Turbylev / Rusya – 4722/09 - 6.10.2015 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar - Başvuran hırsızlık suçu işlediği şüphesiyle 2005 yılında polis tarafından gözaltına alınmıştır. Polis gözaltısında tutulduğu sırada, suça iştirak etmiş olduğunu itiraf etmiş ve polis tarafından düzenlenmiş olan “teslim olma ve itiraf” tutanağını imzalamıştır. Başvuran, ertesi gün bir avukat refakatinde sorgulandığında ise, itirafını polis tarafından kötü muamele uygulanması sonucu verdiğini ileri sürerek, itirafını içeren ifadesini geri çekmiştir. Kötü muamele iddialarına ilişkin olarak 2005 yılında bir ceza soruşturması başlatılmıştır. Bunun ardından, yargılamaların 2007 yılında kesin olarak sonlandırılması öncesinde birçok kez yeniden açılmış ve sonlandırılmıştır. Başvuran, aynı yıl içerisinde, mahkûm edilmiş ve hakkında altı yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Karar temyiz başvurusu üzerine onanmış ve Yüksek Mahkeme kanun yararına bozma talebini nihai olarak reddetmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 6 §§ 1 ve 3(c): Hükümet, Mahkeme’ye ibraz ettiği görüşlerinde, başvuranın Sözleşme’nin 3. maddesi ihlal edilerek polis tarafından kötü muameleye maruz bırakılmış olduğunu kabul etmiş ve kötü muamele sonucu başvuranın itiraf beyanının elde edilmiş olduğu konusunda herhangi bir ihtilaflı görüş belirtmemiştir. Ancak, Hükümet, başvuran hakkındaki mahkumiyet kararına dayanak teşkil eden tek delilin söz konusu itiraf olmadığını ve iddia makamı tarafından sunulan diğer delillerin her halükarda başvuran hakkında mahkumiyet kararına hükemdilmesini sağlayacağını iddia etmiştir. Ancak, Mahkeme, işkence ya da insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya da cezaya maruz kalmama hakkının mutlak bir hak olduğu ve hiçbir koşul altında bunun istisnasına müsaade edilmeyeceği kanaatindedir. Bu nedenle, Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir şekilde elde edilmiş delillerin ceza davasında kullanılması, itiraf beyanlarının ispat değerinden ve bunların kullanılmasının sanığın mahkumiyeti kararında belirleyici bir rol oynayıp oynamadığından bağımsız olarak, kendiliğinden yargılamaların adil olmaması sonucunu doğurmuştur.
Buna ek olarak, başvuran, bir “teslim olma ve itiraf beyanında” bulunmadan önce, avukat yardımı hakkına ilişkin olarak bilgilendirilmemiştir. İç hukukta bir teslim olma ve itiraf beyanı için avukata erişim koşulunun olmaması, başvuranın fiili bir şüpheli olarak avukat yardımı alma hakkının engellenmesi ve avukat refakatinde olmaksızın verdiği beyanın suçunun sabit görülmesi için delil olarak kabul edilmesinin sağlanması amacıyla kullanılmıştır. Bu durum, savunma tarafının haklarına telafi edilemez şekilde halel getirilmesine yol açmıştır. Başvuranın ifade vermesi öncesinde kendi aleyhine tanıklık etmeme hakkına ilişkin bilgilendirilmiş olduğu varsayılsa dahi, Mahkeme’nin beyanın polis tarafından kötü muamele yapılması sonucu elde edildiği tespiti karşısında, başvuranın kendi aleyhine tanıklık etmeme hakkından yasal olarak feragat etmiş olduğu söylenemez. Yerel mahkemelerin başvuranın Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir şekilde kötü muamele sonucu ve refakatinde avukatı bulunmaksızın elde edilmiş olan teslim olma ve itiraf beyanını delil olarak kullanmalarının başvuran hakkındaki yargılamaların adilliğine halel getirdiği değerlendirilmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Mahkeme ayrıca, başvuranın polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz bırakılmış olması ve bu konudaki şikayetlere ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmemiş olması nedeniyle Sözleşme’nin 3. maddesinin esas ve usul bakımından ihlal edilmiş olduğuna oy birliğiyle karar vermiştir.
Madde 41: manevi zararlar bakımından 20.000 avro.
Full & Egal Universal Law Academy