AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
TUTAKBALA / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 38059/12)
KARAR
(Adil Tazmin)
STRAZBURG
9 Temmuz 2024
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Tutakbala/Türkiye davasında,
Başkan
Pauliine Koskelo,
Hâkimler
Lorraine Schembri Orland,
Frédéric Krenc,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla, Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
18 Haziran 2024 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından,
Söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE USUL
Başvuran tarafların listesi ekte yer almaktadır. Türk Hükümeti (“Hükümet”), Türkiye temsilcisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkan Yardımcısı Alper Hakkı Yazıcı tarafından temsil edilmiştir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 2, 6 ve 13. maddelerini ileri sürerek, soruşturma makamlarını, Bozkaya Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde, 18 Mart 2006 tarihinde vurulan, ölümüne yol açacak bir şekilde yaralanan yakınları polis memuru Mehmet Tutakbala’nın (M.T.) ölümüne ilişkin koşulları aydınlatmak için bazı önemli tedbirleri almamakla suçlamışlardır. Mahkeme, 17 Mayıs 2022 tarihli bir kararla (“esas hakkında verilen karar”), somut olayda, M.T.nin kendisini kazara yaraladığı ve kasıt olsun ya da olmasın adam öldürme iddiasının savunulabilir olarak kaldığı hususların, öncelikle ve açık bir şekilde tespit edilmediğini gözlemleyerek, Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiği sonucuna varmıştır; ayrıca Devletin, M.T.nin ölümüne yol açan yaralanmanın özellikle polis memurlarının bilgisi dahilinde olan koşullarda, polisin münhasır denetimi altındaki bir bölgede meydana gelmesi nedeniyle, bu yaralanmaya ilişkin makul bir açıklama sunma yönünde kaçınılmaz bir görevi bulunmaktaydı. Dolayısıyla Mahkemeye göre, Devlet şikâyet edilen ölüme neden olan koşullara ışık tutmak için mevcut iddiaları reddedebilecek veya doğrulayabilecek bir soruşturma yürütme görevini yerine getirememiş ve bu bağlamda, başvuranlardan ikisine ödenen tazminat nedeniyle kendisini bu görevden muaf sayamamıştır. Aslında, İzmir 2. İdare Mahkemesinin 6 Nisan 2016 tarihli kararı uyarınca, Mahkemenin kararını verdiği sırada, buna ilişkin temyiz başvurusuyla ilgili yargılamanın, Danıştay önünde halen derdest olmasına rağmen, başvuranlar Ayşegül ve Selahattin Tutakbala’ya manevi tazminat olarak 60.000 Türk lirası (ilgili tarihte yaklaşık 18.750 avro) ödenmiştir. Ayrıca Mahkeme, Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun bir karara bağlanmamasına ve bu iki başvuran açısından saklı tutulması gerektiğine karar vermiştir. Buna karşın, Mahkeme, hakkaniyete uygun olarak, müteveffanın erkek kardeşi olan başvuran Murat Tutakbala’ya manevi zarar bağlamında 5.000 avro ödenmesine karar vermiştir. Hem başvuranlar Ayşegül ve Selahattin Tutakbala hem de Hükümet, Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin görüş sunmuştur.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Hükümet, 12 Mayıs ve 18 Temmuz 2023 tarihli görüşlerinde, Danıştay’ın, 14 Nisan 2021 tarihli bir kararla, başvuranlar Ayşegül ve Selahattin Tutakbala’ya manevi zarar bağlamında ödenen tazminatlara ilişkin olarak ilk derece mahkemesinin kararını onadığını ve bu kararın, 30 Mart 2023 tarihinde yapılan karar düzeltme başvurusunun reddedilmesinden sonra kesinleştiğini açıklamıştır. Başvuranlar, söz konusu idari yargılamada yakınlarının ölümünden kaynaklanan zararın tazmin edilmesi amaçlandığını, ancak Mahkemeye yaptıkları başvurudaki amacın bu bağlamda yürütülen ceza soruşturmasının etkin olmamasından şikâyet etmek olduğunu ileri sürmüşlerdir. Dolayısıyla, farklı yasal dayanakları bulunan iki ayrı yargılama söz konusu olabilecek ve birinci yargılama uyarınca ödenen tazminat, Sözleşme’nin 41. maddesi kapsamında ikinci yargılamaya dayanarak ileri sürülen iddiaları hükümsüz kılmayabilecektir. Bununla birlikte Mahkemeye göre, yukarıda belirtilen idari yargılamanın nihai olarak sona ermesinin ardından, başvuranlar Ayşegül ve Selahattin Tutakbala’nın aynı şekilde daha önce almış oldukları yaklaşık 18.750 avro tutarındaki meblağı geri ödemek zorunda kalma riski taşımadıklarını gözlemlemek yeterlidir. Mahkeme, söz konusu meblağın hiçbir şekilde yetersiz olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine varmaktadır (bk. örneğin Bakır/Türkiye (k.k.), no. 7453/16, § 65, 8 Ekim 2019). Sonuç olarak Mahkeme, Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun çözüldüğü sonucuna varmaktadır. İnsan haklarına riayet edilmesine ilişkin olarak özel koşulların bulunmaması nedeniyle, Sözleşme’nin 41. maddesinin (Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi ve 1. fıkrasının son cümlesi (in fine)) uygulanması hususuyla ilgili olarak, mevcut davanın incelenmesinin sürdürülmesini haklı gösteren herhangi bir neden bulunmamaktadır. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmının kayıttan düşürülmesi gerekmektedir. Mahkeme, koşulların bunu haklı gösterdiği kanaatine varması halinde, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bu başvuruyu yeniden kayda alma yetkisine sahiptir.BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanmasıyla ilgili olarak, başvurunun geri kalan kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 9 Temmuz 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Pauliine Koskelo
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Başvuranların Listesi:
No.
Ad SOYAD
Doğum Yılı
Uyruğu
İkamet Yeri
1.
Ayşegül TUTAKBALA
1956
Türk
Mardin
2.
Murat TUTAKBALA
1984
Türk
Mardin
3.
Selahattin TUTAKBALA
1951
Türk
Mardin