Valada Matos das Neves/Portekiz – 73798/13 - 29.10.2015 tarihli karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, 2003 yılının Haziran ayında, iş sözleşmesinin sonlandırılmasının ardından işe iade talebiyle, belediye başkanı ve diğer yetkililer aleyhinde idare mahkemesi önünde dava açmıştır. Dava, İdare ve Vergi mahkemesine gönderilmiştir. Başvuran, 2006 ve 2008 yılları arasında, yargılamaların gidişatı konusunda birkaç kez bilgi almaya çalışmıştır. 2012 yılının Temmuz ayında, davasının incelenmesine ilişkin gecikme ile ilgili olarak mahkemeye şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, 2013 yılının Mart ayında başvuran lehine karar vermiştir. Belediye başkanı, karara itiraz etmiştir. Başvuran, belediye başkanının süre sınırı içerisinde başvuruda bulunmadığı gerekçesiyle itiraz başvurusunun dikkate alınmaması talebinde bulunmuştur. Mahkeme, 2013 yılının Mayıs ayında davayı sonlandırmıştır.
Hukuki Değerlendirme — 13. madde: Başvuranın, idare mahkemesi nezdindeki hukuk yargılamalarının uzunluğuna ilişkin şikâyeti, yargılamaların dokuz yıldan fazla sürdüğü göz önünde bulundurulduğunda, ele alınması gereken bir meseleyi teşkil etmiştir. Dolayısıyla, başvuran açısından bu bağlamda etkili başvuru hakkı doğmuştur.
(a) Sözleşme dışı sorumluluk davasının genel ilkelerle uyumluluğu – Mahkeme, Martins Castro and Alves Correia de Castro/Portekiz kararı kapsamındaki görüşlerini ve kanaatlerini de göz önünde bulundurarak, yerel mahkemelerin, 31 Aralık 2007 tarih ve 67/2007 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca sözleşme dışı sorumluluk davalarının değerlendirilmesi bağlamındaki uygulamasının son yıllarda önemli ölçüde değiştiği kanaatine varmıştır. Söz konusu değişiklik, Yüksek İdare Mahkemesinin 27 Kasım 2013 tarihli kararının ardından, yerel mahkemelerin içtihatları kapsamında da pekiştirilmiş ve bu bağlamda, başvuranların, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesinin amaçları dâhilinde, bir hukuk yolunu kullanabilmeleri veya zorunlu olarak kullanmaları hususunda, belirli bir ölçüde yasal kesinlik gerektirmiştir. Bu nedenle Mahkeme, 27 Kasım 2013 tarihi itibarıyla, yukarıda bahsi geçen Kanun’un 12. maddesi kapsamındaki sözleşme dışı sorumluluk davasının, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi anlamında “makul sürede” yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası hakkında etkili bir başvuru yolu teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Bununla birlikte, ikincil bir değerlendirme olarak Mahkeme, sözleşme dışı sorumluluk davalarını içeren yargılamaların uzunluğunun, mevcut davada olduğu gibi, kaydedilen ilerleme ve başvuru yolunun etkililiği arasında bir uzlaşma sağlamadığı hususunu güvence altına almak için, davalı Devletin özenli davranması ve uygun olduğu takdirde, makul süre koşulunun ihlalinin saptandığı ve davacılara tazminat ödenmesine hükmeden kararlara itiraz etmemesi gerektiği tavsiyesinde bulunmuştur.
(a) Mevcut davada söz konusu başvuru yolundan yararlanma gerekliliği – Mahkeme, Yüksek İdare Mahkemesinin 27 Kasım 2013 tarihli kararının, verildiği tarihten altı ay sonra - yani 27 Mayıs 2014 tarihi sonrasında - , iç hukukta özellikle yasal çerçevede alenilik kazandığının varsayılabileceğini değerlendirmiştir. Zira söz konusu karara, Yüksek İdare Mahkemesinin içtihatlarının yer aldığı internet sitesinden ulaşabilmiştir. Dolayısıyla, 27 Mayıs 2014 tarihinden itibaren, kamunun karardan haberdar olmuş olması gerekir. Bu tarih, başvuranların, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi çerçevesinde söz konusu hukuk yolundan yararlanmaları gereken tarihtir. Bu netice, hem tamamlanmış olan yargılamalar hem de iç hukukta derdest olan yargılamalar için geçerli olmuştur. Zira iç hukuk bağlamındaki içtihatlarda, derdest ve tamamlanmış yargılamalar arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Mevcut dava kapsamındaki başvuru, başvuranların Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi çerçevesinde, hukuk yolunun, başvuranların yararlanabileceği veya bunun gerekli kılındığı kesinlik düzeyine henüz ulaşmadığı 25 Kasım 2013 tarihinde yapılmıştır.[1] Ayrıca, üç yıllık bir kısıtlama süresi olduğundan, başvuranın bu tür bir dava açabilmesi mümkün değildir. Söz konusu süre, ilgili kişinin iç hukuk uyarınca yargılamalarda meydana gelen gecikmelerden haberdar olduğu tarihten itibaren yürümeye başlamıştır.
Dolayısıyla, başvuran, 31 Aralık 2007 tarih ve 67/2007 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca sözleşme dışı sorumluluk davası açmadığı gerekçesiyle eleştiriye tabi tutulmaz. Bu nedenle Mahkeme, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin ön itirazını reddetmiştir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca, 9 yıl, 11 ay ve 20 gün süren yargılamaların makul olarak nitelendirilemeyecek uzunluğu nedeniyle, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
41. madde: 11.830 avro manevi tazminata hükmedilmiştir; maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
(Bk. Martins Castro ve Alves Correia de Castro/Portekiz, 33729/06, 10 Haziran 2008, 109 sayılı Bilgi Notu)
[1] Ayrıca bk. Depauw/Belçika (k.k.), 2115/04, 15 Mayıs 2007, 97 sayılı Bilgi Notu.
Full & Egal Universal Law Academy