Olaylar — Başvuran, 2000 yılında, hafif bir suçtan yargılanmış ve kararın nihaileşmesinin ardından on beş gün içinde adli para cezası ödemesine hükmedilmiştir. Zamanında ödeme yapmadığı takdirde adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği konusunda bilgilendirilmiştir. 2001 yılının Kasım ayında, ilk derece mahkemesi başvuranın adli para cezasını ödemesine ve ödeme yaptığına dair kanıt sunması için mahkemenin huzuruna çıkmasına hükmetmiştir. 2002 yılının Şubat ayında, adli para cezası iki günlük hapis cezasına çevrilmiştir. Altı gün sonra, başvuran para cezasını ödemiş, fakat ilk derece mahkemesi önünde ödeme yaptığına dair kanıt sunmamıştır. 28 Ekim 2002 tarihinde, gerekli kanıtı sunduktan sonra bir sonraki gün serbest bırakılmadan önce tutuklanmıştır.
Hukuki Değerlendirme —5 § 1 (b) Madde: Mahkeme, iki meseleyi incelemek zorundadır: adli para cezasının hapis cezasına çevrildikten sonra ödenmesinin başvuranın daha sonra tutuklanmasını yasalara aykırı hale getirip getirmediğini ve başvuranın para cezasını ödediğine dair mahkemeye herhangi bir kanıt sunamamasının tutuklanması için gerekçe teşkil edip edemeyeceğini.
İlk meseleye ilişkin olarak, bir adli para cezasının kısmi ödemesine ilişkin duruma benzer olmayarak, ödenmediği takdirde hapis cezasına çevrilen para cezasının daha sonra tamamının ödenmesi durumunda uygulanacak herhangi bir kural bulunmamaktadır. Kısmi ödemeye ilişkin mevzuat uyarınca, para cezasının ödenmemiş kısmı hapis cezasına çevrilebilir, fakat para cezası daha sonra ödenirse söz konusu ceza sona erdirilir. Bu kuralın başvuranın davasına uygulanmaması için herhangi bir neden bulunmamaktadır, çünkü başvuranın serbest bırakılmasına ilişkin karardan anlaşıldığı üzere başvuran ödeme yaptığına sunduğu kanıta dayanarak serbest bırakılmıştır. Bu koşullar altında, Sözleşme’nin 5 § 1 (b) maddesi uyarınca başvuranın tutuklanmasının dayandırıldığı gerekçe, başvuranın adli para cezasını ödeme kararına uygun davrandığı anda sona ermiştir.
İkinci meseleye ilişkin olarak, başvuran, yapmak zorunda olmasına rağmen, ilk derece mahkemesini ödeme yaptığı konusunda bilgilendirmemiştir. Bu duruma işaret eden ilk derece mahkemesi, başvuranın daha sonra yakalanıp tutuklanmasına ilişkin olarak Devletin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varmıştır. Fakat başvuranın ödeme yaptığına dair mahkemeye bilgi vermesi gerektiğine işaret eden herhangi bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Ayrıca, tutuklama kararı verildikten yaklaşık sekiz ay sonra yakalanmış ve tutuklanmıştır ve para cezasını ödemiştir, fakat Maliye Bakanlığı ilk derece mahkemesine ödemeye ilişkin bilgi vermemiştir. Başvuranın, ilk derece mahkemesini yaptığı ödemeden haberdar etmemesi gerekçesiyle, davalı Devlet mahkemece verilmiş para cezasının ödemesine ilişkin etkin bir kayıt sistemi kullanma yükümlülüğünden muaf tutulamaz. Bir kişinin özgürlüğü söz konusu olduğu durumlarda karar alma sürecinde davanın ilgili bütün koşulları göz önüne alınmalıydı. Başvuranın özgürlük hakkının önemi, davalı Devletin, başvuranın özgürlüğünün haksız yere kısıtlanmasının önlenmesi için, gerekli bütün tedbirleri almasını gerektirmektedir. Bu bilgiler göz önüne alındığında, başvuranın tutukluluk hali, Sözleşme’nin 5 § 1 (b) maddesine aykırıdır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminat olarak 1,500 avro.
Full & Egal Universal Law Academy