© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme içtihadı hakkında bilgi notu No 177
Ağustos-Eylül 2014
Trabelsi/Belçika - 140/10
Karar 4.9.2014 [Daire V]
Madde 3
İade edilme
Başvuranın şartlı tahliye imkanı olmadan müebbet hapis cezasına mahkum edildiği Sözleşme’ye taraf olmayan bir ülkeye iade edilmesi : ihlal
Madde 34
İtiraz hakkının kullanılmasının engellenmesi
Birini şartlı salıverilme imkanı olmadan müebbet hapis cezasına mahkum edilme konusunda gerçek bir tehlike ile karşı karşıya kaldığı Amerika Birleşik Devletleri’ne iade etme, ve Mahkeme tarafından verilmiş geçici tedbir kararının başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olunması : ihlal
Olaylar – Tunus vatandaşı olan başvuran, Belçika’dan, terör suçlarından dolayı yargılanacağı Amerika Birleşik Devletleri’ne iade edilmiştir. Belçikalı yetkililer Mahkeme’nin iç tüzüğünün 39. maddesi uyarınca kendi önündeki dava sonuçlanana kadar başvuranı Amerika Birleşik Devletleri’ne iade etmemesini söylemesine rağmen onu iade etmişlerdir.
Hukuk – Madde 3 : Başvuran en fazla ihtiyari müebbet hapis cezasına mahkum olacağı El-Kaide bağlantılı terör eylemlerine bağlı suçlardan soruşturulduğu Birleşik Devletler’e iade edilmiştir. İhtiyari müebbet hapis cezasının öngörülmüş olması durumunda hakim, takdir ederse, ilgili suçları daha hafif ve yıl sayısıyla belirlenecek hapis cezasına çarptırabilmektedir.
Babar Ahmad ve diğerleri* davasında kabul edilen yaklaşımda olduğu gibi başvurana itham edilen suçların ağırlığı ve bunlara karşı hakimin tüm hafifletici ve ağırlaştırıcı şartları göz önünde tutarak ceza verecek olması dikkate alındığında, muhtemelen karar verilecek olan ihtiyari müebbet hapis cezası tamamıyla ölçüsüz olmayacaktır.
Soering davasından** beri iade davalarında Mahkeme, 3. madde bakımından karşı karşıya kaldığı tehlikeyi ex post facto olarak değil, ex ante olarak, yani olayda Birleşmiş Devletler’de mahkum edilmeden önce değerlendirmek zorundadır.
Amerikan mevzuatı ister zorunlu ister ihtiyari olsun müebbet hapis cezasına mahkum olunması durumunda şartlı salıverilme imkanını öngörmemektedir. Ancak, bu cezanın hafifletilmesini sağlayan birçok imkan bulunmaktadır. Amerikalı yetkililerin cezaların belirlenmesine ilişkin açıklamaları ve başkanlık affı ve cezaların indirilmesini öngören Amerikan mevzuatının uygulanabilir hükümlerine ilişkin atıfları her halükarda çok geniş ve belirsiz olup, istenilen kesinliği ulaşmış sayılmamaktadırlar.
Son olarak, verilen güvencelerden bağımsız olarak, başvuranın mahkum olabileceği müebbet hapis cezası Sözleşme’nin 3. maddesi bakımından*** hafifletilebilir ceza olarak nitelendirilmemektedir. Hükümet, başvuranı bu hükme aykırı bir muameleye maruz bırakarak, Sözleşme çerçevesinde davalı devletin sorumluluğunun doğmasına neden olmuştur.
Sonuç : ihlal (oybirliği).
Madde 34 : Belçika hükümeti tarafından ileri sürülen hiçbir gerekçe geçici tedbirin yerine getirilmemesini haklı gösterememektedir. Ayrıca, Mahkeme tarafından konulan geçici tedbiri aşmak için başvurunun yerindeliğine ve Amerikalı yetkililerin verdikleri diplomatik güvencelere ilişkin değerlendirmelerini Mahkeme’ninkinin yerine koymak Belçika hükümetine düşmemektedir.
Önünde açılan dava boyunca Mahkeme’nin başvuruyu alışılmış usulle inceleyebilmesini gerektiren itiraz hakkının etkili kullanımı dokunulmazdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde bir hapishanede tecrit edilmiş bulunan başvuran Mahkeme’de kendisini temsil eden avukat ile doğrudan irtibat kuramamaktadır. Bu sebeple, başvuran için, hükümetin eylemleri nedeniyle itiraz hakkını kullanması zorlaşmış olup, Sözleşme’nin 34. maddesinde güvence altına alınan hakların kullanımı engellenmiştir. Örneğin, Mahkeme iç tüzüğünün 39. maddesi uyarınca konulmuş geçici tedbire bilerek riayet etmeyen davalı devlet Sözleşme’nin 34. maddesi bakımından kendisine düşen yükümlülüklere uymamıştır.
Sonuç : 34. maddeye riayetten imtina etmek aykırılık (oybirliği).
Madde 41 : Manevi tazminat olarak 60 000 EUR; maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
* Babar Ahmad ve diğerleri/Birleşik Krallık 24027/07, 10 Nisan 2012, Bilgi notu 151
** Soering/Birleşik Krallık, 14038/88, 7 Temmuz 1989.
*** Vinter ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], 66069/09, 130/10 ve 3896/10, 9 Temmuz 2013, Bilgi notu 165.
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy