AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞÇI /TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 43868/06)
KARAR
STRAZBURG
10 Ekim 2017
KESİNLEŞME TARİHİ
10 Ocak 2018
İşbu karar, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde öngörülen koşullar dâhilinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Taşçı / Türkiye davasında,
Başkan
Robert Spano,
Yargıçlar
Ledi Bianku,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Valeriu Griţco,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Daire hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 5 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonrasında, aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Türk vatandaşı olan Ekrem Taşçı (“başvuran”) tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, 27 Ekim 2006 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan bir başvuru (no. 43868/06) bulunmaktadır.
2. Başvuran, Ankara Barosuna bağlı Avukat E. Şahin tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (“AYİM”) bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikâyet, 5 Eylül 2014 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiş; başvurunun geriye kalan kısmının ise Mahkeme İçtüzüğü’nün 54 § 3 maddesi uyarınca kabul edilemez olduğu beyan edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran, 1971 doğumlu olup; Ankara’da ikamet etmektedir.
5. Astsubay olarak görev yapmış olan başvuran, 1995 yılında, ordudaki görevinden ihraç edilmiştir. Ardından, hakkındaki ihraç kararının iptal edilmesi talebiyle AYİM önünde dava açılmıştır. Başvuran, ayrıca, maddi tazminat talep etmiştir.
6. AYİM, 20 Aralık 2005 tarihinde, başvuran hakkındaki ihraç kararını iptal etmiş ve başvuranın tazminat taleplerini kısmen kabul etmiştir.
7. Başvuranın, tazminat taleplerinin geriye kalan kısmı için yaptığı karar düzeltme talebi ise, 18 Nisan 2006 tarihinde, AYİM tarafından reddedilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
8. İlgili iç hukuk ve uygulamaya ilişkin açıklamalar, Yavuz/Türkiye ((k.k.), no. 29870/96, 25 Mayıs 2000), ve Tanışma/Türkiye (no. 32219/05, §§ 29-50, 17 Kasım 2015) kararlarında yer almaktadır.
9. Türkiye’de 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen bir referandum sonucunda, 6771 sayılı Kanun kabul edilmiş, Anayasa’nın 145 ve 157. maddeleri ilga edilmiş, ayrıca Anayasa’nın 142. maddesine aşağıdaki paragraf eklenmiştir:
“...Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamaz. Ancak, savaş halinde asker kişilerin görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabilir.”
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
10. Başvuran, AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak kabul edilemeyeceğini, zira söz konusu davayı gören beş kişilik mahkeme heyetinde yer alan iki subayın askeri makamların hiyerarşisi altında olduklarını ve askeri hâkim sıfatına sahip olan diğer heyet üyeleri ile aynı hukuki güvencelerden faydalanmadıklarını iddia etmiştir. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
11. Mahkeme, şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dâhilinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığı kanısındadır. Mahkeme ayrıca, söz konusu şikâyetin başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olarak beyan edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Esas Hakkında
12. Mahkeme, hâlihazırda, benzer bir şikâyeti Tanışma/Türkiye (no. 32219/05, §§ 74-84, 17 Kasım 2015) davasında incelediğini ve AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak kabul edilemeyeceğine, zira söz konusu davayı gören mahkeme heyetindeki iki subayın askeri hâkim sıfatına sahip olan diğer heyet üyeleri ile aynı anayasal güvencelerden faydalanmadıklarına karar verdiğini hatırlatır.
13. Mahkeme, iç hukukta yapılan son değişiklikleri dikkate almaktadır (bk. yukarıda § 9). Ancak, şikâyet konusu olaylar, yeni mevzuatın kabul edilmesinden önce meydana gelmiştir. Dolayısıyla, Mahkeme, yukarıda anılan Tanışma kararındaki tespitlerinden ayrılmasını gerektiren herhangi bir unsurun mevcut olmadığına karar vermiştir.
14. Buna göre, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
15. Başvuran, 367.446 avro maddi, 179.856 avro manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
16. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
17. Mahkeme, maddi tazminat konusunda, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edilmemiş olması hâlinde yargılamaların nasıl sonuçlanabileceği hususunda herhangi bir tahminde bulunamayacağı görüşündedir. Bu bahisle, bu başlık altında herhangi bir tazminata hükmedilemeyeceği kanaatindedir.
18. Manevi tazminat konusunda ise, hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, iç hukukta yapılan son değişikliklerin yanı sıra hukuk mahkemeleri önünde yargılamanın iadesi imkânının bulunmasını göz önüne alarak, başvurana 1.500 avro ödenmesini uygun bulmuştur.
B. Masraf ve Giderler
19. Başvuran, taleplerini destekleyecek herhangi bir belge sunmaksızın, Mahkeme önünde oluşan avukatlık ücretleri ile masraf ve giderleri karşılığında toplam 45.500 Türk lirası talep etmiştir.
20. Hükümet, bu talebe itiraz etmiştir.
21. Mahkemenin içtihadına göre, bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin fiilen ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu belgelendirebildiği takdirde bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Somut davada, başvuran, belirli bir miktarın belirlenmesinde temel alınabilecek herhangi bir fiş ya da makbuz sunmamıştır. Dolayısıyla, Mahkeme, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmamasına karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
22. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3.
(a) Davalı Devlet tarafından, başvurana, kararın Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergi hariç 1.500 avro (bin beş yüz avro) manevi tazminat ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 10 Ekim 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıRobert Spano
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy