Olaylar ve Olgular – Başvuranın eski karısı, 2002 yılının Mart ayında çocuğu adına başvuranın çocuğun babası olduğunun tespiti için bir dava açmıştır. Başvuran mahkeme önüne çıkmadığı için, kendisini temsil etmek üzere resen bir avukat tayin edilmiştir. İl Mahkemesi, 16 Aralık 2002 tarihli bir kararda, başvuranın çocuğun biyolojik babası olduğuna hükmetmiştir. Başvuran, kararı 2004 yılının Nisan ayında öğrenmiş; ancak yargılamaların yenilenmesi talebi, kendisini çağırırken doğru usulün izlenmiş olduğu ve başvuranı temsil etmesi için bir yasal temsilci atanmış olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 8: Yerel makamlar, evlilik dışı doğan çocuk, çocuğun annesi ve çocuğun varsayılan babası olarak başvuranın çakışan menfaatleri arasında bir çatışma ile karşı karşıya kalmıştır. Önemli konu, başvuranın yargılamalara bizzat katılımının, özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkının etkili bir biçimde kullanılması açısından elzem olup olmadığıydı.
Başvuranın babalığının tespit edilmesine yönelik yargılamaların neticesinin, başvuranın özel hayatı üzerinde doğrudan ve derin etkileri bulunmaktaydı. Yetkililerin, başvuranın yeri belirleninceye kadar davanın ertelenmesinin aksine, davanın görülmesine başlanması yönündeki kararının, yargılamaları gerekli ivedilikle yürütme meşru amacını gütmüş olabileceği doğruydu. Bununla birlikte 8. madde kapsamında sahip oldukları pozitif yükümlülükler, yetkililerin tüm tarafların menfaatleri ve hakları arasında adil bir denge tutturmalarını gerektirmekteydi.
Yetkililer, başvuranın daimi adresinde yaşamadığını öğrenmelerinin ardından, başvuranı Resmî Gazete’de bir yayın suretiyle çağırmışlardı. Buna karşın, adres kayıt müdürlüğünde araştırma yaptıklarına veya diğer yollardan başvuranın başka herhangi bir adresi olup olmadığını belirlemeye çalıştıklarına dair hiçbir delil bulunmamaktaydı. Gerçekte yetkililer başvuranı 2004 yılının Nisan ayında daimi adresinde bulmuşlardır.
DNA testi olmaksızın başvuranın çocuğun babası olduğuna hükmedilmiştir. Bu bağlamda Mahkeme, söz konusu zamanda bir çocuğun babasının doğru şekilde tespit edilmesi için mevcut bilimsel yöntemin DNA testi olduğu ve bu testin ispat değerinin, biyolojik babalığın doğruluğu veya yanlışlığının ispat edilmesi amacıyla taraflarca sunulan diğer her tür delile kıyasla kayda değer ölçüde ağır bastığı gerçeğini göz ardı etmemiştir. Başvuranın özel hayat hakkına etkili bir biçimde saygı gösterilmesinin temin edilmesi, kendisine DNA delili sunmak da dâhil olmak üzere davasını sunma olanağı verilmesi anlamına gelmekteydi. İhtilaf konusu dikkate alındığında, başvuranın yargılamalara bizzat katılımı, neticenin güvenilirliği açısından elzemdi ve resen atanan avukatı tarafından temsili, davasının etkili, doğru ve yeterli şekilde sunulmasını temin etmek açısından yeterli değildi.
Sonuç olarak, yetkililer başvuranın özel hayat hakkı ile çocuğun, babasının tespit edilmesini ve annesinin kendisine çocuk desteği verilmesini isteme hakkı arasında adil bir denge tutturamamıştır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Madde 41: Manevi zarar ile ilgili olarak 4.500 EUR; maddi zarara ilişkin talep reddedilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy