıkmak ya da onu dışarıdan gelebilecek saldırgan davranışlara karşı koruyabilmek için, yargılama sırasında kafeste tutmanın gerekli bir fiziksel kısıtlama yolu olduğunu gösteren ikna edici savlar görmemektedir. Bu uygulamanın devam etmesi yalnızca kafese yerleştirilen kişiyi aşağılama ve utandırmanın bir vesilesi gibi görülmektedir. Dolayısıyla başvurucular, tutuklu olarak mahkemeye çıkmanın doğasında var olan kaçınılmaz acı çekme düzeyini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya maruz kalmışlar ve bu şekilde kafeste tutulmaları söz konusu muameleyi 3. madde kapsamına sokan “asgari ağırlık düzeyi”ne erişmiştir.
Son yıllarda, bir dizi Daire kararı, kafes kullanımının güvenlik mülahazaları ile haklı kılınamadığı davalarda 3. maddenin ihlaline hükmetmiştir. Ancak Büyük Daire bu bağlamda kafes kullanımının 3. madde kapsamında hiçbir şekilde haklı kılınabileceği kanaatinde değildir. Her halükârda, haklı kılınabilseydi dahi Hükümet’in başvurucuların güvenlik açısından bir tehdit oluşturduğu iddiası kanıtlanamamış durumdadır.
Mahkeme, Sözleşme’nin özünün insanlık onuruna saygı olduğunu ve birey olarak insanları koruyan bir belge olan Sözleşme’nin hedef ve amacının, Sözleşme hükümlerini Sözleşme’de yer alan güvenceleri pratik ve etkili kılacak şekilde yorumlamak ve uygulamak olduğunu tekrarlamaktadır. Objektif olarak bu muamelenin aşağılayıcı doğası göz önüne alındığında, bir kişiyi bir yargılama sırasında metal kafeste tutmak tek başına insanlık onuruna yönelik bir hakaret teşkil etmektedir. Dolayısıyla, başvurucuların mahkeme salonunda metal bir kafeste tutulmaları, 3. maddeyi ihlal eder nitelikte aşağılayıcı muamele teşkil etmektedir.
Sonuç: ihlal (oybirliği ile).
Mahkeme, oybirliğiyle cezai davanın uzunluğu ile ilgili olarak 6 § 1. maddenin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
41. madde: manevi zarar bakımından her başvurucu için 10.000 EUR
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy