The Church of Jesus Christ of Latter-Day Saints - / Birleşik Krallık - 7552/09 - 4.3.2014 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Birçok ibadet odalarına ve Stake merkezleri olarak bilinen daha büyük ibadet odalarına ek olarak, başvuran Kilise’nin bir tanesi Preston’da olmak üzere Birleşik Krallık’ta iki tapınağı bulunmaktadır. Tapınak, Kilise üyeleri (Mormonlar) tarafından tanrının evi olarak ve yeryüzünde en kutsal mekânlardan biri olarak düşünülmektedir. Burada yapılan törenler, büyük dini önem taşımaktadır ve yalnızca geçerli “tavsiyeye” sahip olan en dindar üyelerin girmeye yetkisi olduğuna inanmaktadırlar.
1998 yılında, Preston tapınağı yardım amaçlı kullanılan binalar listesine alınmış ve bu nedenle, yalnızca %20 vergi ödeme yükümlülüğügetirilmiştir.. Ancak, “halka açık ibadet” yerlerine ilişkin olarak 1988 Yerel Yönetim Mali Kanunu uyarınca tapınağın yasal vergiden tam olarak muafiyeti reddedilmiştir. Ancak, kıymet tespitiyle görevli memuru, aynı bölgedeki Stake merkezlerinin, muafiyetten yararlanması gereken “hakla açık ibadet yeri” olduğunu kabul etmiştir. 2001 yılında, ayrıca başvuran, tapınağın vergi listesinden çıkarılması için başvuruda bulunmuş, ancak Lordlar Kamarası iç hukuk meselesi olarak “halka açık ibadet yerlerinin” herkese açık olmak zorunda olduklarına karar verdikten sonra, söz konusu muafiyet talebini kesin olarak reddedilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuruda, başvuran Kilise, Preston tapınağının halka açık ibadet yerlerine yüklenen emlak vergisinden muaf tutulmasının reddedilmesinin, din alanında ayırımcılık teşkil ettiği gerekçesiyle 9. madde ile birlikte Sözleşme’nin 14. maddesinin ihlal edildiği konusunda şikâyetçi olmuştur.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 9 ile birlikte Madde 14: Mahkeme, özel koşullar altında, başvuranın vergiden muafiyete ilişkin olarak Mahkeme’ye yaptığı başvurusunun, 9. maddenin kapsamına girip girmediğine ve böylece 14. maddenin uygulanabilir olduğuna karar vermeye gerek duymamaktadır, çünkü ayırımcılık iddiası her halükarda esastan yoksundur.
İlk olarak, gerçekler karşısında, başvuranın Preston’daki tapınağına ilişkin olarak muafiyet talebinin reddedilmesinin, benzer gruplara gösterilenden farklı bir muameleye neden olup olmadığı konusu şüpheye açıktır, çünkü söz konusu vergi kanunu aynı şekilde İngiltere Kilisesi’nin özel ibadet odaları hakkında da geçerli olmak üzere bütün dini örgütlere aynı sonucu doğurarak uygulanmaktadır. Mahkeme, ayrıca, başvuran Kilise’nin, tapınaklarında uygulanan ibadetlere ilişkin öğretileri nedeniyle, itiraz edilen vergiden muaf tutulacak, farklı bir muamele gösterilmesini gerektirecek vediğer kiliselerden dikkate değer bir şekilde farklı bir pozisyonda olduğu konusunda ikna olmamıştır, çünkü benzer olarak diğer inançlar da öğretileri gereği belirli ibadet yerlerine halkın ulaşmasına izin vermemektedir.
İkinci olarak, Mahkeme’ye göre, vergi kanunun uygulanmasıyla başvuran Kilise’ye karşı oluşan önyargı makul ve tarafsız bir şekilde gerekçelendirilmiştir. Vergi muafiyeti, 1833 Vergi Muafiyeti Kanunu uyarıca ilk olarak halka açık ibadet yerlerine uygulanmıştır ve böylece halka hizmet veren dini binaların ve “kapıları açık olarak ibadet yapılan” söz konusu kiliselerin faydalanması amaçlanmıştır. Lordlar Kamarası, halkın dini hizmetlere ulaşmasının sağlanması kamunun yararına olduğuna ve dini uygulamaların açıklığının çok dinli toplumlarda şüphelere engel olabileceğine ve önyargıları yıkabileceğine hükmetmiştir. Halkın dini hizmetlere ve binalara erişimden faydalanmasını arttırmak için vergi muafiyeti politikası, Devlet yetkililerinin geniş takdir yetkisi kullandıkları genel toplumsal stratejisi olarak nitelendirilmektedir.
Muafiyet talebinin reddedilmesinin sonuçları orantısız değildir: ibadet odaları ve Stake merkezleri gibi başvuranın halka açık bütün ibadet yerleri (Preston’da aynı alanda bulunan Stake merkezi de dâhil olmak üzere), tam muafiyetten faydalanmıştır; halka açık olmayan tapınağın kendisi tam muafiyet hakkı kazanmamıştır; ancak yardım amaçlı kullanımına ilişkin olarak emlak vergisinde %80 indirimden faydalandırılmıştır; itiraz edilen tedbiri öngören kanunlar, Mormon inançlarının meşruluğunu desteklememekte, ancak bunun yerine, özel ibadet odaları söz konusu olduğu müddetçe İngiltere’deki resmi olarak kurulan Hristiyan Kilisesi (İngiliz Kilisesi) için tamamen aynı olumsuz etkileri doğuran ve dini inançların gizli bir şekilde yaşanmasına ilişkin olarak bütün dini gruplar için aynı şekilde olmak üzere tarafsız davranmaktadır; son olarak, geriye kalan emlak vergisi ödeme yükümlülüğü parasal açıdan oldukça düşüktür. Sonuç olarak, karşılaştırılabilir durumlarda dini gruplar arasında muamele farklılıklarının olduğu durumlarda, bunun, makul ve nesnel bir gerekçesinin olduğu görülmektedir.
Sonuç: ihlal yokluğu (oy birliğiyle).
Full & Egal Universal Law Academy