Olaylar — 2007 yılında Irodalom Kft’nin (ikinci başvuran) sahip olduğu edebi ve politik haftalık dergi, tarihçi Bay Ungváry’nın (birinci başvuran) bir çalışmasını yayımlamıştır. Yazıda, adı geçen bir yargıcın Komünist dönemde Devlet güvenlik servisinin resmi yetkilisi olarak görev yaptığını, servis için raporlar hazırladığını ve katı politikaları savunduğu iddia edilmiştir. Yargıç tarafından aleyhinde dava açıldıktan sonra, ikinci başvuran bir düzeltme yazısı yayımlamıştır. Ancak, birinci başvuran, röportajlarda ve ortak yazarı olduğu bir kitapta iddialarını yinelemiştir. Yargıç daha sonra her iki başvuran aleyhinde hakaret davası açmıştır. 2010 yılında, söz konusu dava sonucunda, Yüksek Mahkeme, başvuranların birlikte ve ayrı ayrı 7.000 avro miktarında zarardan sorumlu olduklarına ve birinci başvuranın ek olarak 3.500 avro ödemesi gerektiğine hükmetmiştir.
Hukuki Değerlendirme — Madde 10: Başvuranların haklarına yapılan müdahale, yasalarla öngörülmüş ve yargıcın saygınlığının korunmasına ilişkin meşru bir amaç gütmektedir. Mahkeme, söz konusu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını değerlendirmeye devam etmiştir.
(a) Birinci başvuran hakkında — Yüksek Mahkeme, basının rolü göz önüne alındığında, yargıcın kişilik haklarına ilişkin iddiaların etkilerini ölçmüştür ve 1980lerde (Dialógus) yaşanan bir öğrenci hareketi aleyhinde atılan adımlarda yer aldığına ilişkin iddiaların doğru olduğu görüşündedir. Yargıcın, Komünist partisinde yerel sorumlulukları olduğu ve parti başkanı olarak Dialógus olayına ilişkin raporlar hazırladığı tartışmasızdır. Yüksek Mahkeme, söz konusu faaliyetlerin, Devlet güvenlik servisinin hedeflerinden bağımsız olarak, parti içi sorumluluklarına ilişkin oldukları görüşündedir. Birinci başvuran üzerinde ispat yükü zorunluluğu doğurmasıyla birlikte, ihtilaf konusu ifadelerin böyle seçici bir şekilde yorumlanması, mevcut davada “dikkatli inceleme” prensibiyle uyumlu değildir.
Ayrıca, birinci başvuranın ifadeleri Macaristan’ın yakın tarihi ile ilgilidir ve gizli servisin işleyişine ve özellikle, servisin kamu ve parti çalışanlarına olan güvenine ilişkin yeni bir ışık tutmayı amaçlamıştır. Komünist sisteme ilişkin birçok mesele, araştırmacılar arasında, genel halk ve Parlamento’da hala süregelen tartışmaya açıktır ve bu bakımdan çağdaş Macar toplumunda kamu menfaatine ilişkin olarak görülmelidirler. Yayım, ünlü bir tarihçi olan ve güvenlik servislerinin tarih arşivlerinde mevcut belgelerden faydalanan birinci başvuranın gerçekleştirdiği bir araştırmaya dayanmıştır. Bu nedenle, söz konusu çalışma siyasi söylemler ve basın için sağlanan yüksek seviye korumayı hak etmiştir, ancak söz konusu görüşler Yüksek Mahkeme’nin kararında bulunmamaktadır.
Ek olarak, önemli görevlerde bulunanların kişisel ahlak bütünlükleri, demokratik bir toplumda kamu çıkarına ilişkin bir meseledir. Yayım, yargıcın özel hayatıyla ilgili değil, 2007 ve 2008 yıllarında Anayasa Mahkemesi üyesi olarak görevine ilişkin bir konuda aleni davranışı hakkındadır. Makale, yargıcın, bir önceki sistemin güvenlik servisiyle “resmi bir iletişimi” olduğunu iddia etmesine rağmen, söz konusu eleştiri, yargıcın 1980lerde Komünist partisi çalışanı olarak rolüyle sınırlı tutulmuş ve şu anda bulunduğu Anayasa Mahkemesi yargıçlığı pozisyonuna odaklanmamıştır. Yargıç, Komünist parti içindeki pozisyonunu gizlememiş ve kamuya mal olmuş bir kişi olarak, tarihçi kimliğiyle hareket eden birinci başvuranın sert eleştirilerine tolerans göstermek zorunda kalmıştır.
İhtilaf konusu makale, bilimsel bir duruş sergilemiştir ve sert bir dil kullanmasına rağmen, duyumcu değildir. Yargıcın iddialara cevap verme fırsatı olmuştur ve dergide düzeltme yazısı yayımlanmıştır. Kanunlara aykırı davranmakla suçlanmamıştır ve işine ilişkin faaliyetlerinde olumsuz bir sonuç elde ettiğine işaret eden hiçbir kanıt bulunmamaktadır.
Birinci başvurana, cezai yaptırımlardan ziyade medeni hukuka ilişkin yaptırımlar uygulanırken, zararlar ve yargılama giderleri için büyük miktarda para ödemesine hükmedilmiştir. Bu durum, tarihçi kimliğini etkilemiştir ve caydırıcı etkiye yol açmaya yatkın olmuştur. Olaylara ilişkin olarak bir düzeltme yayımlanmasına hükmedildiğinden, takip eden yaptırımlara kesin surette ihtiyaç duyulmamıştır.
Buna göre, yerel mahkemelerce, halka mal olmuş bir kişinin kişilik hakları ve birinci başvuranın ifade özgürlüğü hakkı arasında ikna edici bir şekilde uygun bir denge kurulmamıştır ve dayanılan nedenler, söz konusu hakka müdahale edilmesi için yeterli ve yerinde gerekçelendirme olarak görülemezler.
Sonuç: ihlal (üçe karşı dört oyla).
(b) İkinci başvuran hakkında — Uygulanan yaptırım tek başına bir kaygı konusu olarak görülmese bile, çakışan haklar arasında uygun bir denge kurulmadığına ilişkin bulgular, ayrıca, ikinci başvuran için de geçerlidir. İkinci başvuran, bir sonraki haftalık baskıda, yargıcın birinci başvuranın ifadelerine ilişkin yorumlarını yayımlamış ve böylece okuyucuların kendi fikirlerini oluşturmalarını sağlamıştır.
Yayımcılar, anlaşılabilir bir şekilde kar elde etme amacı gütmüşler ve yayınlar için onları sorumlu tutmak genellikle yayın işlemleri sırasında kişisel haklara müdahaleyle sonuçlanmıştır. Basının “takipçi” işlevini yerine getirebilmesi için, yayımcıların yayın sorumluluklarına ilişkin standartların, yayımcı tarafından yayınların sansürlenmesini desteklememesi önemlidir. Sorumluluklara ilişkin caydırıcı etki, gerekli standart özen hakkındaki bulgularda belirgindir.
Devlet güvenlik arşivlerine ulaşım sınırlı olduğundan, iddialara dayanak oluşturan bilgiler, büyük ihtimalle, doğrulama için ulaşılabilir değildir. Ayrıca, arşivlerin kullanılması özel profesyonel bilgi gerektirmektedir. Bu nedenle, ikinci başvuranın, devlet güvenlik konularında uzmanlaşmış bir tarihçi tarafından yazılan bir makalenin doğruluğunun sorgulanmasını talep etmesi için herhangi bir neden bulunmamaktadır. Sonuç olarak, ikinci başvuran, basın ahlakına ilişkin kurallara uygun davranmıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Maddi tazminat olarak 7.000 avro; ikinci başvurana manevi tazminat olarak yerel mahkemeler önünde gerçekleşen giderler dışında manevi tazminat olarak 3.000 avro.
Full & Egal Universal Law Academy