Valle Pierimpiè Società Agricola S.p.a / İtalya – 46154/11 - 23.9.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar — Başvuran şirket, noter onaylı satış akdine bağlı olarak, Venedik ilinde bir gölde bulunan ve Valle Pierimpiè olarak bilinen bir üretim tesisi olan “balık deresini” satın almıştır. Şirket alanda belirli bir tür balık yetiştiriciliği gerçekleştirmiştir. Kamu geliri hizmetleri il müdürlüğü 1989, 1991 ve 1994 yıllarında olmak üzere toplam üç kez, mülkün kamu deniz alanına ait olduğu gerekçesiyle şirketin mülkü boşaltmasına hükmetmiştir. Akabinde başvuran Valle Pierimpiè’nin sahibi statüsünün tanınması talebiyle yerel mahkemelere başvurmuştur. Başvuru Valle Pierimpiè’nin Devlet malı olduğuna ve dolayısıyla şirketin balık deresini hukuka aykırı olarak işgal ettiği gerekçesiyle ayrı yargılamalarda belirlenecek miktarda tazminatı idare makamına ödemesine hükmeden İl Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Söz konusu karar, olağan temyiz ve yasal bir sorun temelinde temyiz yollarına başvurulmasının ardından onanmıştır.
Hukuki Değerlendirme — 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. Maddesi: Hükümet, Valle Pierimpiè’nin uzun yıllar boyunca Devlet malı olduğu ve dolayısıyla satılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, başvuranın 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin anlamı dahilinde asla bir “mülk” sahibi olmadığı kanaatine varmıştır. Ancak; Mahkeme söz konusu hükmün anlamı dahilinde bir “mülkün”, tapusundan feragat edilmesi durumunda dahi mevcut olduğunun söylenebileceğine; ancak bunun koşulunun bu türden bir feragat öncesindeki maddi ve hukuki durumun başvuranın mülkiyet haklarıyla bağlantılı olarak, Sözleşme ile korunan önemli bir çıkar teşkil eden meşru bir beklenti içerisine girmesini sağlayacak nitelikte olması olduğunu belirtmiştir. Başvuran şirketin bu türden çıkarları bulunduğuna yönelik birtakım göstergeler bulunmuştur. İlk olarak, başvuran şirket noterlikçe kayıtlı olduğu üzere mülke ait resmi bir tapuya sahipti ve ikinci olarak, balık derelerinin tapularının kişilere verilmesi ve bu alanların işgal edilmesinin ve kullanılmasının hoş görülmesi konusunda süregelen uygulamadan ötürü başvuran şirket meşru bir beklenti içerisine girebilirdi; son olarak ise, alan başvuran şirketin faaliyet alanı olup, buradan elde edilen kâr şirketin ana gelir kaynağını teşkil etmekteydi. Dolayısıyla 1 Protokol’ün 1. maddesi uygulanabilir olmuştur.
Başvuranın mülkü Devlet tarafından alınmış ve başvuran şirket mülkün tapusuna dair hak iddia etmeye yönelik tüm olanaklardan feragat etmiştir. Valle Pierimpiè’de balık yetiştiriciliği faaliyetlerine devam edebilmek için şirketin ruhsat başvurusunda bulunması ve ruhsatı alabildiği takdirde kira veya tazminat ödemesi gerekmekteydi. Dolayısıyla başvuran şirketin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkına, 1 Ek Protokol’ün 1. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin anlamı dahilinde mülkiyetten “yoksun bırakma” teşkil eden bir müdahalede bulunulmuştur.
Başvuranın “mülkünün” Devlet mülkiyetinde olduğunun beyan edilmesinin İtalyan hukukunda yeterli yasal dayanağı bulunmuştur. Balık deresinin kamu deniz alanına dahil edilmesi, çevreyi ve gölün ekosistemini koruma ve kamu deniz alanının kamu kullanımına tahsis edilmesini sağlama konularında kamu yararına meşru bir hedef izlemiştir.
Başvurana mülkiyetinden yoksun bırakılmasına ilişkin olarak herhangi bir tazminat verilmemiştir. Tam tersine, başvuranın Valle Pierimpiè’yi hukuka aykırı olarak işgal ettiği gerekçesiyle tazminat ödemesine hükmedilmiştir. Her ne kadar tazminat miktarı ayrı hukuk yargılamalarında belirlenecek olsa da, başvuran şirket tazminatın, iflasına neden olabilecek bir tutar olan yirmi milyon avro kadar yüksek bir meblağ olabileceğini iddia etmiştir. Hükümet bu iddiaya itiraz etmemiş ve tazminatın 1984 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Bu da miktarın oldukça yüksek olacağının bir göstergesi olmuştur.
Ayrıca somut davada mülkiyet hakkının Devlet tarafından kazanılmasının, ekonomik reform veya sosyal adalet tedbirlerine dayalı olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, dava dosyasında yetkililerin balık deresinin kamu deniz alanına devredilmesinin, derenin başvuran şirketin iş faaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde yürüttüğü alan olmasından ötürü “işi için gerekli olan” alanı kaybetmesine neden olduğunu dikkate aldıklarını ortaya koyan herhangi bir emare bulunmamıştır.
1989 tarihinden itibaren başvuran şirketin, Devlet’in Valle Pierimpiè’nin Devlet deniz alanına ait olduğunu düşündüğünden ve faaliyetlerinin buna göre başka bir yerde sürdürülmesi gerektiğini değerlendirdiğinden haberdar olduğu doğrudur. Ayrıca, şirketin belirli bir ücret ödemek suretiyle balık deresini kullanmaya devam etmesi olasılığı ortadan kaldırılmamıştır. Ancak; balık yetiştiriciliği için alternatif bir alan satın almanın güç olması ve bir ücret ödemek gibi önemli masraflar doğurması olasıydı. Yetkililer müdahalenin mali etkisini azaltmaya yönelik herhangi bir girişimde bulunmamışlardır. Mevcut davada başvuranın iyi niyetli davranmadığını ortaya koyan herhangi bir delil bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, özellikle karşı tarafa zarar vermeye yönelik hareket edildiği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla, herhangi bir tazminat verilmeksizin yapılan ve başvurana ek bir külfet yükleyen müdahale, izlenen meşru hedefle açıkça orantısız olmuştur. Bu nedenle Devlet söz konusu olan kamu çıkarları ve özel çıkarlar arasında adil bir denge tutturmamış olup, başvuran aşırı ve yerine getirilmesi mümkün olmayan bir sorumluluk altına sokulmuştur.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminat olarak 5.000 avro ödenmesine hükmedilmiştir; maddi tazminata ilişkin adil tazmin konusu henüz karara bağlanmamıştır.
Full & Egal Universal Law Academy