Tali / Estonya – 66393/10 - 13.2.2014 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, tutukluluğu esnasında, cezaevi görevlilerinin emirlerine uymayı reddetmiştir. Bu direnişini kırmak için başvurana karşı biber gazı, fiziksel güç ve teleskopik cop kullanılmıştır. Dolayısıyla, başvuranda, kan çıbanları ile idrarında kan dahil olmak üzere birçok yaralanma meydana gelmiştir. Başvuranın emirlere uymaması ve agresif davranması üzerine kullanılan gücün yasal olduğuna karar verilmesinin ardından cezaevi yetkilileri aleyhine açılan ceza davası düşürülmüştür. Başvuranın tazminat talebi reddedilmiştir.
Hukuki değerlendirme – 3. madde: Mahkeme, ceza infaz kurumlarında düzeni ve disiplini sağlama konusunda Devletlerin karşılaşabileceği zorlukların farkındadır. Bu durum özellikle de tehlike arz eden hükümlülerin kurallara aykırı davranışlarda bulunmaları gibi, tutukluların hakları ile cezaevi görevlilerinin güvenliği arasında bir denge kurmanın önemli olduğu hallerde geçerlidir. Başvuranın karakteri ve önceki davranışları, cezaevi görevlilerine kendi güvenlikleri için tetikte olmayı ve başvuranın kendilerine karşı itaatsizlik etmesi, tehditte bulunması ya da agresif tavırlar sergilemesi halinde anında önlem almaları için bir sebep oluşturmuştur. Ayrıca, yerel yetkililer başvuranın agresif davranmış olduğuna ve kendisiyle mücadele etme amaçlı önlemler alınmasının gerekçeli olduğuna karar vermişlerdir.
Ancak biber gazının kullanımının meşruluğuna ilişkin Avrupa İşkenceyi ve Diğer İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezayı Önleme Komitesi (CPT) tarafından dile getirilen endişeler doğrultusunda, biber gazı kapalı alanlarda kullanılmaması gereken potansiyel tehlikeli bir maddedir. Açık alanda istisnai olarak kullanılması gerekiyorsa da açıkça konulmuş kurallar çerçevesinde olmalıdır. Biber gazı hiçbir zaman bir hükümlüyü kontrol altına alma amacıyla kullanılmamalıdır. Biber gazı kimyasal silah olarak görülmemiş ve kanun infazı amacıyla kullanılma yetkisi verilmiş olsa da, solunum problemleri, mide bulantısı, istifra, solunum borusu enfeksiyonu, göz pınarlarının ve gözlerin tahriş olması, spazm, göğüs ağrısı, deri iltihabı ve alerjilere yol açabilir. Yüksek dozda kullanımı solunum ve sindirim borularında doku çürümesine, yüksek irtifa akciğer ödemine veya iç kanamaya sebep olabilir. Bir yandan bu ciddi potansiyel tehlikeler, bir yandan da cezaevi yetkililerinin kullanabileceği alternatif yollar göz önünde bulundurulduğunda, mevcut davada koşullar bu durumu gerekçelendirmemiştir.
Yatağa bağlama cezasını kullanılması hususunda ise, başvuranın yatağa bağlı olarak tutulduğu süre, Julin / Estonya davasındaki süreden (9 saat) daha kısadır ve başvuranın durumu saat başı değerlendirilerek tıbbi personel tarafından da kontrol edilmiştir. Ancak bu faktörler mevcut davada bu yöntemin kullanılmasına yeterli bir gerekçe teşkil etmemektedir. Söz konusu kısıtlama yöntemi asla ceza yöntemi olarak kullanılmamalıdır; kişilerin kendisine, başka kişilere ya da cezaevi güvenliğine karşı ciddi bir tehlike arz ettikleri durumda kullanılmalıdır. Tek kişilik disiplin hücresine kapatılmış olan başvuranın daha sonra polis ile görüşmesinin ardından kendisine ya da başkalarına karşı bir tehlike arz ettiği kanıtlanamamıştır. Ayrıca başvuranın yatakta bağlı bırakıldığı süre katiyen göz ardı edilemeyecek uzunlukta bir süre olup başvuranın bu kadar uzun bir süre boyunca hareketsiz bırakılması kendisine acı çektirmiş ve fiziksel rahatsızlık vermiştir. Bu önlemlerin etkilerinin toplamı göz önünde bulundurulduğunda, başvuran insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz bırakılmıştır.
Sonuç: ihlal (oybirliği ile)
41. madde: Manevi tazminat olarak 5,000 avro
(Ayrıca bk. Oya Ataman/Türkiye, 74552/01, 5 Aralık 2006, 92 Sayılı Bilgi Notu; Ali Güneş/Türkiye, 9828/07, 10 Nisan 2012, 151 Sayılı Bilgi Notu; Julin/Estonya, 16568/08 ve diğerleri, 29 Mayıs 2012, 152 Sayılı Bilgi Notu; ve İzci/Türkiye, 42606/05, 23 Temmuz 2013, 165 Sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy