AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
TAMER TANRIKULU/TÜRKİYE
(Başvuru no. 36488/08)
KARAR
STRAZBURG
29 Kasım 2016
İşbu karar nihaidir ancak şekli düzenlemelere tabi olabilir.
Tamer Tanrıkulu/Türkiye davasında,
Başkan,
Nebojša Vučinić,
Yargıçlar,
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) heyeti ile 8 Kasım 2016 tarihinde yapılan gizli müzakereler sonrasında, aynı tarihte kabul edilmiş olan aşağıdaki kararı bildirir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 36488/08 no’lu bu dava, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“Mahkeme”) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca 29 Temmuz 2008 tarihinde bir Türk vatandaşı olan Tamer Tanrıkulu (“başvuran”) tarafından yapılan bir başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat B. Mugan tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 23 Ocak 2014 tarihinde Hükümet’e tebliğ edilmiştir.
OLAY VE OLGULAR
I. DAVAYA ÖZGÜ KOŞULLAR
4. Başvuran, 1983 yılında doğmuştur ve Iğdır’da ikamet etmektedir.
5. Başvuran, 14 Ocak 2005 tarihinde, askerlik görevini ifa ederken, nöbet tuttuğu çatıdan düşmüştür. Daha sonra, birçok sivil ve askeri hastanelerde tedavi olmuştur. 4 Mayıs 2005 tarihli sağlık raporuna göre, başvurana sol parietal kraniyotomi rahatsızlığı teşhisi konmuş ve askerliğe elverişli olmadığına karar verilmiştir.
6. Başvuran, 8 Temmuz 2005 tarihinde Savunma Bakanlığına yaralanması nedeniyle tazminat talebinde bulunmuştur.
7. İdari makamlar tarafından söz konusu talep zımni olarak reddedildikten sonra, başvuran, 1 Kasım 2005 tarihinde, askerliği sırasında edindiği yaralanmalara ilişkin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde tazminat davası açmıştır. Başvuran, maddi tazminat olarak 20.000 Türk lirası (TRY) (yaklaşık 12.400 avro[1]) ve manevi tazminat olarak da aynı miktarı talep etmiştir.
8. 4 Ekim 2007 tarihli bir bilirkişi raporunda, başvuranın, maddi zararı 58.384 TRY (yaklaşık 36.260 Avro) olarak hesaplanmıştır.
9. Başvuran, 19 Ekim 2007 tarihinde, mahkemeden, bilirkişi raporu alındığında maddi zararının gerçek boyutunun ancak farkına vardığını belirterek, başta dile getirdiği tazminat talebinin ıslah edilmesini talep etmiştir.
10. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 28 Kasım 2007 tarihinde, başvuranın lehine karar vermiş ve maddi tazminat olarak ilk tazminat talebi olan 20.000 TRY’nin tamamının ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme, manevi tazminat olarak ise 12.000 TRY ödenmesine karar vermiştir. Öte yandan, mahkeme, kendisinin başta yapılan talebe bağlı olduğuna kanaat getirerek, başvuranın ıslah talebini reddetmiştir. Mahkeme, özellikle aşağıdaki ifadelere yer vermiştir:
“Islahın konusu, tarafların yapmış olduğu usul işlemlerinin düzeltilmesidir. 4 Kasım 2000 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı incelendiğinde, adli yargıda dava devam ederken bilirkişi raporları sonrasında ortaya çıkan tazminat farkının ikinci bir ek dava ile istenebileceği kanaatine varılmalıdır. Oysa ki, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde açılan davalarda [davacı söz konusu durumun farkında olduktan sonra] bir yıllık ve idari başvurulardan sonra altmışar günlük açma süresi işlemektedir. Bu süreler geçildikten sonra müddeabihin miktarının değiştirilemeyeceği Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanununun 46(4) maddesinde belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın ıslah talebinin yasal süreler geçtiği için yapıldığı ... kanaatine varılarak reddedilmesine karar verilmiştir...”
11. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 16 Nisan 2008 tarihli kararıyla, başvuranın önceki kararın düzeltilmesi talebini reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
12. Söz konusu zamanda geçerli olan ilgili iç hukuk ve uygulamaya Fatma Nur Erten ve Adnan Erten/ Türkiye (no. 14674/11, §§ 17 ve 18, 25 Kasım 2014) kararından erişilebilir.
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
13. Başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin süresi dışında yapıldığı için ek tazminat talebini reddeden kararının mahkemeye erişim hakkından ve böylece Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin anlamı çerçevesinde adil yargılanma hakkından kendisini mahrum bıraktığını ileri sürmüştür. Söz konusu madde aşağıdaki gibidir:
“Herkes, davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili ... karar verecek olan ... ... mahkeme tarafından... adil bir şekilde... görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
A. Kabul edilebilirlik
14. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı çerçevesinde başvuranın açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve herhangi bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını ve bu nedenle kabul edilebilir olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.
B. Davanın Esası
15. Başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin ek tazminat talebini yasal süresi dışında yapıldığı gerekçesiyle reddetmesi nedeniyle adil yargılanma ve mahkemeye etkili erişim hakkından mahrum kaldığını ileri sürmüştür. Davacının askeri idari yargılama işlemlerinde başta yaptığı talebini ıslah etmesine olanak sağlamayan usulü kuralın, maruz kaldığı maddi zararın gerçek boyutunun farkına varmadan önce dava açma hakkını kısıtlayacak şekilde işlediğini iddia etmiştir.
16. Hükümet, başvuranın şikâyetinin değerlendirilmesini Mahkeme’nin takdirine bırakmış ve başvuranı askeri mahkemeler önünde başta dile getirdiği talebini değiştirmekten alıkoyan söz konusu mevzuatın 30 Nisan 2013 tarihinde değiştirildiğini belirtmiştir. Buna göre, mevcut mevzuat (1603 sayılı Kanunun 46 (4) maddesi) hâlihazırda davacılara askeri mahkemeler önünde başta dile getirdikleri taleplerini ilk derece mahkemesi önünde yargılamalar devam ederken ıslah etme imkanı sağlamaktadır.
17. Mahkeme, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin herkese medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili anlaşmazlıkları mahkeme önünde dile getirme hakkını güvence altına aldığını hatırlatmaktadır. Böylece, söz konusu madde, medeni haklara ilişkin meselelerde mahkemeler önünde dava açma hakkı olan mahkemeye erişim hakkının bir yönünü oluşturan “mahkeme hakkını” kapsamaktadır (bkz., Golder/Birleşik Krallık, 21 Ocak 1975, §§ 34 in fine ve 35-36, A Serisi no. 18, ve Z ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], no. 29392/95, §§ 91‑93, AİHM 2001-V).
18. Mahkemeye erişim hakkı mutlak değildir; kısıtlamalara tabi olabilir. Zira, anılan hakkın doğası, toplum ve bireylerin zamana ve yere göre değişebilen ihtiyaç ve kaynaklarına göre devletin düzenleme yapmasını gerektirir. Bu düzenleme yetkisi kapsamında, devletin belirli bir takdir aralığı bulunmaktadır. Sözleşme gerekliliklerinin gözetilmesine ilişkin nihai karar Mahkeme’ye ait olsa da, bu alanda en iyi politikanın ne olduğuna dair değerlendirme yapma görevi ulusal mahkemelere aittir. Bununla birlikte, getirilen kısıtlamalar, hakkın özüne zarar verecek ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememelidir. Ayrıca bu tür sınırlamalar, ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantılılık ilişkisi olması halinde Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine uygun olacaktır (bkz., Stanev/Bulgaristan [BD], no. 36760/06, § 230, AİHM 2012).
19. Mahkeme, mevcut davanın söz konusu zamanda davacıyı askeri idari mahkemeler önünde devam eden yargılamalar sırasında başta dile getirdiği talebini değiştirmekten alıkoyan usulü bir kuralın uygulanmasına ilişkin olduğunu belirtmektedir (bkz., özellikle, Okçu/Türkiye, no. 39515/03, § 32, 21 Temmuz 2009). Mevcut davada başvuran askeri idari mahkemeler önünde 20.000 TRY tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, başvuranın maruz kaldığı maddi tazminatın boyutunu belirlemek için bilirkişi raporu alınmasına hükmetmiştir. Bilirkişi, maddi tazminat miktarının 58.384 TRY olduğu sonucuna varmıştır. Buna dayanarak, başvuranın başta dile getirdiği tazminat talebinin düzeltilmesini istemiş ve 38.384 TRY ek tazminat talebinde bulunmuş, ancak, bu talep, mahkeme tarafından yalnızca uygulanabilir usulü kural nedeniyle reddedilmiştir.
20. Mahkeme, başvurandan askeri idari mahkemeler önünde dava açtığı sırada maddi zararının asıl boyutunu bilmesinin makul olarak beklenemeyeceği, zira maddi zararın gerçek boyutunun yalnızca yargılamalar sırasında mahkeme tarafından resen alınan bilirkişi raporuyla tespit edilebildiği görüşündedir. Benzer olarak, başvurandan kasten tazminat talebini olduğundan fazla göstermesini ve hem zararını hem de zorunlu mahkeme masrafının önceden karşılaması umuduyla oldukça yüksek bir miktar talep etmesini beklemek, mahkemeye erişim hakkına orantısız bir kısıtlama teşkil edecektir (bkz., Fatma Nur Erten ve Adnan Erten/Türkiye (no. 14674/11, § 31, 25 Kasım 2014).
21. Başvuranları yargılamalar sırasında başta dile getirdikleri taleplerini değiştirmekten alıkoyan askeri yüksek idare mahkemesi kanunu uyarınca mahkemeye erişim hakkının ihlaline ilişkin olarak Fatma Nur Erten ve Adnan Erten (ibid., §§ 29-33) davasında Mahkeme’nin eriştiği sonuçların ışığında, Mahkeme, mevcut davada, söz konusu sonuçlardan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir neden görmemektedir. Buna göre, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
22. Başvuran, maddi zararına karşılık olarak 100.000 Amerikan doları (yaklaşık 74.800 Avro) ve manevi zararına karşılık olarak da aynı miktarı talep etmiştir. Başvuran, ayrıca, avukatlık ücretine karşılık olarak 30.000 Avro ödenmesi talebinde bulunmuş, ancak talebini destekleyecek herhangi bir fatura veya belge sunmamıştır.
23. Hükümet, başvuranın adil tazmin taleplerinin ve avukatlık ücreti talebinin aşırı ve gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.
24. Manevi tazminat olarak, Mahkeme, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine uygun olarak yargılamaların sonuçlarının ne olacağı konusunda yorum yapamadığını belirtmektedir. Buna göre, bu başlık altında başvurana herhangi bir miktarın ödenemeyeceği kanaatindedir. Manevi tazminata ilişkin olarak, hakkaniyet temelinde karar vererek, mahkeme başvurana bu başlık altında 6.000 Avro ödenmesine karar vermektedir.
25. Mahkeme, ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlalinin en uygun şekilde tazmininin, başvuranın, mümkün olduğunca, söz konusu madde ihlal edilmediği takdirde olacağı konuma getirilmesinin sağlanmasıyla yerine getirileceğini hatırlatmaktadır (bkz., Mehmet ve Suna Yiğit /Türkiye, no. 52658/99, § 47, 17 Temmuz 2007). Mahkeme, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlalinin mahiyetini dikkate alarak, ilke olarak, söz konusu ihlalin en uygun şekilde tazmin edilmesi için yargılamaların yeniden başlatılması veya yeniden açılması gerektiği görüşündedir. Bu bağlamda, Mahkeme, 30 Nisan 2013 tarihinde geçerli Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunun 64(i) maddesinde, Mahkeme kararının ardından, yargılamaların yeniden açılmasına olanak tanındığını belirtmektedir. Bu nedenle, söz konusu fırsat başvuran tarafından kullanılmalıdır (bkz., Bistrović /Hırvatistan, no. 25774/05, § 58, 31 Mayıs 2007, ve yukarıda anılan Fatma Nur Erten ve Adnan Erten, § 37).
26. Son olarak, Mahkeme içtihatlarına göre, bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin gerçekten ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu gösterebiliyorsa, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Mevcut davada, başvuran, masraf ve giderlere ilişkin talebini belgelendirmemiştir. Buna göre, Mahkeme, bu başlık altında herhangi bir tazminata hükmetmemektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabul edilebilir olarak beyan edilmesine,
2. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine,
3. (a) Davalı Devlet tarafından başvurana, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi doğrultusunda, karar kesinleştikten sonra üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere manevi tazminata ilişkin olarak 6.000 avronun (altı bin avro) vergi olarak ödenmesi gereken miktar hariç olmak üzere ödenmesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına,
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin taleplerinin geri kalanının reddedilmesine,
karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca, 29 Kasım 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
[1]. Avroya yapılan tüm dönüşümler, söz konusu zamanda geçerli olan döviz kuru üzerinden yapılmalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy