Vamvakas / Yunanistan – 2870/11 - 09.04.2015 tarihli karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuran 2009 yılının Haziran ayında, bir bankanın zararına olacak şekilde, dolandırıcılık ve sahtecilikten yedi yıl hapis cezasına mahkûm eden Ceza İstinaf Mahkemesi kararına karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2010 yılının Ocak ayında, cezaevinde olan başvuranın talebi üzerine, Yargıtay Başkanı yargılamalarda kendisini temsil etmesi için bir avukat tayin etmiştir.
Yargıtay, Şubat 2010 tarihli kararıyla, zamanında ve gerekli şekilde duruşmaya davet edilen başvuranın duruşmada yer almaması nedeniyle, temyiz başvurusunu reddetmiştir. Başvuranın ifadelerine göre başvuran, cezaevindeyken tayin edilmiş olan avukatla görüşmüştür. Avukat ise kendisine, duruşmada yer alacağı konusunda taahhütte bulunmuştur. Ancak avukat duruşmaya katılmamış ve duruşmanın ne öncesinde ne de sonrasında, başvurana duruşmaya neden katılmadığı konusunda herhangi bir bilgi vermemiştir.
Hukuki değerlendirme- Madde 6 § 3 (c) ile bağlantılı olarak madde 6 § 1: Yargıtay yargılamalar sırasında başvuranı temsil etmesi için bir avukat tayin etmiştir.
Özellikle resmi olarak tayin edilmiş bir avukat bir davaya ilişkin olarak eylemde bulunmamaya karar vermesi veya duruşmada yer almasının engellenmesi durumunda, tayin eden makamı durum hakkında bilgilendirmesi ve müvekkilinin hakları ve çıkarlarının korunması amacıyla, bir aciliyet meselesi olarak gerekli olan her şeyi yerine getirmelidir.
Başvuranın avukatı, görevini yerine getiremeyeceğini hiçbir zaman açıklamamıştır.
Yunan hukuku kapsamında, hukuki bir sorun temelinde gerçekleştirilen temyizi kabul edilemez bulan bir kararın bozulmanın imkânsız olmasından dolayı; avukatın resmi olarak görevlendirilmesinin ardından duruşmada yer almamasının gerekçelerini araştırmak ve başvuranın çıkarlarının korunmasını sağlamak Yargıtay’ın görevidir.
Başvuranın avukatının, erteleme talebinde bulunmaksızın (başvuranın ileri sürdüğü gibi, bu tür bir talep kanuna aykırı olarak yapılmış olsa dahi), görevlendirilmesinden bir ay üç gün sonra gerçekleştirilen duruşmada yer almaması yetkili makamların pozitif tedbirler almasını gerektiren “açık bir yükümlülüğü yerine getirmeme” durumu oluşturur. Yargıtay, hukuki bir sorun temelinde gerçekleştirilen temyizi reddetmekten ziyade durumu açıklığa kavuşturmak amacıyla yargılamaları ertelemeliydi.
Duruşmanın ertelenmesi yönünde herhangi bir temasta bulunulmadığı veya geçersiz bir talepte bulunulduğu gibi koşullar dikkate alınmaksızın; yetkili mahkemenin, başvuranın savunma haklarına ilişkin olarak uygulamada ve etkin bir şekilde saygı gösterilmesini sağlama konusunda pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Durum bu şekilde olmadığından dolayı; Mahkeme, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin gerekliliklerinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: Manevi tazminata ilişkin olarak 2.000 avro.
Full & Egal Universal Law Academy