AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
VAROL VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 21453/10)
KARAR
STRAZBURG
7 Haziran 2022
İşbu karar kesinleşmiştir. Bazı şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Varol ve diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Gilberto Felici,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm);
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan başvuruyu (21453/10 no.lu), on üç Türk vatandaşının (“başvuranlar”) (başvuranların listesi ve ilgili açıklamalar ekte bulunan tabloda yer almaktadır) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca 30 Mart 2010 tarihinde Mahkemeye başvurmasını;
Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında sunulan şikâyetin, Türkiye temsilcisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığında İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun belirtilmesi yönündeki kararı;
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
17 Mayıs 2022 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Mevcut başvuru, kamulaştırma işlemi uygulanmaksızın ve başvuranlara herhangi bir tazminat ödenmeksizin, ilgililere ait olan taşınmazların askeri makamlar tarafından işgal edilmesiyle (askeri güvenlik bölgesi) ilgilidir.
2. İlgililer, Oltu’da (Erzurum) bulunan iki taşınmazın ortak malikleridirler. Taşınmazlar, tapu sicilinde şu parsel numaralarıyla kayıtlıdır:
- 106 ada, 1 parsel (4.839,46 m2);
- 106 ada, 5 parsel (3.148,22 m2).
3. Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 1987 yılında Oltu Belediyesine, askeri güvenlik bölgesinde inşaat yapılmasının yasaklanması yönündeki kararını bildirmiştir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı, bu bölgede yer alan taşınmazların satışının izne tabi olduğunu eklemiştir. Tapu siciline, başvuranların taşınmazlarının askeri güvenlik bölgesinde yer aldığını belirten bir şerh eklenmiştir.
4. Askeri güvenlik bölgesinde, 1989 yılında bir roketatar mermisi patlamış ve bu patlama, özellikle bir çocuğun ölümüne sebep olmuştur. Dolayısıyla söz konusu bölge, dikenli tel ile çevrilmiştir.
5. Tapu siciline 1987 yılında konulan şerh, 1999 yılında kaldırılmıştır. Askeri güvenlik bölgesinde yer alan taşınmazların yabancı uyruklu kişilere satılmasının yasaklandığına dair yeni bir şerh eklenmiştir. Ardından bu ifade, tapu sicilinden kaldırılmıştır.
6. Başvuranlar, 2000 yılında, taşınmazlarına askeri makamlar tarafından kamulaştırmasız el atılması nedeniyle maruz kaldıklarını belirttikleri zarara ilişkin tazminat ödenmesi amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmışlardır.
7. Başvuranların talebi haklı bulunmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesi, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vererek, bu inceleme temelinde, ihtilaf konusu arazinin 1987 yılından beri askeri güvenlik bölgesi içerisinde yer aldığını, askeri makamların söz konusu bölgeye idari binalar ve nöbetçi kulübeleri inşa ettiğini, bölgeye giriş için kullanılan ana ve tali yolların kapatıldığını ve bu bölgede inşaat ve tarım faaliyetlerinin yasaklandığını tespit etmiştir. Sonuç olarak Asliye Hukuk Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak, ihtilaf konusu arazinin Hazine adına tescil edilmesi karşılığında başvuranların tazminat alma hakkı bulunduğuna hükmetmiştir.
8. Ardından Yargıtay, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararı bozmuştur. Yargıtay, idarenin ihtilaf konusu mülkler hakkındaki el atma uygulamasının kalıcı olmadığı kanaatine varmıştır.
9. Yargıtay kararının üzerine, Asliye Hukuk Mahkemesi, ilk verdiği kararda direnmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi, idarenin başvuranların mülkiyeti olan taşınmazlara el attığı kanısına varmıştır.
10. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu kararı bozmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, şüphesiz, ihtilaf konusu mülklere idare tarafından el atılmasının söz konusu olduğunu, ancak bu durumun geçici olduğunu ve dolayısıyla, kamulaştırma tespitine yol açacak nitelikte bir mülkiyetten yoksun bırakmanın söz konusu olamayacağını belirtmiştir.
11. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararına uymuş ve başvuranların taleplerini reddetmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat ödenmesine ilişkin koşulların bir araya gelmediği kanaatine varmıştır. Bu karar, Yargıtay tarafından onanmıştır.
12. Başvuranlar, 2004 yılında, Asliye Hukuk Mahkemesinde ecrimisil davası açmışlar ve idare tarafından taşınmazlarının işgal edilmesi nedeniyle alamadıkları kira bedeline tekabül eden bir tazminat talebinde bulunmuşlardır.
13. Bu dava hakkında kendisine başvurulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, söz konusu bölgenin askeri bölge olarak sınıflandırıldığını ve dikenli tel ile çevrili olduğunu, burada inşaat yapılmasının yasaklandığını, bölgeye giriş için kullanılan ana ve tali yolların kapatıldığını ve dolayısıyla, bu bölgede yer alan taşınmazların maliklerinin, söz konusu geçici durumun devam ettiği süre boyunca, mülklerinden özgürce faydalanamadıklarını tespit etmiştir. Dava dosyası, başvuranların hak ettikleri tazminat miktarının hesaplanması için Asliye Hukuk Mahkemesine geri gönderilmiştir.
14. Başvuranlar, Asliye Hukuk Mahkemesi önünde, arazilerine el atılmasının tespit edildiğini ve özellikle yetkili idarenin, kendilerine uğradıkları zararın gerçek miktarına ilişkin bir değerlendirme yapılmasını muhtemel kılan herhangi bir belge sunmasını talep ederek, ilgili hâkimin sadece genel soruşturma yetkilerini kullanması ve kanaat oluşturmalarını sağlayacak unsurları yasal yollarla kendilerine sağlamak için her türlü tedbiri alması gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
15. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2008 yılında, başvuranların, idare tarafından taşınmazlarının işgal edilmesinin başlangıç tarihine veya maruz kaldıklarını iddia ettikleri zararın miktarına ilişkin herhangi bir delil sunamadıkları gerekçesiyle, ilgililerin taleplerini reddetmiştir.
16. Bu karar, Yargıtayın 30 Eylül 2009 tarihinde verdiği onama kararı ile kesinleşmiştir.
17. Başvuranlar, idareyi, usulüne uygun şekilde bir kamulaştırma kararı verilmeksizin ve kendilerine en küçük bir tazminat ödenmeksizin, taşınmazlarını işgal etmekle suçlayarak, mülkiyete saygı haklarının ihlal edilmesinden şikâyet etmektedirler. Başvuranlar, davanın koşullarında, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini belirtmektedirler.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
18. Başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin olarak, Mahkeme, başvuranların şikâyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler sunduklarını ve Mahkemenin davanın incelenmesi için gerekli unsurlara sahip olduğunu gözlemlemektedir. Dolayısıyla, ilgililerin mevcut davada, bireysel başvuru haklarını kötüye kullandıkları kanısına varılamayacaktır.
19. Mahkeme aynı zamanda, başvuranların mağdur sıfatına ilişkin olarak Hükümet tarafından ileri sürülen ilk itirazı reddetmektedir.
20. Mahkeme ayrıca, ilgililerin haklarını ileri sürmek için Türk hukuk sisteminin kendilerine sunduğu bütün hukuk yollarını kullandıkları kanaatine varmaktadır. Başvuranların iç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından ve kesinleşmiş ulusal karar tarihinden itibaren altı aylık bir süre içinde Mahkemeye başvurmaları nedeniyle, başvuru süresinden sonra sunulmamıştır.
21. Mahkeme, başvuranların şikâyetlerinin, Sözleşme’nin 35. maddesinde belirtilen başka bir gerekçeyle açıkça dayanaktan yoksun ve kabul edilemez olmadığını tespit ederek, bunların kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
22. Mahkeme, davanın esasına ilişkin olarak, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin yapısına, bu hükmün içerdiği üç ayrı kurala ve kamulaştırma işleminin yerine getirmesi gereken koşullara ilişkin yerleşik içtihadına atıfta bulunmaktadır (bk. diğer birçok karar arasında, Vistiņš ve Perepjolkins/Letonya [BD], no. 71243/01, §§ 93-94, 25 Ekim 2012).
23. Mahkeme daha önce, idarenin resmi kamulaştırma kurallarını geçersiz kılmasına izin veren kamulaştırmasız el atma uygulamasının, kişileri öngörülemeyen ve keyfi bir sonuçla karşı karşıya bırakma riski taşıdığına ve bu uygulamanın yeterli bir hukuki güvenlik derecesi sağlayamadığına veya usulüne uygun bir kamulaştırma işlemine alternatif bir yol teşkil edemeyeceğine hükmetmiştir (Scordino/İtalya (no. 3), no. 43662/98, § 89, 17 Mayıs 2005, Guiso‑Gallisay/İtalya, no. 58858/00, § 87, 8 Aralık 2005, Sarıca ve Dilaver/Türkiye, no. 11765/05, § 43, 27 Mayıs 2010 ve Halil Göçmen/Türkiye, no. 24883/07, § 32, 12 Kasım 2013).
24. Mahkeme daha önce, aynı askeri güvenlik bölgesiyle ilgili benzer olgu ve şikâyetleri içeren bir davayı incelediğini hatırlatmaktadır. Bu davada (Yavuz Özden/Türkiye, no. 21371/10, 14 Eylül 2021), Mahkeme, idarenin başvuran Özden’in taşınmazına geçici bir süreyle de olsa el attığı; ilgilinin, ihtilaf konusu süre boyunca idare tarafından taşınmazının işgali sebebiyle mülkünden yoksun bırakıldığı; Özden’in, söz konusu mülke ilişkin tapu belgesi hiçbir zaman resmi olarak iptal edilmemiş olsa da, yine de, tapuya bağlı tüm ayrıcalıklardan belirsiz bir süreyle mahrum bırakıldığı ve bu nedenle, söz konusu sürenin sona ermesiyle ilgili herhangi bir somut beklentisinin olmadığı ve son olarak, Hükümetin devam eden bu durum karşısında tazminat ödenmemesini haklı göstermek için herhangi bir istisnai koşulu ileri sürmediği kanaatine varmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında, Mahkeme bir yandan, söz konusu durumun idareye, başvuran Özden’in zararına olacak şekilde, taşınmazın yasaya aykırı olarak işgalinden istifade etme imkânı verdiği; diğer yandan, bu ihtilaf konusu müdahalenin yasallık ilkesiyle uyumlu olmadığı ve başvuranın mülkiyetine saygı gösterilmesi hakkını ihlal ettiği kanaatine varmıştır. Son olarak, Devlet tarafından uygulamaya konulan yasal çerçevenin, ilgiliye, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesiyle güvence altına alınan haklarına saygı gösterilmesine imkân tanıyan bir mekanizmayı sağlayamadığı kanısına varmıştır.
25. Mahkeme, somut olayda da aynı tespite ulaşmaktadır. Nitekim Mahkeme, Yavuz Özden kararında (yukarıda anılan) varılan sonuçlardan uzaklaşılmasına imkân veren herhangi bir unsur veya iddia tespit etmemektedir.
26. Sonuç olarak, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
27. Başvuranlar, maruz kaldıkları kanısına vardıkları maddi zarar bağlamında 200.000 Türk lirası (TRY) ve manevi zarar bağlamında 200.000 TRY talep etmektedirler.
28. Mahkeme, davanın koşullarında, başvuranlar tarafından maruz kalınan zararın değerlendirmesinin karmaşık olduğunu ve Mahkemenin bu sorunu makul bir şekilde çözmesini sağlayabilecek bütün araçlara sahip olmadığını saptamaktadır.
29. Dolayısıyla Mahkeme, Kaynar ve diğerleri/Türkiye kararına (no. 21104/06 ve diğer 2 başvuru, 7 Mayıs 2019) atıfta bulunarak ve mevcut davada, ulusal makamların, ilgililerin maruz kaldıkları zararı değerlendirmek için daha iyi bir konumda bulundukları ve Sözleşme’nin ihlaline son vermek ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeterli hukuki ve teknik imkânlara sahip oldukları kanısına vararak, zararın tazmini hususunun Tazminat Komisyonuna gönderilmesine karar vermektedir.
30. Bu nedenle, davanın Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması hususuna ilişkin kısmının kayıttan düşürülmesi gerekmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;Davanın Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması hususuna ilişkin kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, ardından Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince 7 Haziran 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdürü Başkan
EK
Başvuranların Listesi
21453/10 No.lu Başvuru
No.
Adı SOYADI
Doğum Yılı
Uyruğu
İkamet Yeri
1.
Yavuz VAROL
1954
Türk
Erzurum
2.
Dilek ASLAN (DÜZ)
1966
Türk
Erzurum
3.
Fatma ASLAN
1960
Türk
Erzurum
4.
Talip ASLAN
Belirtilmemiş
Türk
Erzurum
5.
Mine CENGİZ
1958
Türk
Erzurum
6.
Fatma ÇİMEN
1971
Türk
Erzurum
7.
Fazilet GEZER
Belirtilmemiş
Türk
Erzurum
8.
Adem VAROL
1976
Türk
Erzurum
9.
İbrahim VAROL
1964
Türk
Erzurum
10.
Mustafa VAROL
1974
Türk
Erzurum
11.
Salih VAROL
Belirtilmemiş
Türk
Erzurum
12.
Salim VAROL
1981
Türk
Erzurum
13.
Yunus VAROL
1959
Türk
Erzurum