Olaylar – Şubat 2001’de başvuran, 2001 yılı Ocak ve Şubat aylarında beş ayrı kez partneri tarafından dövüldüğü iddiasıyla, şahsî dava açmak üzere bölge mahkemesine başvurmuştur. Ocak 2002’de Mahkeme, başvuranın şikâyetini, yargılama öncesinde kendi soruşturmasını başlatmasını emrederek, savcılığa sevk etmiştir; başvuranın partneri, başvuranın vücuduna sistematik olarak küçük çaplı zarar vermekle itham edilmiştir. Soruşturma, delil yetersizliğinden, polis görevlisi incelemeciler tarafından iki kez durdurulmuş; ancak yeterince kapsamlı olmadığı gerekçesiyle yapılan itirazlar üzerine her defasında yeniden açılmıştır. Mayıs 2003’te yapılan bir yasal düzenleme, davanın kamu menfaatini ilgilendirmemesi veya mağdurun kendi haklarını savunabilecek durumda olması halinde, küçük çaplı bedensel hasarlara ilişkin davaların bundan böyle bizzat mağdur tarafından açılması gerektiği anlamına geldiğinden, savcı, soruşturmayı Haziran 2005’te durdurmuştur. Bölge mahkemesi, bu kararı onaylamıştır. Başvuran, şahsî bir dava açmak üzere yeni bir talepte bulunduğunda, dava zamanaşımına uğradığından, söz konusu talep esas bakımından incelenmeden reddedilmiştir.
Hukuk - 3. Madde: Başvuran, Hükümet’in 3. madde gereğince sahip olduğu pozitif yükümlüğü yerine getirmesini gerektirecek asgarî şiddet seviyesine ulaşacak derecede ciddî kötü muameleye uğramıştır. Bu sonuca varırken, Mahkeme, başvuranın maruz kaldığı (yüzde ile vücutta morarmalar ve çizikler biçimindeki) fiziksel yaraları, söz konusu şiddetin bir ayda beş kez olmak üzere belli bir süre devam etmesiyle kötüleşen durumu ve başvuranın maruz kaldığı korku ve çaresizlik duygularını göz önünde bulundurmuştur. Bu son husus ile ilgili olarak, psikolojik etkinin, aile içi şiddetin önemli bir yönü olduğuna dikkat çekmiştir.
Devamında, Mahkeme, ulusal hukuk sisteminin ve bilhassa yürürlükteki ceza hukukunun, 3. madde tarafından teminat altına alınan hakları, uygulamada ve etkili bir biçimde koruyup koruyamadığını incelemiştir. Mahkeme, söz konusu zamanda, küçük çaplı bedensel zarar vermeyi suç olarak kabul etmesi bakımından, Litvanya hukukunun, yeterli bir düzenleyici çerçeve sağladığına kanaat getirmiştir. Her ne kadar 1 Mayıs 2003 tarihinden itibaren bu tür suçların kovuşturması, ancak mağdurun şikâyeti üzerine yapılabilmekteydiyse ve mağdur böylelikle kendi kendisinin savcısı haline gelmekteydiyse de, savcı, suçun kamu menfaatini ilgilendirmesi veya mağdurun kendi çıkarlarını koruyamaması durumunda, ceza soruşturması başlatma hakkını saklı tutmuştur.
Başvuranın davasında, hukukun ne şekilde uygulandığı ile ilgili olarak, başvuran, şahsî dava açmak için neredeyse hiç zaman kaybetmeden bölge mahkemesine başvurmuş ve her bir vakaya ilişkin net açıklamalar ve tanık isimleri sunmuştur. Yetkililer, her ne kadar başlangıçta fazla gecikmeden harekete geçmişse de, başvuranın partneri mahkemeye gelmemeye devam edince, dava savcılığa sevk edilmiştir. Bunun ardından, soruşturma iki kez delil yetersizliğinden sonlandırılmış ve ancak kıdemli savcıların soruşturmanın yeterince kapsamlı olmadığına karar verilmesini müteakip tekrar açılmıştır. Bu durum, Devlet tarafında ciddî bir kusur olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Ayrıca, mevzuatın Mayıs 2003’te değişmesine rağmen, savcı davayı şahsî dava açması için başvurana geri göndermeye yalnızca Temmuz 2005’te, yani yasa reformundan iki sene sonra karar vermiştir. Bu karar, davanın zaman aşımına uğrama riski olmasına ve reformdan sonra dahi, kamu menfaatini ilgilendirmesi durumunda savcının soruşturma yapmasının mümkün olmasına rağmen onaylanmıştır. Bu kararın bir sonucu olarak ve başvuranın gecikmeksizin hareket geçmiş olmasına karşın, şahsî dava başvurusu zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Somut davaya konu uygulamalar ve ceza hukuku mekanizmalarının uygulanış biçimi, bu nedenle, başvurana yeterli koruma sağlamamıştır.
Sonuç: ihlâl (bire karşı altı oyla).
41. Madde: Manevî tazminat olarak 5.000 avro.
(Ayrıca bakınız: Opuz /Türkiye, no. 33401/02, 9 Haziran 2009, Bilgi Notu no. 120; Sandra Janković / Hırvatistan, no. 38478/05, 5 Mart 2009, Bilgi Notu no. 117; Hajduova / Slovakya, no. 2660/03, 30 Kasım 2010, Bilgi Notu no. 135; Kalucza / Macaristan, no. 57693/10, 24 Nisan 2012 ve Đorđević / Hırvatistan, no. 41526/10, 24 Temmuz 2012, Bilgi Notu no. 154)
Full & Egal Universal Law Academy