AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞARSU / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 47628/11)
KARAR
STRAZBURG
15 Mayıs 2018
İşbu karar kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Taşarsu / Türkiye davasında,
Başkan,
LediBianku,
Yargıçlar,
NebojšaVučinić,
JonFridrikKjølbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla,
10 Nisan 2018 tarihinde Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm)aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın temelinde bir Türk vatandaşı olan Hacer Taşarsu’nun (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 23 Haziran 2011 tarihinde yapmış olduğu (47628/11 no’lu) başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuran, İstanbul Barosuna bağlı olarak görev yapan Avukat O. Yıldız tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranın yargılamaların hazırlık süreci esnasında avukat yardımından faydalandırılmamasına ilişkin şikâyet 11 Mart 2015 tarihinde Hükümet’e bildirilmiş ve başvurunun geriye kalan kısmı Mahkeme İç Tüzüğünün 54 § 3 maddesine göre kabul edilemez bulunmuştur.
4. İkinci Bölüm Başkan Yardımcısı, 12 Ekim 2016 tarihinde, Hükümeti, İbrahim ve Diğerleri / Birleşik Krallık ([BD], no. 50541/08, 50571/08, 50573/08 ve 40351/09, AİHM 2016) kararı ışığında, arzu ederlerse, ek görüşlerini sunmaya davet etmiştir.
OLAYLAR VE OLGULAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran 1979 doğumlu olup, Adana’da ikamet etmektedir.
6. Başvuran 8 Mart 2002 tarihinde yasadışı örgüt üyeliği şüphesiyle yakalanmış ve göz altına alınmıştır.
7. 9 Mart 2002 tarihinde polis başvuranın avukat gıyabında ifadesini almıştır. Sorgulama sırasında, başvuran yasadışı örgüt PKK (Kürdistan İşçi Partisi) içerisindeki eylemlerini ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır.
8. Başvuran 11 Mart 2002 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde yine avukat gıyabında Cumhuriyet savcısının ve sorgu hâkiminin karşısına çıkmıştır. Başvuran baskı altında ifade verdiğini öne sürerek, Cumhuriyet savcısı ve sorgu hâkimi karşısında önceden verdiği ifadelerin bir kısmını reddetmiştir. Aynı gün, sorgu hakiminin emri üzerine başvuran, yargılama öncesinde tutuklanmıştır..
9. Cumhuriyet savcısı 18 Mart 2002 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde başvuran hakkında mülga Ceza Kanunu’nun 168. Maddesi uyarınca yasadışı terör örgüyü üyesi olmak suçundan iddianame düzenlemiştir.
10. 31 Mayıs 2002 tarihinde yapılan bir duruşmada, başvuran, avukatının huzurunda şahsen delil sunmuştur. Başvuran kendi imkanlarıyla Türkiye’yi terk ettiğini ve adını hatırlamadığı kişilerin yardımıyla Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve İran’a gittiğini belirtmiştir. Ayrıca, Yunanistan ve İran’da kamplarda kaldığını belirtmiştir. Başvuran İran’daki kampta olduğu esnada genç yaşından dolayı birçok eyleme katılmadığını söylemiştir. Başvuran daha sonra sağlık durumunu ve ailevi sebepleri öne sürerek Türkiye’ye dönmek istediğini belirtmiştir. Sonrasında, bölgeyi iyi bilen insanların yardımıyla dağlardan Türkiye’ye döndüğünü ifade etmiştir. Başvuran ablasının evinde kalırken polis tarafından yakalanmıştır. Başvuran ayrıca dava kapsamında suçlanan diğer kişileri tanımadığını ve kamplarda eğitim almadığını iddia etmiştir. Başvuran son olarak, İran’da bulunan kamptaki kod adının “Ariel” olduğunu belirtmiştir.
Başvurana polise verdiği ifadeleri sorulduğunda kendisi bu ifadeleri reddetmiş ve baskı altında alındığını iddia etmiştir. Savcılığa verdiği ifadeler sorulduğunda başvuran bu ifadelerin seyahatine yönelik kısmını reddetmiştir. Sorgu hâkimine verdiği ifadeler sorulduğunda ise başvuran bir kez daha polisin kendisine baskı uyguladığını öne sürerek bu ifadeleri reddetmiştir.
11. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 16 Nisan 2008 tarihinde, diğerlerinin yanı sıra, polise verdiği ifadelere dayanarak başvuranı yeni Türk Ceza Kanunu’nun 314 § 2 maddesi uyarınca mahkûm etmiş ve altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırmıştır.
12. Yargıtay, 23 Aralık 2010 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
13. Avukata erişim hakkı hususundaki ilgili iç hukuka ilişkin açıklamalar, Salduz/Türkiye ([BD] no. 36391/02, §§ 27 ‑31, AİHM 2008) kararında yer almaktadır.
14. 15 Temmuz 2003 tarih ve 4928 sayılı Kanun ile 3842 sayılı Kanun’un 31. maddesi yürürlükten kaldırılmış; dolayısıyla Devlet Güvenlik Mahkemeleri önündeki davalarda sanıkların avukata erişim hakkı üzerine getirilen kısıtlama kaldırılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I.SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 VE 3 (c) MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran yargılamaların hazırlık sürecinde avukatına erişiminin olmadığından ve polise verdiği ifadelerin yargılamayı yürüten mahkeme tarafından aleyhinde mahkûmiyet kararı verilmesinde kullanılmasından şikayetçi olmuştur. Başvuran Sözleşme’nin 6 § 3 (b) ve (c) ve 13. Maddelerine dayanmıştır.
16. Mahkeme, söz konusu şikâyeti, ilgili kısımları aşağıda verilen Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamında değerlendirmeye karar vermiştir:
“1. “Herkes davasının, (...) cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, (...) mahkeme tarafından, (...) adil yargılanma hakkına sahiptir.”
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
...
(c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;
...”
17. Mahkeme bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca kabul edilemezliğe ilişkin başka herhangi bir gerekçe de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
18. Başvuran 3842 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki alanına giren bir suç işlemekle suçlandığı için avukat yardımından mahrum bırakılmaktan şikayetçi olmuştur.
19. Hükümet, davanın kabul edilebilirliği ve esasına ilişkin görüş bildirmemiştir.
20. Mahkeme, başvuranın avukat yardımına erişiminin 3842 sayılı Kanun gereği kısıtlandığını ve bu durumun başvuranın yakalandığı dönemde uygulanan sistematik bir kısıtlama olduğunu kaydetmiştir (bk. Salduz / Türkiye [GC], no. 36391/02, § 56, AİHM 2008). Mahkeme, başvuranın avukat yardımına erişimine getirilen kısıtlamanın sistematik mahiyetinin özünde Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesini ihlal edip etmediğini incelemeyi gerekli görmemektedir. Zira her hâlükârda Hükümet, kısıtlamayı zorunlu kılan herhangi bir sebep sunmamış veya soruşturmanın ilk safhasında avukat yardımından faydalandırılmamış olmasının başvuranın savunma hakkına geri döndürülemez biçimde halel getirmediğini ispat etmemiştir (bk. yukarıda anılan Salduz, §58, ve İbrahim ve Diğerleri / Birleşik Krallık ([BD], no. 50541/08, 50571/08, 50573/08 ve 40351/09, § 274, AİHM 2016). Bu bağlamda, Mahkeme başvuranın mahkûm edilmesinde, ilk derece mahkemesi başvuranın bu mahkeme nezdindeki suçlayıcı ifadelerinin yanı sıra polise verilen detaylı ifadelere de dayandığını kaydetmiştir/tespit etmiştir.. Ayrıca, yargılama esnasında delilleri kabul edilebilirlik yönünden incelememiştir. Benzer şekilde, Yargıtay da bu meseleyi şeklî olarak ele almış ve bu eksikliğin giderilmesini sağlayamamıştır (bk. Bayram Koç/Türkiye, no. 38907/09, 5 Eylül 2017).
21. Yukarıdaki açıklamalar, Mahkemenin, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlal edildiğine karar vermesi için yeterlidir.
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
22. Başvuran adli tazmin talebinde bulunmamıştır. Buna göre, Mahkeme, kendisine bu gerekçeyle herhangi bir meblağ ödenmesine hükmetmeye gerek duymamıştır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddelerinin ihlal edildiğine;
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 15 Mayıs 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLediBianku
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy