İKİNCİ BÖLÜM
ULUSOY VE DİĞERLERİ v. Türkiye
(Başvuru no 73062/16 ve 20 diğer başvuru ekli listeye bakınız)
KARAR
STRAZBURG
6 Eylül 2022
© Çeviren, Kadir Öztürk, AİHS Hukuk Danışmanı, Hukuk Çevirmeeni, @LegalCounsel_TR, 2022. Bu çeviriyi yayımlama izni, yalnızca Mahkemenin veri tabanı olan HUDOC’a konulması için verilmiştir.
© Translated by Kadir Öztürk, Legal Counsel to ECHR, Legal Translator, @LegalCounsel_TR, 2019. Permission to re-publish this translation has been granted for the sole purpose of its inclusion in the Court’s database HUDOC.
İşbu karar kesin olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Ulusoy ve Diğerleri v. Türkiye davasında,
Başkan Branko Lubarda,
hakimler Jovan Ilievski,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, Türk vatandaşları olan, isimleri ve farklı başvuru tarihleri karar ekinde bulunan listede yer alan yirmi bir kişinin (“başvuranlar”), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvuruları,
Başvuruların, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ilişkin kararı,
Tarafların görüşlerini,
ve Hükümetin başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazlarını reddeden kararı dikkate alarak;
28 Haziran 2022 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakerelerin ardından,
Bu tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Mevcut başvurular, esas olarak, başvuranların 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında Türk makamları tarafından “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” (bundan sonra metinde “FETÖ/PDY” olarak anılacaktır) olarak tanımlanan ve darbe girişiminin arkasında olduğu değerlendirilen bir örgüte üye oldukları şüphesiyle yakalanmaları ve tutuklanmalarıyla ilgilidir (Davalı Hükümet tarafından ilan edilen olağanüstü hale ilişkin ayrıntılar ve ardından Avrupa Konseyi Genel Sekreterine sunulan askıya alma bildirimi de dâhil olmak üzere darbe girişiminin ardından meydana gelen olaylar ile olağanüstü hal ilan edilmesinin ardından meydana gelen yasal gelişmelerle ilgili ayrıntılı bilgiler, Baş/Türkiye (no. 66448/17, §§ 7-14 ve §§ 109-110, 3 Mart 2020) kararında yer almaktadır). 35826/19, 36471/19, 42478/19 ve 55595/19 numaralı başvurularda yer alan başvuru sahipleri hariç olmak üzere, başvuranların tamamı, o dönemde farklı tür ve/veya seviyelerde hakim veya savcı olarak görev yapmaktaydı. 42478/19 numaralı başvuruda yer başvuru sahibi polis memuru, geri kalan üç başvuru sahibi ise eski yargı mensuplarıdır.
2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Temmuz 2016 tarihinde, diğerlerinin yanı sıra, yargı sistemi içinde FETÖ/PDY üyesi olduğundan şüphelenilen kişiler hakkında ceza soruşturması başlatmıştır. Bunun üzerine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (“HSK”), çeşitli tarihlerde, - aralarında bazı başvuranların da bulunduğu - binlerce hâkim ve savcının, darbe girişimini başlatan terör örgütüne üye olduklarına dair kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçesiyle, görevden uzaklaştırılmasına karar vermiştir (söz konusu HSK kararına ilişkin ayrıntılı bilgiler, Baş (yukarıda anılan, §§ 15-21) ve Turan ve diğerleri/Türkiye (no. 75805/16 ve diğer 426 başvuru, §§ 13-15, 23 Kasım 2021) kararlarında bulunabilir).
3. Başvuranlar esas olarak, çeşitli tarihlerde, Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesi uyarınca cezalandırılan bir suç olan FETÖ/PDY üyeliği şüphesiyle yakalanmış ve yargılama öncesi tutuklanmışlardır (yukarıda anılan Baş, § 58). Tutuklama kararları, esasen, başvuranların darbe girişimini başlatan örgüte üye oldukları gerekçesiyle hâkimlik veya savcılık görevlerinden uzaklaştırılmış olmalarına ya da yetkilerinin kaldırılmasına dayandırılmıştır. Ayrıca, bazı başvuranlarla ilgili olarak, tutuklama kararlarının, delil unsuru olarak, ByLock mesajlaşma sisteminin kullanımına dayandırıldığı görülmektedir. Başvuranların, bir suç işlediklerine dair makul şüphenin bulunmadığı iddiası da dâhil olmak üzere, tutuklama kararlarına karşı ileri sürdükleri itirazlar, Anayasa Mahkemesi de dâhil olmak üzere, mahkemeler tarafından reddedilmiştir (bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis) bk. yukarıda anılan Turan ve diğerleri, §§ 22-27).
4. Tarafların verdiği son bilgilere göre, başvuranların çoğu, ilk derece mahkemeleri tarafından terör örgütü üyeliği suçundan cezaya mahkûm edilmiş, bir kısmı ise beraat etmiştir. Çoğunlukla temyiz işlemlerinin halen derdest olduğu görülmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ5. Başvuruların benzer konularını dikkate alan Mahkeme, bunların tek bir kararda birlikte incelenmesini uygun bulmaktadır.
SÖZLEŞMENİN 5 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI6. Başvuranlar Sözleşme’nin 5 § 1 (c) . maddesi anlamında, tutuklanmalarını gerektiren bir suç işlediklerine dair makul şüpheye yol açan belirli bir delil unsuru bulunmadığından şikâyetçi olmuşlardır.
7. Hükümet, Mahkemeden, bu şikâyetin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca tazminat yolunu kullanmayan veya tazminat talepleri halen derdest olan başvuranlar açısından kabul edilemez olduğuna karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, başvuranların, başvurularının yapılmasının ardından davalarındaki gelişmeler hakkında Mahkemeye bilgi vermemeleri nedeniyle başvuru hakkının kötüye kullanıldığı gerekçesiyle başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
8. Mahkeme, daha önce Türkiye aleyhindeki diğer davalarda sunulan benzer itirazların reddedildiğini (örneğin bk. yukarıda anılan Baş, §§ 118-121 ve yukarıda anılan Turan ve diğerleri, §§ 57-64) ve mevcut davada bu sonuçların bertaraf edilmesi için hiçbir neden görmediğini belirtmektedir. Bu nedenle Mahkeme, bu şikayetin Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça temelsiz veya başka herhangi bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını düşünmektedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
9. Mahkeme, başvuru sahiplerinin ilk tutukluluklarının yalnızca HSYK tarafından görevden uzaklaştırılmaları için alınan kararlara ve/veya ByLock mesajlaşma sistemini kullandıklarını gösteren bilgilere dayandığını belirtmektedir. Mahkeme, başvuru sahiplerinin yargılama öncesi tutukluluklarının emredilmesinde yerel mahkemeler tarafından dayanılan bu gerekçelerin hiçbirinin, kendilerine atfedilen suçla ilgili olarak Madde 5 § 1 (c) kapsamında "makul şüphe" teşkil edecek nitelikte olmadığını tespit etmiştir (bkz. Baş, yukarıda bahsi geçen, §§ 170‑195 ve Akgün v. Türkiye, no. 19699/18, §§ 151 -185, 20 Temmuz 2021).
10. Başvuranların ilk tutuklandıkları sırada, kendilerine atfedilen suçu işlemiş olabilecekleri yönündeki nesnel gözlemciyi ikna edebilecek başka bir bilgi veya kanıtın bulunmaması nedeniyle , Mahkeme, yukarıda belirtilen davalardaki bulgularından ayrılmak için hiçbir neden görmemekte ve Madde 5 § 1 ‘in ihlal edildiğini tespit etmektedir. Ayrıca, bu davada Sözleşme’nin 5. maddesinin yorumlanmasında ve uygulanmasında kesinlikle dikkate alınması gereken bağlamsal bir faktör olan darbe girişiminden – yani, Türkiye’nin olağanüstü hal ilanına ve istisna bildirimine neden olan olay – kısa bir süre sonra başvurucular tutuklansa da, söz konusu önlemin, durumun zaruretleri tarafından kesinlikle gerekli olduğu söylenemez (bkz. Baş, yukarıda anılan, §§ 115 -116 ve §§ 159‑162 ve Turan ve Diğerleri, yukarıda anılan, § 91 ve 95).
DİĞER ŞİKAYETLER11. Madde 5 §§ 1, 3, 4 ve 5 uyarınca kalan şikayetlerle ilgili olarak, Mahkeme, Madde 5 § 1 açısından yukarıda varmış olduğu sonuçlar ve Turan ve Diğerleri davasındaki (yukarıda anılan, § 98) değerlendirmeleri göz önünde bulundurarak bunları incelememeye karar vermektedir .
SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
12. Başvuru sahipleri, manevi tazminat konusunda değişen miktarlarda tazminat talep etmişlerdir. Başvuranların çoğu, esasen görevden çıkarılmaları sebebiyle maruz kaldıkları kazanç kaybına ilişkin olarak maddi tazminat ile ulusal mahkemeler ve Mahkeme önünde yapmış oldukları yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesini talep etmişlerdir.
13. Hükümet başvuranların taleplerine, dayanaktan yoksun ve aşırı oldukları gerekçesiyle itiraz etmiştir.
14. Mahkeme, daha önce Turan ve diğerleri kararında (yukarıda anılan, §§ 102-107) belirttiği sebeplerle, maddi zarar bağlamında ileri sürülen talepleri reddetmekte ve başvuranların her birine, manevi zarar ile masraf ve giderler bağlamında sunulan talepleri içerecek şekilde, söz konusu miktardan doğabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere 5.000 avro (EUR) ödenmesine hükmetmektedir.
BU NEDENLERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİ İLE,
Başvuruların birleştirilmesine;Başvuranlar hakkında ilk tutuklama kararlarının verildiği sırada bir suç işlediklerine dair makul şüphe bulunmadığı iddiasıyla ilgili olarak, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesine ilişkin şikâyetin kabul edilebilir olduğuna;Başvuranlar hakkında ilk tutuklama kararlarının verildiği sırada bir suç işlediklerine dair makul şüphenin bulunmaması nedeniyle, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;Başvuranların Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki geri kalan şikâyetlerinin kabul edilebilirliğini ve esasını incelemeye gerek olmadığına;(a) davalı Devletin, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki geçerli döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek ve söz konusu miktarlar üzerinden ödenebilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat ile masraf ve giderler bağlamında, başvuranların her birine 5.000 avro (beş bin) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesinekarar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 6 Eylül 2022 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan Bakırcı Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdürü Başkan
EK
Dava listesi:
Sıra no.
Başvuru no.
Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuru sahibi
Doğum Tarihi
Temsilcisi:
Yargılama öncesi tutuklandığı sırada başvuranın statüsü
İlk tutuklama kararının dayandırıldığı delil unsuru
1.
73062/16
Ulusoy v. Türkiye
16/11/2016
Murat ULUSOY
03/06/1978
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
2.
12183/17
M.D. v. Türkiye
11/01/2017
M.D.
21/07/1982
Cihat ÇITIR
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
3.
28577/17
Altıntop v. Türkiye
16/01/2017
Talha ALTINTOP
03/01/1980
Tarık Said GÜLDİBİ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
4.
43702/17
Can v. Türkiye
26/04/2017
Muhammed Sait CAN
05/05/1987
İrem TATLIDEDE
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
5.
43746/17
Büyükşahin v. Türkiye
10/04/2017
Ziya BÜYÜKŞAHİN
15/02/1983
Hilal YILMAZ PUSAT
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
ByLock messaging system
6.
43953/17
Tekkoyun v. Türkiye
28/04/2017
Ramazan TEKKOYUN
11/04/1989
İbrahim KOCAOĞUL
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
ByLock messaging system
7.
63736/17
Sarpkaya v. Türkiye
13/06/2017
Fatih SARPKAYA
10/05/1986
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
8.
77593/17
Aslan v. Türkiye
16/02/2018
Yüceler ASLAN
22/04/1975
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
ByLock messaging system
9.
84065/17
Çakmak v. Türkiye
13/11/2017
İrfan ÇAKMAK
19/01/1981
Hüseyin AYGÜN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
10.
12531/18
Akarsu v. Türkiye
08/03/2018
Zafer AKARSU
20/05/1979
Tarık Said GÜLDİBİ
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
11.
16949/18
Bekci v. Türkiye
26/03/2018
Osman BEKCİ
05/07/1986
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
12.
17137/18
Özdemir v. Türkiye
19/03/2018
Mahmut ÖZDEMİR
10/05/1983
Hüseyin AYGÜN
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
13.
24982/19
Pekgüzel v. Türkiye
25/04/2019
Mehmet Ali PEKGÜZEL
05/04/1966
Kübra GÜLAÇTI
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
14.
35826/19
Kösem v. Türkiye
31/05/2019
Ramazan KÖSEM
18/04/1989
Tarık Said GÜLDİBİ
Former judge
ByLock messaging system
15.
36471/19
Doğan v. Türkiye
27/06/2019
Abdulbaki DOĞAN
05/12/1980
Former public prosecutor
ByLock messaging system
16.
38911/19
Tekin v. Türkiye
10/07/2019
Harun TEKİN
01/01/1977
İrem TATLIDEDE
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
17.
40630/19
Şimşek v. Türkiye
22/07/2019
Ünzüle ŞİMŞEK
25/10/1970
Zeki ŞİMŞEK
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
18.
42478/19
Tavan v. Türkiye
31/07/2019
Ayhan TAVAN
15/03/1974
Mehmet ÖNCÜ
Police officer
ByLock messaging system
19.
55595/19
Yiğitbilek v. Türkiye
27/09/2019
Uğur YİĞİTBİLEK
23/03/1970
Betül Saadet YİĞİTBİLEK YILDIZ
Former public prosecutor
ByLock messaging system
20.
57068/19
Gültekin v. Türkiye
10/10/2019
Abdulkadir GÜLTEKİN
20/03/1971
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı
21.
58672/19
Özer v. Türkiye
30/10/2019
Sefer ÖZER
25/08/1981
Ceren ATALAY
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı
HSYK kararı