Svinarenko ve Slyadnev / Rusya-32541/08 ve 43441/08 - 17.7.2014 tarihli Karar [BD]
Olaylar – Başvuranların her ikisi, ceza gerektiren hırsızlık suç ile itham edilmişlerdir. Yargılama işlemleri sırasında bir dizi mahkeme görüntüsünde, başvuranlar ölçüleri yaklaşık 1.5 m x 2.5 m ebatlarında çevrilen, dört yanı metal çubuklardan oluşan ve tavanı tel olan bir kafese kapatılmışlardır.
11 Aralık 2012 tarihli kararda, Mahkeme’nin bir Dairesi oy birliğiyle başvuranların kafese kapatılmalarının aşağılayıcı muamele teşkil ederek Sözleşme’nin 3. maddesinde ihlal oluşturduğuna karar vermiştir.
Hukuki Değerlendirme – 3. madde: Hükümet, itham edilen suçların şiddet mahiyeti, başvuranların adli sicil kayıtları ile mağdurların ve tanıkların başvuranlardan korkuları göz önünde bulundurulduğunda, kafes uygulamasına başvurulma durumunun, duruşmanın uygun koşullarda gerçekleşmesini sağlamak için gerekçe gösterildiğini beyan etmiştir.
Mahkeme, adaletin uygun şekilde işlemesi için mahkeme salonunda düzen ve güvenliğin zaruri olmasına karşın, bu amaca ulaşmak üzere kullanılan araçlar içerisinde, işkenceyi ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezayı mutlak ifadelerle yasaklayan 3. madde kapsamına girecek bu denli ağır kısıtlama tedbirleri içermemesi gerektiğini kaydetmiştir.
Başvuranların davası jüri tarafından açık mahkemede görülmüştür. Duruşmalara 70 kadar tanık katılmıştır. Söz konusu koşullarda, başvuranların bir kafes içerisinde kamunun dikkatine maruz kalmaları, imajlarını sarsmış ve kendilerinde küçük düşme, acizlik, korku, endişe ve aşağılık duyguları uyandırmış olmalıdır. Başvuranlar, bir yılı aşkın süreyle hemen hemen her ay birkaç duruşmayla devam eden yargılamalar boyunca bu muameleye maruz kalmışlardır. Ayrıca, bir kafese maruz bırakılmalarının, yargıçlara kendilerinin tehlikeli olduğu izlenimini vermek suretiyle masumiyet karinesini zedeleyebileceği yönünde de nesnel olarak haklı endişeleri olmalıydı. Mahkeme, bir davalının duruşma boyunca kafes içinde tutulmasını fiziksel olarak sınırlandırılma, kaçmasını engelleme, uygunsuz ve saldırgan tavırlarını idare etme ya da kendisini dışarıdan gelecek saldırılardan koruma anlamında gerekli olduğunu gösteren ikna edici görüşler bulunmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle, devam eden uygulama ancak, kafese konulan kişiyi aşağılama ve küçük düşürme aracı olarak anlaşılabilirdi. Başvuranlar, mahkeme önüne çıktıklarında tutukluluklarının doğasında bulunan kaçınılmaz güçlük seviyesini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya maruz kalmışlardır ve kafese hapsedilmeleri, 3. madde kapsamına girecek şekilde “asgari şiddet seviyesine” ulaşmıştır.
Son zamanlarda, bir dizi Daire kararları kafes kullanımının güvenlik gereklilikleri tarafından gerekçelendirilmediği durumlarda3. maddenin ihlal edildğine karar vermiştir. Ancak, Büyük Daire bu hususta kafeslerin kullanımının 3. madde kapsamında hiçbir zaman haklı çıkarılamayacağı kanaatindedir. Her halükarda, haklı çıkarılabileceği farz edilse bile, Hükümet’in iddiasıyla başvuranların güvenliğe bir tehdit olarak gösterilmiş olması doğrulanmamalıdır.
Mahkeme, Sözleşme’nin en temel unsurunun insanların onuruna saygı olduğunu ve bireylerin korunmasına yönelik bir araç olarak Sözleşme’nin amacı ve hedefinin, Sözleşme hükümlerinin yorumlanması ve uygulanmasının Sözleşme’de sağlanan güvencelerin pratik ve etkin hale getirilmesi doğrultusunda olmasını gerektirdiğini yinelemiştir. Objektif olarak aşağılamanın mahiyeti göz önüne alındığında, duruşma boyunca bir kişinin metal bir kafeste tutulması kendi içinde insanlık onuruna yönelik aşağılama teşkil etmiştir. Bu nedenle, başvuranların mahkeme salonunda metal bir kafese kapatılmaları, 3. maddeye aykırı olarak aşağılayıcı muamele anlamına gelmektedir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Mahkeme, ayrıca oy birliğiyle yargılamaların uzun olmasından dolayı Sözleşme’nin6 §1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
41. madde: Başvuranların her birine manevi tazminat olarak 10.000 avro
Full & Egal Universal Law Academy