Varga ve Diğerleri / Macaristan – 14097/12 et al. - 10.3.2015 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Başvuranlar, 3 metre kareden az bir yaşam alanı olan, lavabosunun yaşam alanından sadece bir perdeyle ayrıldığı, yaşam alanlarında böceklerin olduğu ve yeterli havalandırma ve uyku olanağının olmadığı hücrelerde tutuklu bulunmuş ve hâlihazırda bulunmakta olan hükümlülerdir. Ayrıca, duş alma olanakları çok kısıtlıolup, hücrelerinin dışında çok az vakit geçirebilmektedirler.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 3 ile birlikte madde 13: Hükümet, tutukluluk koşullarına ilişkin olarak başvuranların iki kez başvuruda bulunduklarını belirtmiştir: kişisel hakların ihlaline ilişkin olarak açılan tazminat davası ve cezaevi yöneticisine ve Cumhuriyet savcısına yapılan şikâyet. Ancak, Mahkeme’ye göre, söz konusu hukuk yollarının hiçbiri etkili bir iç hukuk yolunun gerektirdiklerini karşılamamıştır. İlki, erişilebilir olmasına rağmen, uygulamada etkili değildir; çünkü davacılara kötü tutukluluk koşulları yaşadıkları süre için yeterli tazmini sağlamamıştır. İkinci hukuk yolunun ise uygulamada önleyici bir etkiye sahip olduğu tatmin edici bir şekilde gösterilmemiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 3: Başvuranların şu anda veya daha önce tutuldukları cezaevlerinin aşırı kalabalık olduğu, İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (“CTP”) tarafından daha önce belirlenmiş , ancak bu konu Hükümet tarafından ele alınmamıştır. Mahkeme, başvuranların tutukluluklarına ilişkin hijyen ve mahremiyet eksikliği ve aşırı kalabalık nedeniyle kişisel alanın azlığı gibi bir çok yönünün, tutukluluk koşullarının 3. maddenin sağladığı sınırın çok üzerinde olduğunu gösterdiğine hükmetmiştir. Ayrıca, dördüncü başvuranın durumunda, yaşam alanının olmayışı kendi başına Sözleşme’ye aykırı bir durum teşkil etmektedir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 46: Birçok davada belirtildiği gibi[1] Macaristan’da tutukluluk koşullarına ilişkin sorunların devamlı mahiyette olduğu, bu durumdan etkilenen veya etkilenme olasılığı olan çoksayıda kişi ve söz konusu kişilere ulusal hukuk düzeyinde acil ve uygun tazminin sağlanması gerekliliği göz önüne alındığında, Mahkeme, pilot karar usulünü uygulamanın uygun olduğu görüşündedir.
Bu nedenle, davalı Hükümet, ivedilikle önleyici ve tazmin edici mahiyette ve cezaevinde bulunan aşırı kalabalıktan kaynaklanan Sözleşme ihlallerini etkili bir şekilde tazmin eden etkili bir hukuk yolu veya yolları sağlamaya davet edilmiştir.
Önceki davalarda belirtilen genel ve özel tedbirleri hatırlatan Mahkeme, aşırı kalabalık sorununa en uygun çözümün, hapis cezası dışındaki tedbirlere daha sık başvurarak ve duruşma öncesi tutukluluğu en aza indirerek tutuklu sayısını azaltmak olduğunu vurgulamıştır. Bu kapsamda, Mahkeme, Devletleri, savcıları ve hâkimleri tutukluluğa alternatif yaptırımları mümkün olduğu kadar çok kullanmaları ve cezai siyaseti tutukluluğun azaltılması yönünde değiştirmeleri konusunda teşvik etmeye davet eden Bakanlar Komitesi tavsiye kararlarına işaret etmiştir. Önleyici ve tazmin edici başvuru yollarına ilişkin olarak, hapis cezasında süre azaltımı açık ve ölçülebilir bir şekilde yapıldığında, kötü tutukluluk koşulları için yeterli giderimi sağlayacaktır.
Söz konusu önerilerin uygulanması için belirli bir süre öngörülmemesine rağmen, Hükümet, karar kesinleştikten sonra altı ay içinde ilgili başvuru yollarını sunmak için mümkün olan en kısa sürede harekete geçmelidir. İlgili tedbirlerin uygulanmasına ilişkin benzer davaların incelenmesini birleştirmenin uygun olmayacağına karar verilmiştir.
Madde 41: her bir başvurana manevi tazminat olarak 3,400 avro ile 26,000 avro arasında değişen miktarların ödenmesine karar verilmiştir.
(Ayrıca bk.,Tutukluluk koşulları ve hükümlülerin maruz kaldığı muamele başlıklı Tematik Bilgi Notu)
[1]Szél / Macaristan, 30221/06, 7 Haziran 2011; IstvánGáborKovács / Macaristan, 15707/10, 17 Ocak 2012; Hagyó / Macaristan, 52624/10, 23 Nisan 2013; ve Fehér / Macaristan, 69095/10, 2 Temmuz 2013.
Full & Egal Universal Law Academy