Tsanova-Gecheva / Bulgaristan – 43800/12 - 15.9.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar ve Olgular – Başvuran, Başkan Yardımcılığını ve ardından geçici olarak Başkanlığını yaptığı Sofya Şehir Mahkemesi’nin bir yargıcıdır. Başvuran, Başkanlık makamı için ilan verildiğinde başvuruda bulunmuş; ancak Yüksek Yargı Konseyi farklı bir adayı görevlendirmiştir. Diğer adayın aday gösterilmesi ve atanması medyada geniş yer bulmuş ve söz konusu kadının bahse konu tarihte İçişleri Bakanının yakın arkadaşı olarak tasvir edilmesi nedeniyle çok sayıda gazeteci ve kamuya mal olmuş kişi tarafından hararetli bir şekilde eleştirilmiştir. Başvuran, Yüksek Yargı Konseyi’nin kararına karşı Yüksek İdare Mahkemesi’ne temyiz başvurusunda bulunmuştur. Üç yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesi heyeti, sadece oylamanın gizli oy yöntemiyle yapılması nedeniyle başvuran lehine karar vermiştir. Beş yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesi heyeti, üç yargıçtan oluşan heyetin kararının uygulanabilir olan kanuna dayanmadığı görüşüne vararak söz konusu kararı bozmuştur. Beş yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesi heyeti esasa ilişkin karar vermiş ve başvuranın Yüksek Yargı Konseyi’nin kararına karşı yapmış olduğu temyiz başvurusunu reddetmiştir.
Başvuran, Strazburg’daki yargılamalarda, Yüksek İdare Mahkemesi tarafından yapılan yargı denetiminin kapsamının yetersiz olduğundan şikâyetçi olmuştur.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 6 § 1
(a) 6. maddenin uygulanabilirliği – Ne Sözleşme’nin 6. maddesi, ne de diğer herhangi bir hükmü veya Ek Prokolleri kamu görevinde yükseltilme veya kamu görevini sürdürme hakkını güvence altına almaktadır. Ancak, Mahkeme önceden, mevcut davanınkine benzer koşulların söz konusu olması halinde, hukuka uygun ve adil bir hizmete alım veya hizmette yükseltme usulü hakkının ve istihdama ve kamu görevine eşit erişim hakkının, yerel mahkemelerin söz konusu hakların varlığını kabul etmesi ve ilgili kişiler tarafından bu yönde ileri sürülme gerekçelerini incelemiş olması koşuluyla, en azından tartışılabilir gerekçelerden ötürü, tanınmış haklar olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiştir. Bu durum mevcut davada da söz konusu olmuştur.
(b) Yargı denetiminin kapsamı ve Yüksek İdare Mahkemesi’nin kararlarının gerekçesiz olduğu iddiası – Avrupa Mahkemesi’nin görevi sadece, başvuranın 6. madde koşullarını karşılayan bir mahkemeye erişiminin bulunup bulunmadığını ve daha spesifik olarak, Yüksek İdare Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargı denetiminin kapsamının yeterli olup olmadığını teyit etmekten ibaret olmuştur.
Yüksek İdare Mahkemesi’nin kanunda belirtilen usule ve esasa ilişkin gerekliliklerle bağlantılı pek çok hukuka aykırılık nedeniyle kararı iptal etme ve tespit edilen tüm aykırılıklara ilişkin olarak Yüksek İdare Mahkemesi tarafından verilen olası direktiflere uygun yeni bir karar vermesi için davayı Yüksek Yargı Konseyi’ne geri gönderme hakkı bulunmaktadır. Ancak, Yüksek İdare Mahkemesi’nin, Yüksek Yargı Konseyi kararının tüm yönlerini inceleme yetkisi bulunmamaktadır. Özellikle, Yüksek İdare Mahkemesi’nin, yetkinin kötüye kullanımının söz konusu olduğu haller hariç olmak üzere, görev için en iyi adayın kim olduğu konusunda Yüksek Yargı Konseyi tarafından yapılan seçimi sorgulaması ve kendi değerlendirmesini Yüksek Yargı Konseyi’nin değerlendirmesinin yerine koyması mümkün değildir.
Bununla birlikte, kendi görüşünü idari makamların görüşü yerine koyabilen bir mahkemeye erişimi güvence altına almak 6. maddenin görevi değildir. Bu bakımdan, idari makamların çabukluk gerekçesiyle verdiği ve genellikle hukukun özel alanlarını ilgilendiren kararlara gösterilmesi gereken saygının özellikle vurgulanması gerekmiştir. Mevcut davada, adayların niteliklerinin değerlendirilmesi ve görev için en nitelikli kişinin seçilmesi konusunda iç hukukun Yüksek Yargı Konseyi’ne oldukça geniş bir takdir yetkisi tanımasına rağmen, Yüksek İdare Mahkemesi esasında seçimde yetkinin kötüye kullanımının söz konusu olup olmadığını, yani kanunun amacına aykırı şekilde yapılıp yapılmadığını denetlemiştir. Yüksek İdare Mahkemesi ayrıca, kanunda açıkça belirtilen koşullara riayet edilip edilmediğini denetlemiştir.
İlk olarak, söz konusu kararın mahiyeti, bir mahkemenin başkanının atanmasına ilişkindir. Bu mesele şüphesiz, yargı bağımsızlığını sağlamak amacıyla özellikle atamalar ve yargı mensuplarının tabi olduğu disiplin kuralları bakımından yargının özerk bir şekilde işlemesini sağlaması için Yüksek Yargı Konseyi’ne verilen takdir yetkisinin kullanılması sonucunu doğurmuştur. Kanun koyucu, söz konusu amacı göz önünde bulundurarak, Yüksek Yargı Konseyi’ne geniş takdir yetkisi vermiştir. Bu değerlendirmelerin ışığında, Yüksek Yargı Konseyi’nin kararına, idari makamların çabukluk gerekçesiyle verdiği kararlara normal koşullarda gösterilen saygının gösterilmesi daha da önem arzetmiştir.
Ayrıca, Yüksek Yargı Konseyi’nin kararı birtakım usule ilişkin güvenceler içeren bir seçim işleminin ardından verilmiştir. Yüksek Yargı Konseyi Kanunu ve İçtüzüğünde, adayların mesleki niteliklerine dayalı olarak şeffaf ve adil bir seçim sürecinin güvence altına alınması amacıyla, usulün uygulanmasına ilişkin ayrıntılı kurallar öngörülmektedir. Bunlar arasında, makamın boşaldığına ilişkin tebliğin, aday listesinin ve Yüksek Yargı Konseyi kararlarının yayımlanması koşulu gibi sürecin aleni olarak işletilmesini sağlamaya yönelik kuralların yanı sıra oylamaya ilişkin kurallar bulunmaktadır. Adayların öneri ve değerlendirme komitesi tarafından değerlendirilmeleri gerekmektedir ve adayların söz konusu komitenin bulguları konusunda bilgilendirilme ve itirazda bulunma hakkı bulunmaktadır. Yüksek Yargı Konseyi tarafından adaylarla başvurularını ve üyelerin sorularına cevaplarını sunabilecekleri bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Yüksek İdare Mahkemesi resen ve tarafların beyanlarına cevaben, söz konusu kurallara uyulup uyulmadığını incelemiştir. Yüksek İdare Mahkemesi daha genel olarak, diğer adayla o tarihte İçişleri Bakanı arasında var olduğu iddia edilen bağlantılara veya Bakanın atama işlemine olası müdahalesi hakkında herhangi bir beyanda bulunmayan başvuran tarafından ileri sürülen başlıca savlara yanıt vermiştir. Yüksek İdare Mahkemesi ayrıca, Yüksek Yargı Konseyi tarafından bu hususta gösterilen gerekçelerin yeterli olduğunu teyit etmiştir.
Şeffaflığın mevcut olmadığı ve siyasi makamların söz konusu atama işlemine müdahalede bulunduğu yönündeki iddiaların ve bu hususta uluslararası merciler tarafından yapılan eleştirilerin bir endişe kaynağı olduğu doğrudur. Ancak, Mahkeme’nin yargıçların atanması ve görevde yükseltilmesine ilişkin usullerin önemini ve yargı sisteminin bağımsızlığı ve düzgün bir şekilde işlemesi üzerindeki etkisini dikkate almasına rağmen, Yüksek Yargı Konseyi tarafından yapılan tercihin uygunluğuna veya dikkate alınması gereken kriterlere ilişkin görüş ifade etmek Mahkeme’nin görevi değildir.
Bu değerlendirmeler ışığında, Yüksek İdare Mahkemesi’nin denetimi Sözleşme’nin 6. maddesinin amaçları doğrultusunda yeterli olmuştur.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle).
Full & Egal Universal Law Academy