Trabelsi /Belçika - 140/10 - 04.09.2014 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar – Tunus uyruklu başvuran, Belçika tarafından, terör niteliği bulunan suçlardan dolayı yargılanacağı Amerika Birleşik Devletlerine iade edilmiştir. Avrupa Mahkemesi, Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca, Mahkeme önünde devam eden yargılamalar sona ermeden başvuranın Belçika Devleti tarafından Amerika’ya iade edilmemesiyle ilgili olarak bir bildirim yapmış olsa da, Belçikalı yetkililer başvuranı iade etmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 3: Başvuran Amerika’ya iade edilmiştir. Başvuran burada, El Kaide bağlantılı terör eylemleri ile ilgili suçlamalar kapsamında soruşturma geçirmekte olup bu suçlamalar nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla karşı karşıyadır. Bu ceza takdire bağlıdır. Mahkeme daha hafif bir cezayı tercih edebilir ve başvuranın belirli bir süre hapis cezası almasına karar verebilir.
Babar Ahmad ve Diğerleri[1] kararında benimsenen yaklaşım doğrultusunda ve başvurana yöneltilen terör suçlamalarının ciddiyeti ve mahkeme tarafından bütün hafifletici ve ağırlaştırıcı etkenler dikkate alınana kadar cezanın uygulanmayacağı göz önünde bulundurulduğunda, uygulanabilecek takdire bağlı ömür boyu hapis cezası tamamen orantısız olmayacaktır.
Mahkeme, Soering[2] davasından beri, suçluların iadesi ile ilgili davalarda 3. madde uyarınca, olayın sonrasından ziyade (ex post facto) başvuranın olayın öncesinde (ex ante) –yani, mevcut davada başvuranın Amerika’daki muhtemel mahkûmiyeti- sebep olabileceği riskleri değerlendirmelidir.
Amerikan mevzuatında, zorunlu ya da takdire bağlı müebbet hapis cezasını içeren davalarda şartlı tahliye bulunmamaktadır. Ancak bu tür cezaları indirmenin birkaç yolu bulunmaktadır. Buna karşın, Amerikalı yetkililer tarafından cezaya ilişkin yapılan açıklamalar ve ceza indirimini düzenleyen mevcut Amerikan mevzuatı hükümlerine ve Başkan affına yönelik atıfları çok genel ve belirsiz olup, hiçbir şekilde özel olarak kabul edilemez. Son olarak, verilen teminatlara bakılmaksızın, başvuranın mahkûm edilebileceği müebbet hapis cezası, Sözleşme’nin 3. maddesi çerçevesinde indirilebilir olarak kabul edilemez[3]. Hükümet, başvuranı belirtilen maddeye aykırı muamele riskine maruz bırakarak, Sözleşme uyarınca davalı Devlet sorumluluğu altına girmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 34: Belçika Hükümeti tarafından sunulan görüşlerden hiçbiri, Mahkeme tarafından bildirilen geçici tedbire riayet edilmemesini gerekçelendirememiştir. Örnek olarak, Belçika Devleti, bildirilen geçici tedbiri geçersiz kılmaya karar verme sürecinde, Mahkemenin Amerikalı yetkililer tarafından sağlanan diplomatik teminata ve başvurunun esasına ilişkin değerlendirmelerini kendi değerlendirmeleriyle değiştirmemeliydi.
Mahkeme önünde gerçekleşen yargılamaların tüm aşamalarında Mahkemenin olağan usulü doğrultusunda başvuruyu inceleyebilmesini gerektiren başvuru hakkı kullanımının etkinliği zayıflatılmıştır. Bir Amerikan cezaevinde hücre hapsinde bulunan başvuran, Mahkeme önünde temsilcisiyle doğrudan iletişime geçmekten yoksun bırakılmıştır. Hükümetin eylemleri, başvuranın başvuru hakkını kullanmasını daha zor hale getirmiştir. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 34. maddesi kapsamında güvence altına alınan hakların kullanılması engellenmiştir. Bu nedenle davalı Devlet, Mahkeme İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca Mahkeme tarafından bildirilen geçici tedbire kasıtlı olarak riayet etmeyerek, Sözleşme’nin 34. maddesi kapsamında yer alan yükümlülüklerini ihlal etmiştir.
Sonuç: 34. maddeye riayet edilmemiştir (oy birliğiyle).
Madde 41: manevi tazminat olarak 60.000 avro; maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
[1] bk. Babar Ahmad ve Diğerleri / Birleşik Krallık, 24027/07, 10 Nisan 2012, 151 sayılı Bilgi Notu.
[2] bk. Soering / Birleşik Krallık, 14038/88, 7 Temmuz 1989
[3] bk. Vinter ve Diğerleri / Birleşik Krallık [BD], 66069/09, 130/10 ve 3896/10, 9 Temmuz 2013, 165 sayılı Bilgi Notu.
Full & Egal Universal Law Academy