AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
TALU / TÜRKİYE KARARI
(Başvuru no. 2118/10)
KARAR
STRAZBURG
19 Haziran 2018 Salı
İşbu karar nihaidir; fakat bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Başkan,
Paul Lemmens,
Yargıçlar,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
29 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakerelerin ardından,
aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın temelinde bir Türk vatandaşı olan Mahfuz Talu’nun (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 15 Aralık 2009 Salı tarihinde yapmış olduğu (2118/10 no’lu) başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuranlar, Diyarbakır Barosu’na kayıtlı Avukatlar M. Danış Beştaş ve M. Beştaş tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. 4 Aralık 2012 tarihinde başvurunun kısmen kabul edilemez olduğu beyan edilmiştir. Başvuranın tutukluluğunun hukuka uygunluğuna dair etkili bir itiraz yolu bulunmamasına ve bu hususta tazminat hakkına ilişkin şikâyetler Hükümet’e tebliğ edilmiştir.
OLAYLAR VE OLGULAR
4. Başvuran 1959 doğumlu olup, Siirt’de ikamet etmektedir.
5. Başvuran 9 Ocak 2009 tarihinde bir terör örgütüne üye olduğu ve bu terör örgütü lehine propaganda yaptığı şüphesiyle gözaltına alınmıştır.
6. 13 Ocak 2009 tarihinde başvuran, iddia edilen suçları işlediğine dair kuvvetli şüpheyi göz önünde bulundurarak başvuranın tutuklanmasına karar veren Siirt Sulh Ceza Mahkemesi’nin huzuruna çıkarılmıştır.
7. Başvuranın avukatı 3 Ağustos 2009 tarihinde başvuranın tutuklanması kararına itirazda bulunmuştur ve beraat etmesini talep etmiştir.
8. Diyarbakır Cumhuriyet savcısı 6 Ağustos 2009 tarihinde başvuran hakkında bir iddianame düzenleyerek başvuranı terör örgütü lehine propaganda yapmak ve terör örgütüne yardım ve yataklık etmekle suçlamıştır.
9. 10 Ağustos 2009 tarihinde hazırlık duruşmasının sonucunda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasını temel alarak başvuranın tutukluluk süresini uzatmıştır.
10. 8 Eylül 2009 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyası üzerinden res’en başvuranın tutukluluğunu incelemiştir ve tutukluluğunu uzatmaya karar vermiştir.
11. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nin önünde 1 Ekim 2009 tarihinde gerçekleşen ilk duruşmanın sonucunda başvuran tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.
12. 31 Aralık 2009 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi başvuranı üzerine atılı suçlardan beraat ettirmiştir. Bu karar temyiz edilmemiştir ve 8 Ocak 2010 tarihinde kesinleşmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. HÜKÜMET’İN İLK İTİRAZI
13. Hükümet, ilk olarak başvurunun yapıldığı 15 Aralık 2009 tarihinde başvuranın avukatlarının bir yetki belgesi sunmadığını ileri sürmüştür. Hükümet, usulüne uygun olarak hazırlanan ve imzalanan yetki belgesinin daha sonra 20 Aralık 2010 tarihinde tebliğ edildiğini ve bu yüzden kendi görüşüne göre başvuranın altı aylık süre sınırına uymadığını iddia etmiştir.
14. Mahkeme, başvuranın avukatlarının 15 Aralık 2009 tarihinde noter onaylı vekaletname ile birlikte başvuran adına eksiksiz bir şekilde başvuru formunu imzalayıp Mahkeme’ye sunduğunu gözlemlemiştir.19 Kasım 2010 tarihli yazıyla Yazı İşleri Müdürlüğü başvurandan usulüne uygun ve eksiksiz bir şekilde hazırlanmış yetki belgesini sunmasını istemiştir.Başvuran talep edilen belgeyi herhangi bir gecikme olmadan Yazı İşleri Müdürlüğü’ne sunmuştur ve 20 Aralık 2010 tarihinde belge Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından teslim alınmıştır.Sonuç olarak, Mahkeme mevcut başvurunun yapıldığı tarihi 15 Aralık 2009 ,yani usulüne uygun bir şekilde hazırlanan ve imzalanan başvurunun başvuran tarafından sunulduğu tarih, olarak kabul etmiştir (bk., Kozlitin/Rusya, no. 17092/04, § 43, 14 Kasım 2013).
15. Ayrıca Mahkeme başvurunun altı aylık süre içerisinde yapıldığını eklemiştir ve Hükümet’in ilk itirazını reddetmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 5 § 4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Başvuran Sözleşme’nin 5 § 4 maddesine dayanarak mahkemeler önünde yargılama öncesi tutukluluğu gözden geçirildiğinde mahkemeye çıkamadığından şikâyet etmiştir.
17. Hükümet, söz konusu beyana itiraz etmiştir.
18. Mahkeme bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca kabul edilmezliğe ilişkin başka herhangi bir gerekçe de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmiştir.
19. Mevcut davada başvuran 13 Ocak 2009 tarihinde yargılama öncesinde tutuklanmıştır ve 1 Ekim 2009 tarihinde serbest bırakılmıştır. Bu süre boyunca bir yargıç önüne çıkamamıştır.
20. Mahkeme, Erişen ve Diğerleri / Türkiye (no. 7067/06, § 53, 3 Nisan 2012) ve Karaosmanoğlu ve Özden (no. 4807/08, § 76, 17 Haziran 2014) davalarında benzer bir şikâyeti incelemiş ve her iki davada Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, mevcut davayı incelemiştir ve yukarıda belirtilen davalardaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koşul görmemiştir.
21. Buna göre, bu başlık altında Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi ihlâl edilmiştir.
III. SÖZLEŞME’NİN 5 § 5 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
22. Başvuran Sözleşme’nin 5 § 5 maddesine dayanarak Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edilmesi hususunda kendisine tazminat hakkı tanınmadığından şikâyet etmiştir.
23. Hükümet, söz konusu beyana itiraz etmiştir.
24. Mahkeme bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca kabul edilmezliğe ilişkin başka herhangi bir gerekçe de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmiştir.
25. Mahkeme, 5. maddenin 5. fıkrasının, 1, 2, 3 veya 4. fıkralara aykırı şekilde gerçekleştirilen hürriyet yoksun kılma işlemleri bakımından tazminat elde edilmesine yönelik bir hukuk yolunun mevcut olmasını gerektirdiğini hatırlatmaktadır (Wassink/Hollanda, 27 Eylül 1990, § 38, A Serisi no. 185‑A)Bu tazminat hakkının önkoşulu, 5. maddenin önceki fıkralarından birinin ihlalinin ya bir yerel mahkeme ya da Mahkeme tarafından tespit edilmiş olmasıdır.
26. Bu bağlamda Mahkeme, başvuranın yargılama öncesi tutukluluğunun hukuka uygunluğuna ilişkin olarak mahkeme önünde itirazda bulunmak için mahkemeye çıkamadığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 5 § 4 maddesini ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme hâlihazırda benzer bir şikâyeti Karaosmanoğlu ve Özden (bk., yukarıda, § 72) davasında incelemiş olduğunu ve Sözleşme’nin 5 § 5 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiş olduğunu hatırlatmaktadır.Bu davadaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koşul bulunmamaktadır.
27. Bu doğrultuda Mahkeme, mevcut davada Sözleşme’nin 5 § 5 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
IV. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
28. Başvuran, 50.000 Türk lirası (yaklaşık olarak 9,900 avro) manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
29. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
30. Mahkeme, başvuranın mevcut davada tespit elden ihlallerle bağlantılı olarak manevi zarara uğramış olduğunu değerlendirmektedir. Mahkeme hakkaniyet temelinde bir hükme vararak başvurana 750 avro manevi tazminat verilmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve giderler
31. Ayrıca başvuran masraf ve giderler için toplam 12.000 Türk Lirası (yaklaşık olarak 2.400 avro) talep etmiştir. Bu bağlamda başvuranın avukatları on üç buçuk saatlik yasal çalışma yaptığını gösteren bir zaman çizelgesini sunmuştur.
32. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
33. Mahkeme, başvuranın masraf ve giderlerini geri alabilmesi için, söz konusu masraf ve giderlerin fiilen ve gerekli olduğu için yapılmış olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması gerektiğini hatırlatmıştır. Mevcut davada başvuran masraf ve giderler için öne sürdüğü talebe ilişkin olarak herhangi bir fatura sunmamış fakat avukatlarının çalıştığı süreleri gösteren zaman çizelgesini sunmuştur. Bu doğrultuda Mahkeme başvurana masraf ve giderler için 1000 avro ödenmesini uygun bulmuştur.
C. Gecikme Faizi
34. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğuna;
2. Başvuran mahkeme önünde tutukluluğunun hukuka uygunluğuna itiraz etmek için mahkemeye çıkamaması nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşme’nin 5 § 5 maddesinin ihlal edildiğine;
4.
(a) Davalı Devlet tarafından, başvuranlara, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere:
(i) manevi tazminat olarak, miktara yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere, 750 avro (yedi yüz elli avro) ödenmesine;
(ii) Masraf ve giderler için, başvuranlara yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere, 1000 avro (bin avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 19 Haziran 2018 Salı günü yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy